VW Grubu’nun agresif kar politikası, onu giderek silah sanayine doğru itiyor. VW Grubu CEO’su Oliver Blume’a göre, mevcut yaklaşık %3-6’lık kâr marjı çok düşük ve kabul edilemez. Amaç, kâr marjını %8-10’a çıkarmak ve bu da Volkswagen’in silah sanayine girmesiyle daha kolay görünüyor.
Son denetim kurulu toplantısında, VW Grubu’nun %9’luk kâr marjı talebi, işten çıkarmalar ve fabrika kapanışları da dahil olmak üzere, işyeri temsilcilerinin oylarıyla onaylandı. Bu, gerekirse silah sanayine girerek %9’luk kâr marjına ulaşmaya yönelik her şeyin planlandığı anlamına geliyor. Yeni yönelim ayrıca üretim kapasitesinin azaltılması, 50 bin işçinin işten çıkarılması ve dört fabrikanın kapatılmasını da içeriyor. Grup, markalarını holding şirketlerine devretme konusunda henüz denetim kuruluna bir teklif sunmadı. Yönetim kuruluna göre, bu konu 2027’de görüşülecek.
VW işçilerinin zorlu mücadelelerle kazandığı haklarına yönelik saldırılar yıllardır aralıksız devam ederken, IG Metall sendikası Almanya’da güvenli işler talep ediyor- bu, ücretlerin düşmeye devam etmesi anlamına gelse bile! İşçilerin bu politikadan duyduğu memnuniyetsizlik, özellikle 2024 toplu iş sözleşmesiyle birlikte giderek daha belirgin hale geldi. Son anlaşmada yer alan ücret indirimleri, çok sayıda sendika toplantısında defalarca eleştirildi.
Tüm bu saldırılar ve bunlara karşı tekrarlanan mücadeleler arasında, Volkswagen Grubu giderek silah endüstrisine giriyor. “Savunma” adını taşıyan modifiye edilmiş VW araçları silah fuarlarında ortaya çıkıyor. VW, silah endüstrisi için üretim kapasitelerini incelemek üzere strateji departmanı içinde aynı adı taşıyan bir ofis (“Savunma Ofisi”) kurdu. Bu, tüm fabrikaların silah endüstrisi için ek mallar üretmeye çalıştığı anlamına geliyor.
Volkswagen Grubu bünyesindeki Porsche markası, silah sanayine girmek için şimdiden 2 milyar euro yatırım yaptı. Amaç, askeri girişimleri finanse etmek ve uydu sistemleri, lojistik sistemleri ve diğer ilgili teknolojileri araştırmak.
Özellikle bir fabrika, tamamen silah sanayine dönüştürülmesi nedeniyle defalarca manşetlere çıktı: Osnabrück. Burada yaklaşık 1800 işçi Volkswagen araçları üretiyor. Üretimin 2027 ortalarında sona ermesi planlanıyor. Bu fabrika için silah üreticisi Rafael ile zaten bir anlaşma mevcut; İsrail için füze bileşenleri üretmek üzere kullanılacak. Rafael, Gazze’deki soykırıma karışmasıyla da biliniyor.
BR VE SENDİKA DA SİLAH ÜRETİMİNDEN YANA
Bu hamle, işçiler ve IG Metall sendikası arasında önemli tartışmalara yol açtı. Gerçek şu ki, VW fabrikalarındaki işçiler şantaja maruz kalıyor: Ya silah sistemleri üretin ya da işsiz kalın.
Osnabrück fabrikasının benzersiz yönü, birkaç yıldır potansiyel sivil üretim seçeneklerini araştıran kendi geliştirme departmanına sahip olması. Burada hem sivil kullanım için otobüs hem de tren üretilebileceği kanıtlandı. Volkswagen, talebin ihtiyaç olduğunu gösterse de bu ürünlerle ilgilenmiyor.
Peki, bu bağlamda İşyeri İşçi Temsilciliği (BR) ve IG Metall sendikası nasıl tavır alıyor? VW BR Başkanı Daniela Cavallo, silah üretiminin Osnabrück’teki işleri güvence altına almak için bir seçenek olduğunu söyledi. “Savunma Ofisi” de BR’nin onayıyla kuruldu.
