Written by • 14:45• KÜLTÜR

Mannheim Edebiyat ve Kültür Günleri ilgi gördü

Yahya Durusoy / Mannheim

Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) Mannheim derneği ile Doğayı Sevenler Derneği’nin ortaklaşa düzenlediği Mannheim Edebiyat ve Kültür Günleri, 23-25 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Üç gün süren dolu dolu program; panel, söyleşi, müzik ve imza günleriyle sanatseverlere unutulmaz anlar yaşattı.
Etkinliğin açılışı, DİDF Korosu’nun seslendirdiği seçme ezgilerle yapıldı. Programın ilk gününde Yazar Mustafa Yıldırımtürk, Kor Yayınları’ndan çıkan “İZLER” adlı eserini tanıttı.
Yıldırımtürk; 1979 ve 1980’li yılların devrimci mücadelesini, cezaevi süreçlerini ve Metris firarını sadece birer anı olarak değil, toplumsal ve siyasi hafızayı genç kuşaklara aktarma sorumluluğuyla kaleme aldığını ifade etti. Soru-cevap bölümünün ardından kitabını imzalayan yazar, katılımcılarla sohbet etti. Açılış gecesi türküler eşliğinde geç saatlere kadar sürdü.

Medya eleştirisi ve kuşaklararası travmalar
Kültür Günleri’nin ikinci gününde iki önemli sunum gerçekleştirildi. Gazeteci ve İslam bilimci Fabian Goldmann, 2026 yılında yayımlanan “Devlet Çıkarı Yayıncılığı: Alman Medyası ve Gazze’deki Soykırım” kitabı üzerinden Alman ana akım medyasının Orta Doğu haberciliğini eleştirdi. Goldmann, Almanya’nın Holokost geçmişinden kaynaklanan “Devlet Çıkarı” (Staatsräson) politikasının, medyada bağımsız gazetecilik ilkelerini nasıl askıya aldığını gözler önüne serdi.
Yazar Esther Dischereit ise “Bir Yığın Dolar Banknotu” adlı eseri üzerinden 1942’den günümüze Holokost’tan kurtulan bir Yahudi ailenin kuşaklar arası travmalarını, saklanma öykülerini ve modern antisemitizm tartışmalarını aktardı. Berlin’den Chicago’ya uzanan bu çok sesli sunum, dinleyicilere zengin bir perspektif sundu.

Son Gün: Barış mücadelesi ve Osmanlı-Almanya ilişkileri
Etkinliğin son gününde ise barış, insan hakları ve tarihi bağlar odağa alındı. Sosyal pedagog ve barış aktivisti Klaus Waiditschka, insan haklarının korunmasının en temel şartının “barış” olduğunu vurguladı. “Barış Vergisi Ağı” gibi oluşumlarda da yer alan Waiditschka, bireyin savaşı ve silahlanmayı finanse etmeyi reddetme sorumluluğuna dikkat çekti.

“Selamün Aleyküm Sigarası” dinleyicileri büyüledi
Etkinliğin son konuğu ise araştırmacı-yazar Kemal Yalçın oldu. Daha önce Mannheim’da üç kez söyleşi yapan Yalçın, 40 kadar kitapseverin katıldığı ve yaklaşık üç saat süren oturumda Emanet Çeyiz, Haymatlos ve yeni çıkan “SELAMÜN ALEYKÜM SİGARASI: Osmanlı-Almanya İlişkilerinde Tütün ve Siyaset” kitaplarını tanıttı.
Yalçın’ın sunumunda özellikle Dresden kentinde 1907-1909 yıllarında bir cami formunda inşa edilen Yenice Sigara Fabrikası’nın öyküsü, 250 yıl süren Avrupa’daki “Türk Modası”, Saksonya Prensliği’ndeki Yeniçeri Ocağı ve Berlin-Bağdat Demiryolu hikâyeleri katılımcılardan büyük ilgi gördü.
Yalçın, dönemin endüstriyel gelişmelerini, dinî hassasiyetin ticarette nasıl ilişki kurdukları ve iki ülke arasında sosyo – ekonomik ilişkileri belgeler ile anlaşılır bir dil ile sundu. Soru bölümünde açıklayıcı konulara da açıklık getirdi. Katılımcıların ilgi gösterdiği söyleşide, dijitalleşmeye rağmen kitaplara gösterilen yoğun ilgi ve satışlar memnuniyet yarattı.
Etkinlik, organizasyonu düzenleyen DİDF Mannheim ve Doğayı Sevenler Derneği yöneticilerine teşekkür edilmesi ve gelecek yıl yeniden buluşma temennileriyle sona erdi.

↑
Close