Written by 21:00 ÇALIŞMA YAŞAMI

NDR’de grev

ARD’nin 18 Haziran Perşembe sabah haber programı, “Bugünkü haberleri inceliyoruz ve grev nedeniyle bunu Tagesschau’nun özel bir versiyonuyla yapıyoruz” diye duyurdu ve ardından stüdyo sunucusu olmadan Tagesschau yayını yapıldı. Bunun nedeniyse NDR çalışanlarının, devam eden ücret görüşmelerinde işveren üzerindeki baskıyı artırmak için Perşembe ve Cuma günleri uyarı grevine çıkmış olmasıydı.

Ver.di sendikası, kamu yayıncılığı alanında çalışanlar için 12 aylık bir sözleşme ve en az 300 euroluk bir artışla birlikte yüzde 7’lik bir ücret artışı talep ediyor. Ancak, diğer yayın kuruluşlarında olduğu gibi, NDR yönetiminin beşinci tur görüşmelerden sonraki teklifi bu taleplerin çok gerisinde kalıyor: 35 aylık bir süre boyunca üç küçük taksitte yüzde 5,3’lük bir artış. Bu ise tüm çalışanlar için gerçek bir ücret kaybı anlamına geliyor.

Ayrıca özellikle endişe yaratan konu, işverenlerin bu ücret görüşmelerinde yeni bir transfer düzenlemesi getirme yönündeki ARD genelindeki önerisi. Toplu iş sözleşmesinin feshedilmemiş olmasına ve dolayısıyla müzakere konusu olmamasına rağmen, bu sözleşmeyi resmileştirmek için yapılan bu saldırının amacı, ARD içindeki devam eden ve gelecekteki yeniden yapılanma süreçleri çerçevesinde çalışanları farklı yayın kuruluşları ve üçüncü taraf şirketler arasında mümkün olduğunca kolay bir şekilde ileri geri kaydırmak. Mevcut müzakerelerin başında, bu tür bir transfer, görevlendirme, atama veya geçici personel istihdamının ilgili çalışanın rızası olmadan, hatta BR’nin rızası olmadan bile gerçekleşmesi gerektiği belirtilmişken, yönetim önceki grevlerden sonra en azından çalışanlara temel iş güvencesini yeniden sağlamak zorunda hissetti.

Ancak, işveren tarafı zaten yetersiz olan teklifini sadece bu yeni transfer kuralları üzerinde anlaşma şartıyla yapmaya devam ettiği, vardiyalı çalışan personel için ek yükler getirdiği ve stajyerlere ve çok sayıda serbest çalışana NDR’de bir gelecek sunmayı dışladığı için, çalışanlar bir uyarı grevine daha gitmek zorunda kaldılar.

NDR’deki grev, kamu yayıncılığının sıklıkla iddia edildiği gibi tarafsız bir alan olmadığını, aksine çıkarların çatıştığı bir yer olduğunu gösteriyor. On yıllarca kamu yayıncılığındaki çalışma koşulları ve maaşlar daha iyiydi. Ancak, kamu yayıncılığının giderek artan özelleştirmerle, artık yapımlarının büyük bir bölümünü dış şirketlere devreden ve yalnızca temel kamu hizmeti işlevlerini yerine getiren bu durum önemli ölçüde değişti. Ekonomik olarak, koşullar giderek “serbest piyasa” ile uyumlu hale geldi; bu da daha düşük maaşlar ve daha kötü çalışma koşulları anlamına geliyor. Aynı zamanda, sözde “özgür ve tarafsız” habercilik de kısıtlanıyor: Filistin’deki soykırım hakkında haber yapmaya ilişkin dil düzenlemeleri, bu kısıtlamanın çarpıcı bir örneklerinden biri oldu. Bu, kamu yayıncılığının tarafsız bir alan olmadığını, aksine çıkarların çatıştığı ve mücadelenin gerekli olduğu bir yer olduğunu gösteriyor. (YH)

Close