Osnabrück’teki ve diğer VW fabrikalarında IG Metall, silah sanayine geçişi savunuyor ve bunun VW fabrikalarındaki işleri koruyacağını savunuyor. Aynı zamanda hem BR hem de IG Metall, 50 bin işçinin atılması konusunda hemfikir.
İŞÇİLER NASIL DÜŞÜNÜYOR?
Silah üretimi konusunda işçiler arasında da farklı görüşler mevcut. Bazı işçiler her koşulda silah üretimini engellemek istiyor ve örneğin “VW’da ölüm üretmek istemiyoruz” gibi girişimler oluşturuyorlar. Başka bir işçi grubu ise, işleri koruma ihtiyacını gerekçe göstererek silah üretimini destekliyor. Ancak bu işçiler riskler hakkında bilgilendirildikte, görüşleri giderek değişiyor.
Bu risklerden ne IG Metall, ne VW BR’si ne de IG Metall yetkilileri bahsediyor. Silah sanayiine geçişle ilgili çok sayıda risk ve sonuçları sözkonusu: Çalışma koşulları, toplu iş sözleşmeleri ve ilgili fabrikalardaki işçilerin özel hayatları üzerinde yol açacağı etkiler var.
Osnabrück’teki gibi bir fabrikanın tamamen dönüştürülmesi ile bazı bölümlerinin dönüştürülmesi arasında önemli fark var. Osnabrück örneğinde, orada çalışan herkes Anayasayı Koruma Dairesi (Almanya’nın iç istihbarat teşkilatı) tarafından güvenlik kontrolünden geçiriliyor. Bu kontrol, özel faaliyetleri, siyasi görüşleri, borçları ve diğer birçok faktörü inceliyor. Kontrol başarısız olursa, mevcut iş güvencesi anlaşmalarına rağmen işçiler işten çıkarılıyor. Bir fabrika tamamen dönüştürüldüğünde, güvenlik kontrolünden geçemeyen işçilerin başka alanlara transfer edilmesinin hiçbir yolu yok. Tek seçenek işten çıkarma. Osnabrück’teki her iş yeniden tanımlanmalı ve yeni bir ücret skalası oluşturulmalı. Şu anda 400’den fazla işçinin fabrikadan ayrılmak zorunda kalacağı biliniyor.
VW işçilerinin “VW’de ölüm üretmek istemiyoruz” girişimi, çalışanları riskler konusunda uyarmak için fabrikanın önünde broşürler dağıttı. Osnabrück’teki BR ve IG Metall sendikası bu eylemleri eleştirdi ve durdurulmasını istedi.
Bölümler halinde dönüştürülen fabrikalarda, Osnabrück’tekine benzer bu düzenlemelere uyulmak zorunda. Fark, güvenlik kontrolünden geçemeyen herkesin başka bir alana transfer edilmesi gerektiği. Eğer boş pozisyon yoksa, işleri güvence altına almayı amaçlayan geleceğe yönelik toplu iş sözleşmesine rağmen işten çıkarılacaklar.
“VW’de ÖLÜM ÜRETMEK İSTEMİYORUZ” GİRİŞİMİ
Kassel’de hem BR hem de IG Metall temsilcileri silah sanayini defalarca destekledi. Bu tür açıklamalar BR ve sendika içinde tartışmalara yol açıyor, tartışmaları engellemek için konu artık genellikle ele alınmıyor.
“VW’de ölüm üretmek istemiyoruz” ve “Aşağıdan IG Metall” girişimleri, 21 Eylül’de tüm VW fabrikalarında yapılacak eylem gününü destekliyor ve şu talepleri dile getiriyor:
• Silah sanayine giriş yok!
• İşten çıkarma yok!
• Fabrika kapanması yok!
• Çalışma saatlerinin azaltılması: 30 saatlik iş haftası istiyoruz!
Bu talepler birçok fabrikada broşür, konuşma veya pankartlarda görülüyor. Her iki girişim de farklı fabrikalardaki VW işçilerinden oluşmakta.

