Written by 21:49 POLITIKA

Türkiye ve Rojava’daki gelişmeler Köln’de düzenlene konferansta tartışıldı

Yücel Özdemir / Köln

Avrupa Özgürlük ve Barış Platformu (EFFP) tarafından Almanya’nın Köln kentinde cumartesi günü “Barışını arayan ülke, engeller imkanlar” başlığı altında gün boyunca süren konferansta Türkiye, Rojava ve Ortadoğu’daki gelişmeler değişik boyutlarıyla tartışıldı.

EFFP adına Neşe Özgen ve Ercan Jan Aktaş’ın açılışını yaptığı konferansta söz alan akademisyenler, siyasetçiler ve gazeteciler Kürt sorununu demokratik çözümüne destek verilmesini istediler. Konferansa Türkiye’den CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkul, İmralı Heyeti Üyesi Faik Özgür Erol katıldı. Rojava’dan konferansa katılan Suriye Demokratik Meclisi Dışilişkiler Ofisi sorumlusu Hesen Mihemed Eli, şu anda belli bir uzlaşmanın sağlandığını, ancak savaş tehlikesinin devam ettiğine dikkat çekti.

Konferansa online katılan Akademisyen Arzu Yılmaz bölgedeki gelişmelere dikkat çekerek “Bugün, otoriterleşme ulus devlet yapısını tümden değiştirmeyle karşı karşıya. Bölgesel ölçekte yeni yapılanmalar süreci başlayabilir. ABD, Güney ve Kuzey Amerika’da belirleyici güç olması hedefleniyor. ABD Ortadoğu’da, müttefikleriyle birlikte en etkili güç olmaya devam ediyor” dedi. Yılmaz, ABD ve müttefiklerinin bölgede Şii hilaline karşı Suni hilali yaratmaya çalıştığına dikkat çekerek, Kürtlerin mevcut koşullarda Suni hilale olmayı kabul etmediğine dikkat çekti.

Rojova’da tehlike geçmiş değil

Suriye Demokratik Meclisi Dışilişkiler Ofisi sorumlusu Hesen Mihemed Eli de konferansta yaptığı konuşmada bir dizi anlaşmaya rağmen Rojava’da Kürtler için tehlikenin devam ettiğini söyledi. Eli yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Suriye’de olap bitenler Ortadoğu’nun yeniden dizaynıyla bağlantılı. Önümüzde iki yol vardı: Ya savaş ya diyalog. Biz diyaloğu tercih ettik. SGD ile Şam’da bir denge oluşturmayı hedefledik. Entegrasyon konusunda, Türkiye’nin de müdahalesi nedeniyle anlaşamadık. Öcalan bize gönderdiği mektupta, ‘Savaş yerine diyalog yolunun tercih edin’ dedi. Petrol ve sınır kapıları konusunda anlaşmazlık vardı. Bunun için bir askeri heyet Şam’a gönderdik. Üç tümen talebimiz vardı. Paris’te İsrail ile yapılan anlaşma Şam’ın elini güçlendirdi. Halep’te anlaşmaya yanaşmadılar. Asıl planları savaşla parça parça SDG’nin kontrol ettiği alanları ele geçirmekti. Kürt-Arap çatışması isteniyordu. Rojava’da Kürtlerle Araplar iç içe yaşıyor. Bu nedenle SDG Kürtlerin yaşadığı bölgelere çekilerek savaşı engelledi. Dünya çapında Kürtlerin harekete geçmesi, saldırıları kısmen durdurdu.”

Eli, şu anda ise asıl olarak dört önemli taleplerinin olduğunu söyledi. Bunlar Kobani kuşatmasının kaldırılması, ateşkesin devam etmesi, Kürtlerin varlığının Anayasa’da yer alması ve Kürtlere bir statü verilmesi. Bunların yerine gelmemesi durumunda savaş tehlikesinin yeniden artacağına dikkat çekti.

Türkiye’de barış süreci hangi aşamada?

Konferansın öğleden sonraki bölümünde ise Türkiye’deki barış süreci ve ona bağlı gelişmeler ele alındı. Gazeteci-Yazar Can Dündan’ın yönettiği bu bölüme CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, İmralı Heyeti Üyesi Faik Özgür Erol, Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifinden Selin Top ve Avukat Esma Çakır-Ceylan katıldı.

Tanrıkulu, meclis çatısı altında bir komisyonun kurulmasının çok önemli olduğunu belirterek, “Çözüm sürecinin yasal günceye bağlanmasını hep önemsedik. Bu nedenle içerisinde yer aldık. CHP olarak AKP ile MHP arasında Kürt meselesini konusunda bir farkımız var. Onlar Türkiye’nin bir terör sorunu olduğunu ileri sürerken, biz Kürt sorunu olduğunu söylüyoruz. Meclis çatısı altında kurulan komisyonu önemsiyoruz. TÜSİAD’ın savaşın faturası konusundaki sunumu çok değerliydi. Barış süreci AKP’nin tercihiyle başlamadı. Bu nedenle siyasi çıkarla yaklaşıyor. AKP, çatışmalardan kazanç elde eden bir parti. Bunu kaybetmek istemiyor” dedi.

Erol: Skyes-Picot çötü, yerine henüz bir şey konulmadı

İmralı Heyeti üyesi Erol ise yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Öcalan son görüşmelerde hep toz bulutunun arkasında neler olduğuna dikkat çekiyordu. Bir yıl içinde yaptığımız görüşmelerde hep ne meshim ne de hortlağım diyordu. Olguları reddetmeden rasyonel olanı kazanmayı düşünüyor. Kürtlerin, Türklerin, Ortadoğuluların buna çok yaklaşmadığı söylenebilir. 18 Ocak’taki görüşmede, henüz Erbil’deki anlaşma yoktu. 11 Eylül, 7 Ekim Gazze ve Suriye’nin çözülüşü birbiyle bağlantılı. Skyes-Picot çötü, yerine henüz bir şey konulmadı. 27 Şubat çağrısı halktan yana demokratik seçeneği ortaya çıkarmanın hamlesiydi. Son görüşmede Ortadoğu’daki güvenlik stratejisinin hep Kürdü yaralama üzerinde kurulduğunu söyledi. Bölge ülkelerinin de stratejisi bu yönde” dedi. Erol, büyük güçlerin Ortadoğu’da Türk, Kürt, Arap, Fars çatışmasını istediğine de dikkat çekti.

Çakır-Ceylan yaptığı konuşmada, “Barış süreci sadece Kürt meselesiyle sınırlı değil aynı zamanda toplumsal bir sürece dönüşmeli. Eşit yurttaşlık herkesi aynı kalıba koymak değil, farklılıkları tanınması anlamına geliyor. Eşitlik farklı ihtiyaçların görülmesiyle mümkündür” dedi.

150 kişinin katıldığı konferans katılımcıların soru, görüş ve dilek temennilerinin ardından son buldu. Konferansa çok sayıda siyasetçi, eski HDP milletvekili, gazeteci ve kurum temsilcisi katıldı.

Close