Ozan Dağhan / Essen
Essen’de “Es reicht! Der Ruhrpott wehrt sich!” (Artık yeter! Ruhr Bölgesi direniyor) ” sloganıyla düzenlenen eylemde çok sayıda insan, federal hükümetin planladığı sosyal kesintilere karşı bir araya geldi. Eylem çağrısını Die Linke; çeşitli inisiyatifler, gençlik örgütleri, sosyal kuruluşlar ve Ruhr bölgesindeki parti örgütleriyle birlikte yaptı. Eylem, ülke çapına yayılması hedeflenen sosyal protestoların ilk adımlarından biri olarak görülüyor.
Gerçekleştirilen eylemde yalnızca sosyal kesintiler, sosyal hizmetler, temel güvence hakkı ya da milyarderlerin servetlerinin vergilendirilmesi tartışılmadı. Alexandra Mehdi’ye göre mesele, insanların günlük yaşamında doğrudan karşılaştığı sorunlarla da yakından ilgili: eğitim alanındaki kesintiler, aşırı yüklenmiş toplu taşıma ve birçok yerde sınırlarına dayanmış kamusal altyapı.
Önümüzdeki yıl Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde yapılacak parlamento seçimlerinde Die Linke (Sol Parti) liste başı adayı olan Alexandra Mehdi, eylem sırasında gazetemizin sorularını yanıtlayan Mehdi, protestoların demokrasi açısından taşıdığı önemi ve siyasetin neden yalnızca parlamentoyla sınırlı olmadığını anlattı.
Bugünkü eyleme ilişkin izleniminiz nedir?
Bu etkinliği ve eylemi çok olumlu buluyorum. Özellikle örgütlenme ve hazırlık süresinin bu kadar kısa olduğu düşünüldüğünde. Bu eylem, sonbaharda daha da ivme kazanması hedeflenen sosyal protestolar açısından bir başlangıç niteliği taşıyor.
Buna rağmen katılımı güçlü buluyorum. Çünkü Essen’deki eylem için NRW genelinde özel bir çağrı yapılmadı; katılım daha çok Ruhr Bölgesi’nden oldu. Aynı gün Köln’de de bir miting düzenlendi, Bielefeld’de ise Ver.di’nin çağrısıyla bir eylem yapıldı. Bize gelen bilgilere göre orada da yaklaşık bin kişi vardı. Bu nedenle Essen’deki geniş katılımı çok olumlu değerlendiriyorum.
İnsanlar kesintileri günlük yaşamlarında en çok nerelerde hissediyor?
Bu elbette kişinin bakış açısına ve yaşam koşullarına bağlı. Ben bir anneyim ve eğitim alanındaki kesintileri çocuklarım üzerinden çok net hissediyorum. Aynı zamanda mümkün olduğunca toplu taşıma kullanmaya çalışıyorum; burada da ulaşım sisteminin ve kamusal altyapının ne kadar yıprandığını görüyorum.
Bunu Solingen’de yaşayan biri olarak da net biçimde hissediyorum: Yüzmeye gitmek istediğimde birçok havuzun yenilenmeye ihtiyaç duyduğunu ya da kapalı olduğunu görüyorum. Bu alanlar yıllardır tasarruf politikalarıyla zayıflatıldı. Bence tüm bu kesintileri günlük hayatımızın hemen her yerinde hissediyoruz.

Foto: Yeni Hayat
Bu protestonun politik olarak neyi harekete geçirmesini istiyorsunuz?
Bunun iki boyutu var. Burada Die Linke’nin bir temsilcisi olarak konuşuyorum. Elbette Die Linke’nin bir parti olarak görünür olmasını da isterim; ancak bu benim için ikincil bir mesele. Benim için asıl önemli olan, insanların alternatifsizlik ve umutsuzluk duygusundan kurtulması ve “zaten hiçbir şey yapamam” hissini aşması. Bunu çok güçlü biçimde hissediyorum.
İnsanlarla konuştuğum her yerde, yalnızca politik çevrelerde değil, özel hayatımda da çok sık şunu duyuyorum: “Bir şeyler yapmak lazım ama aslında hiçbir şey değişmez. Onlar nasıl olsa kararlarını veriyor.” Hayır, siyaset insanlar tarafından şekillendirilir. Bu yüzden insanların sürece dahil olması gerekir.
Birçok kişi için bu belki de katıldığı ilk eylem ya da ilk protesto olacak. Bunu özellikle demokrasi açısından çok önemli buluyorum. Elbette insanların hayal kırıklığıyla ve yanlış anlaşılmış bir muhalefet duygusuyla AfD’yi ve sağcı söylemleri tek alternatif olarak görmesini istemiyorum. Bu yüzden biz solcuların sokağa çıkması ve görünür olması gerekiyor.
Bu eylemden sonra süreç nasıl devam edecek?
Evet, bu gerçekten bir başlangıç olmalı. 1 Haziran’da ülke genelinde çok sayıda protesto düzenleniyor. Ayrıca Aachen gibi kentlerde ve başka yerlerde sosyal danışma ve dayanışma yapıları oluşmaya başladı; yeni ittifaklar kuruluyor. Bunun yanında sendikalarla, sosyal kuruluşlarla ve başka ittifak ortaklarıyla görüşmeler de sürüyor. Elbette herkesin kendi yöntemiyle bu kesintilere karşı protestoların bir parçası olması umuluyor. Örneğin 15 Haziran’da Gelsenkirchen’de bir sonraki Ruhr Bölgesi protestosu düzenlenecek.

