Written by 15:00 POLITIKA

Münih Güvenlik Konferansı 2026: Silahlanma, aşırı sağın daveti ve büyüyen protesto

13-15 Şubat’ta hükümet temsilcileri, askeri yetkililer, silah sanayi şirketleri ve savaş yanlısı düşünce kuruluşları Münih Güvenlik Konferansı için Münih’te yeniden bir araya geliyor. Konferans, Batı’nın askerî ve güvenlik politikalarının merkezi bir forumu olarak kabul edilmekte; ekonomik ve siyasi çıkarların hayata geçirilmesine yönelik stratejilerin tartışıldığı ve silahlanma iş birliklerinin hazırlandığı bir platform işlevi görmektedir.

Bu yıl da tartışmaların merkezinde Ukrayna savaşı, NATO’nun stratejik yönelimi, Avrupa’nın daha da militaristleştirilmesi ile Rusya ve Çin’le yaşanan çatışma yer alıyor. Barış inisiyatifleri, sivil toplum örgütleri ve akademinin bazı kesimleri ise burada savunmadan ziyade kalıcı bir savaş durumuna yönelik siyasi ve toplumsal bir hazırlığın örgütlendiği uyarısında bulunmaktadır.

Özellikle AfD’nin (Almanya için Alternatif) konferansa katılımının duyurulması büyük tartışma yaratmıştır. Aşırı sağ parti, güvenlik konferansını kendisini güvenlik politikası açısından kabul edilebilir bir aktör olarak sunmak için bilinçli biçimde kullanmakta. Oysa AfD; askeri gücü, içe kapanmayı ve iç baskıyı savunan otoriter, milliyetçi ve açıkça ırkçı bir politikayı temsil etmekte. Partinin konferanstaki varlığı, silahlanma meselesi dâhil olmak üzere sağ partilerin normalleştirilmesinin bir başka göstergesidir.

Bu bağlamda AfD, dışarıdan bir “eleştirmen” olmaktan ziyade mevcut siyasetin radikalleşmiş bir keskinleşmesini temsil etmektedir. Yoğun silahlanma, askerî harcamaların GSYH’nin yüzde beşine kadar çıkarılması, mültecilere karşı sınırların kapatılması ve toplumun otoriter biçimde yeniden yapılandırılması gibi temel konularda, federal hükümetin ve Federal Meclis’te temsil edilen birçok partinin merkezi tutumlarıyla büyük ölçüde örtüşmektedir.

Bu gelişmelere karşı, Eylem İttifakı güçlü bir protesto düzenleyecek. “Silahlanma çılgınlığını durduralım!” sloganıyla ittifak, 14 Şubat 2026’da Münih’te bir gösteri ve protesto çağrısında bulundu. Yayınladığı çağrıda, korku siyaseti yoluyla yoğun silahlanmanın, sosyal hakların budanmasının ve toplumun kapsamlı biçimde askerîleştirilmesinin dayatıldığı eleştirisi yapılmakta. Rusya’dan geldiği iddia edilen tehdit, Batılı askeri çalışmaların dahi NATO’nun açık bir üstünlüğünü tespit etmesine rağmen, bir bahane olarak kullanılmakta.

Çağrı metni, NATO’yu Batı’nın küresel hâkimiyetini güvence altına almayı amaçlayan bir araç olarak sorgulamakta ve son on yıllardaki uluslararası hukuka aykırı savaşlar ile müdahalelere atıfta bulunmakta. Aynı zamanda ittifak, silahlanmanın toplumsal sonuçları konusunda uyarıda bulunuyor: Eğitim, sağlık, iklimin korunması ve sosyal güvenlik alanlarındaki kesintiler; artan baskılar, emek haklarına yönelik saldırılar ve zorunlu askerliğin yeniden getirilmesi planlarıyla el ele gitmektedir.

Bu protestolar, yalnızca bir konferansa değil; savaşın, otoriterliğin ve toplumsal bölünmenin giderek normalleştirildiği bir güvenlik politikası yönelimine karşı yönelmektedir. Münih’teki gösteri, buna açık bir karşı duruş ortaya koymayı amaçlamaktadır: silahsızlanma, sosyal adalet ve uluslararası hukuka dayalı bir barış politikası için.

Close