Written by 08:48 POLITIKA

Kuzey Denizi ‘enerji denizi’ne çevriliyor

Avrupa’nın artan enerji ihtiyacı konusunda, Rusya ve ABD’den bağımsızlaşma ve alternatif arayışları devam ediyor. Kuzey Denizi’ne (Nordsee) kıyısı bulunan 9 ülke ve AB’nin hükümet başkanları ve enerji bakanları; AB Komisyonu ve NATO ile birlikte 26 Ocak’ta Hamburg’da düzenledikleri Kuzey Denizi Zirvesi’nde bölgenin dev bir enerji parkına dönüştürülmesi konusunda anlaşmaya vardı. Hamburg Belediye Binası’nda gerçekleşen ve artık gelenekselleşen üçüncü “Kuzey Denizi Zirvesi”nde, 100’den fazla şirket temsilcisi deniz üstü (offshore) rüzgar enerjisinin genişletilmesini görüştü.

UKRAYNA SAVAŞI SONRASINDA ENERJİ ARAYIŞI

İlk olarak 18 Mayıs 2022’de Danimarka’nın Esbjerg kentinde yapılan Kuzey Denizi Zirvesi’nin ikincisi 2023 baharında Belçika’nın Oostende kentinde düzenlenmişti. Bu ikinci zirvede, 2050 yılına kadar Kuzey Denizi’nde toplam 300 gigavat kapasiteli offshore rüzgar enerjisi santralleri kurulması kararlaştırılmıştı. O dönemde bunun yaklaşık 900 TWh elektrik üretimine denk geleceği ve tüm kıyıdaş ülkelerinin ihtiyacının çok üzerinde olacağına dikkat çekilmişti. Hamburg’daki zirvede bu hedef bir kez daha teyit edildi ve katılımcı devletler, rüzgar enerjisi sektörü ile şebeke operatörleri arasında ortak bir yatırım paktı imzalandı. Sektöre; değiştirilmiş ihale usulleri, alım garantileri ve 2030 sonrasını da kapsayan yatırım güvenliği ile risklerin hafifletilmesi sözü verildi. Rüzgar parklarının ve elektrik şebekelerinin sınır ötesi projelendirilmesi ve kritik altyapıların korunması için devlet garantileri de bu sürece destek olacak. Sektör temsilcileri, 9,5 milyar euroluk yeni yatırımı ve 91 bin ek istihdamın yanı sıra elektrik üretim maliyetlerinde yüzde 30 ucuzlama vaat ediyor. Bunun başarılıp başarılmayacağı ise belirsiz.

ALMANYA ROL OYNAMAK İSTİYOR

Almanya Federal Ekonomi Bakanı Katherina Reiche ve Başbakan Friedrich Merz, Kuzey Denizi’ni “dünyanın en büyük temiz enerji havzası” haline getirme heveslerini yinelediler. Başbakan Merz, zirve kararlarıyla Avrupa’nın “daha bağımsız, dirençli ve rekabetçi” olacağını iddia etti. 2050 yılına kadar devasa rüzgar enerjisi yatırımları için yol açılırken, Merz aynı teknolojiyi sadece 30 yıllık bir “geçiş çözümü” olarak tanımladı.

Zirvenin bir diğer konusu olan “geleceğin enerji taşıyıcısı” yeşil hidrojen üretimi için rüzgar enerjisinin kullanılması fikri öne çıkarıldı. Binlerce yeni rüzgar türbini ve gerekli altyapı için hammadde ve parçaların nereden tedarik edileceği konusu, “bağımsızlık” vurgusuna rağmen belirsiz kaldı.

NATO DA SÜRECİN PARÇASI OLDU

Bu tür genişleme ve şebeke kurma projeleri, beraberinde ciddi güvenlik kaygılarını da getiriyor. Burada kastedilen sadece deniz altındaki CO2 depolama alanlarının riskleri değil. Bakan Reiche, “kritik altyapımıza yönelik artan saldırıları sadece Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısından beri gözlemlemiyoruz” diyerek zirvede NATO temsilcilerinin bulunmasını memnuniyetle karşıladı. Farklı taraflardan yapılan açıklamalarda; elektrik şebekeleri, boru hatları, veri kabloları ve “kıtanın dijital egemenliğini” sağlayan diğer unsurların, Rusya kaynaklı olduğu iddia edilen hibrit saldırılara karşı özellikle savunmasız olduğu belirtildi. Zirveyle eş zamanlı olarak, Kuzey ve Baltık Denizi kıyıdaş devletlerinin, küresel uydu navigasyon sistemleri için daha fazla koruma talep eden ortak çağrısı yayımlandı. Denizcilik portalı Hansa’nın aktardığına göre, bu bağlamda açıkça “kaynağı Rusya Federasyonu olan” sinyal bozuculardan söz edildi.

Zirvede Almanya ve İngiltere, hibrit açık deniz bağlantı hatları konusunda işbirliğini yoğunlaştırma konusunda anlaşmaya vardı. Hedef, 2030’ların ortasına kadar rüzgar santrali bağlantısı ve elektrik ticaretini birleştiren ilk bağlantıyı kurmak. Ortaklar, bu amaçla düzenleyici engelleri belirlemek ve verimli altyapı kullanımı için ortak çözüm seçenekleri geliştirmek istiyor.

ÇEVRE ÖRGÜTLERİ TEPKİLİ

Ancak çevre örgütleri denizde kurulacak rüzgar trübinlerinin doğaya zarar vereceğine dikkat çektiler. Kuzey Denizi’nin ‘enerji parkı’ yapılması planlarına çevre örgütleri tepkili. Çevre örgütleri yaptıkları açıklamada, “yenilenebilir enerjinin kullanılımın artırılmasına destek verilirken, tehlike altındaki biyolojik çeşitlilik nedeniyle hedeflerin ‘deniz ekosisteminin taşıma kapasitesine’ göre sınırlandırılmasına dikkat çekildi. NABU Hamburg’dan Malte Siegert, yenilenebilir enerjinin yaygınlaştırılmasının memnuniyetle karşılandığını, ancak “önemli olanın, tüm bu sürecin doğaya uygun bir şekilde gerçekleştirilmesi” olduğunu ifade ederek, konferansta bu konunun ihmal edildiğini belirtti.


Hangi ülkeler katılıyor?

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrası Avrupa’nın Rus gazına olan bağımlılığını acilen bitirme isteği (REPowerEU planı) Kuzey Denizi Zirvesi’nin itici gücü oldu. Zirve başlangıçta “Kuzey Denizi Dörtlüsü” olarak anılan ülkelerle başladı, ancak kısa sürede genişledi. Şu an katılımcı ülkeler “Kuzey Denizi Enerji İş Birliği” (NSEC) üyelerinden oluşmakta: Kurucu ülkeler Danimarka, Almanya, Hollanda, Belçika oldu. Daha sonra Fransa, İrlanda, Lüksemburg, Norveç ve Birleşik Krallık (İngiltere) katıldı. AB de 10. paydaş olarak sürece dahil oldu. Hamburg Zirvesi’nde ilk olarak kritik altyapı güvenliği nedeniyle NATO da dahil oldu. (YH)

Close