Federal hükümetin anti-sosyal kemer sıkma politikalarına karşı yükselen işçi öfkesi sokaklara taştı. 10 Temmuz Cuma günü Ulm kentinde “Sosyal Devlet S.O.S Veriyor” sloganı altında bir araya gelen bini aşkın kişi, hükümetin kemer sıkma programını güçlü bir eylemle protesto etti.
Alman Sendikalar Birliği’ne (DGB) üye sendikaların birleşik ve güçlü bir cephe oluşturduğu eyleme, göçmen örgütleri de yoğun destek verdi. Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) üyesi Ulm Dostluk Derneği ve ATİF üyesi Tohum Derneği üyeleri de kortejdeki yerlerini alarak dayanışmayı büyüttü.

“8 Saatlik İş Gününü Çocuklarımız İçin Savunmalıyız!”
Mitingde sendika temsilcileri kürsüden hükümete ve sermayeye sert mesajlar gönderdi. İlk olarak söz alan IG BAU (İnşaat, Tarım ve Çevre Sendikası) temsilcisi, sekiz saatlik iş günü için geçmişte verilen tarihi mücadeleye dikkat çekerek şunları vurguladı: “Bizden önceki nesiller sosyal haklar için savaştı, babalarımız ve annelerimiz bizler için korudu; biz de çocuklarımız için bunu savunmalıyız!”
“Pandeminin Kahramanları Şimdi Sadece Birer Maliyet Faktörü!”
Ver.di sendikası adına konuşan Ulm Üniversitesi Hastanesi’nden bir hemşire ise sağlık sektöründeki krizin derinliğini gözler önüne serdi. Pandemi dönemindeki sahte alkışları hatırlatan hemşire, “O dönem ‘kahraman’ olarak alkışlanan hastane personeli, şimdi sadece bir maliyet faktörü olarak görülüyor. Bizim talebimiz net: Odak noktası kâr değil, insanlar olmalı! Kâr odaklı sağlık politikasına karşı durmalıyız” diyerek sağlık sisteminin ticarileştirilmesine tepki gösterdi.

“Bu Bir Kemer Sıkma Paketi Değil, Çalışanlara Güvensizlik Oyudur”
IG Metall (Metal İşçileri Sendikası) Bölge Müdürü Barbara Resch ise konuşmasında federal hükümetin reform adı altında hayata geçirmek istediği hak gasplarına adeta ateş püskürdü. 45 yıl prim ödedikten sonra yapılan emeklilik kesintilerini, uzatılmak istenen deneme sürelerini ve hastalığın ilk gününden itibaren doktor raporu zorunluluğu getirilmesi yönündeki planları eleştiren Resch, şöyle konuştu: “Bu bir kemer sıkma paketi değil, çalışan insanlara karşı bir güvensizlik oyu! Magirus ve Daimler gibi bölgesel sanayi şirketleri ciddi bir yapısal krizden muzdaripken, politikacılar yükü çalışanların üzerine atıyor. Bu sanayi işlerini yanlış yönlendirilmiş kemer sıkma politikalarıyla tehlikeye atan herkes, aslında tüm sosyal devlet anlayışını tehlikeye atıyor.”
Ulm’daki mitingde kürsüden yükselen sosyal hak savunuculuğu ne kadar güçlü ve değerliyse, konuşmalarda anti-militarist bir bakış açısının tamamen yokluğu da o kadar büyük bir eksiklikti.
Sahnede hiç kimse, rekor düzeyde yükselen askeri harcamalar hakkında tek bir kelime dahi etmedi. Oysa bugün emeklilikten, sağlıktan ve eğitimden kesilen milyarlarca avro, doğrudan yeniden silahlanmaya ve savaş sanayisine aktarılıyor. Sosyal kısıtlamalar ile militarizasyon aynı madalyonun iki yüzüdür; biri olmadan diğerine karşı mücadele eksik kalır. Bu gerçek asla göz ardı edilmemelidir!
Bir Sonraki Durak: 26 Eylül’de Stuttgart!
Ulm’da yakılan bu meşale sadece bir başlangıç. Kemer sıkma politikalarına karşı yürütülen protestolar dalga dalga büyüyecek. Eylemin sonunda yapılan çağrıda, mücadelenin bir sonraki aşamasının 26 Eylül’de Stuttgart’ta gerçekleştirilecek eyalet çapındaki kitlesel gösteri olacağı ilan edildi.
Sendikaların ve hak örgütlerinin ortak çağrısı net: “Örgütlenin ve sokaklara çıkın!” (Ulm/YH)

