Written by 13:11 KÜLTÜR

Wolfram Weimer: Sansür ve Medya Kontrolünden Sorumlu Devlet Bakanı

Wolfram Weimer, çetin bir ceviz. “Özgürlük, Eşitlik, Yurttaşlık Bilinci” adlı kitabında, toplumun muhafazakâr bir şekilde yenilenmesini savunuyor. Sol Parti parlamento grubunun medya politikası sözcüsü David Schliesing, Weimer’ı “mutlak bir yanlış atama ve bu ülkedeki sanatsal ve kültürel özgürlük için bir tehlike” olarak görüyor. Hatta muhafazakâr günlük gazete FAZ bile onun hakkında şöyle yazıyor: “Kültür anlayışı ve tarih anlayışı, yanlış yerde yanlış adam olduğunu gösteriyor.”

Paul Otto

Şimdiki Kültürden Sorumlu Devlet Bakanı, göreve başlamasının hemen ardından, 6 Mayıs 2025’te, ne olduğunu ortaya koydu. Wolfram Weimer, Almanya’daki Yahudilerin Merkez Konseyi Başkanı Josef Schuster’i şu sözlerle selamladı: “Benim için, antisemitizmin topluma nasıl sızdığını görmek acı verici, hatta dayanılmaz. Kültür alanında da, özellikle 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e yönelik barbarca terör saldırısından bu yana, Yahudi sanatçılara karşı boykot çağrıları ve diğer kabul edilemez eylemlere giderek daha fazla tanık oluyoruz. Buna tüm gücümle karşı çıkacağım.” Federal Hükümet Kültür ve Medya Komiseri, kültür sektöründeki antisemitizmle mücadele için somut önlemler açıkladı.

FİLİSTİN YANLISI DİRENİŞİN ZULMÜ

Sunucu ve hicivci Jan Böhmermann, “Akıl Dışı Olma İhtimali” adlı etkinlik serisi için rapçi Chefket’i Berlin’deki Dünya Kültürleri Evi’ne (HKW) davet ediyor. Böhmermann, öngörülü bir şekilde, yeni Devlet Bakanı Wolfram Weimer’in şu sözünü alıntılıyor: “Söylenebilecek, keşfedilebilecek ve temsil edilebilecek şeylerin koridorları daraltılmamalı, genişletilmelidir.” Ancak bu ona yardımcı olmuyor. Weimer, HKW (Haus der Kulturen der Welt) direktörü Bonaventure Soh Bejeng Ndikung’a yazdığı açık mektupta öfkesini dile getiriyor ve Chefket’in giydiği tişörtün tasarımını, İsrail’den Filistin olarak bahsedildiği için antisemitik olarak yorumluyor. Bunun üzerine Chefket’in katılımı iptal ediliyor.

Suriye-Filistinli yönetmen Abdallah Alkhatib, Berlin Uluslararası Film Festivali’nde Alman hükümetini Gazze’deki soykırıma ortak olmakla suçladığında, Devlet Bakanı Weimer öfkeleniyor ve festival direktörü Tricia Tuttle’ın derhal görevden alınmasını talep ediyor. Festivalin hoşgörüsüyle solcuların ve Filistinli aktivistlerin “festival sahnesini açıkça Yahudi karşıtı ve propaganda amaçlı kötüye kullandıklarını” iddia ediyor. 500’den fazla Berlinale çalışanı, çok sayıda uluslararası film yapımcısı ve Alman ve Avrupa Film Akademileri üyelerinin protestosu, festival direktörünün görevden alınmasını engelledi.

ALMAN NORMALLİĞİ OLARAK SANSÜR VE BASKI

Alman kültür ve akademik sektörünün sansürü, yeni Kültürden Sorumlu Devlet Bakanı göreve gelmeden önce de uluslararası bir sorundu. 2024 yılında, ünlü Yahudi feminist Nancy Fraser’in Köln Üniversitesi’ndeki misafir profesörlük görevini üstlenmesi engellendi. İsrail’deki apartheid sistemine ve Filistinlilere karşı soykırıma atıfta bulunan bir kararı imzalamıştı. Görevden men edilmesiyle ilgili olarak Amerikalı, “Ben suçlanan ve kendini savunmak zorunda olan bir suçlu değilim. Sadece özgür bir vatandaş olarak açık bir mektubu imzalayarak fikrimi ifade etme hakkımı kullandım. Yanılmıyorsam, bu hak Alman anayasasında da yer almaktadır.” dedi.

… 2024 yılında yayınlanan ve dünya çapında binden fazla kültür figürü tarafından imzalanan “Almanya’yı boykot” çağrısı, Alman kültür ve eğitim kurumlarının baskıcı tutumuna karşı yöneltilmiştir. Küresel kültür sahnesindeki belirsizlik o kadar büyük ki, Berlinale davet ettiği uluslararası konuklarına önceden bir davranış kuralları metni göndermek zorunda kaldı. Sıkça sorulan sorular (SSS) bölümü, Almanya’da bugün hala ne söylenebileceğini ve nelerin cezai kovuşturmaya tabi olduğunu ele almaktadır.

WOLFRAM WEİMER’İN İDEOLOJİSİ VE KÜLTÜREL ANLAYIŞI

Yayıncı ve gazeteci Wolfram Weimer, kariyerine FAZ gazetesinde editör olarak başladı, daha sonra “Die Welt” gazetesinin baş editörü oldu. 2003 yılında sağcı muhafazakar dergi “Cicero”yu çıkardı. “Fokus” haber dergisinin baş editörlüğünü yaptıktan sonra, 2012 yılında kendi şirketi “Weimer Media Group”u kurdu. Yayınları arasında, yazar atıflarında yanlışlık yaptığı gerekçesiyle eleştirilen çevrimiçi dergi “The European” da bulunmakta. Wolfram Weimer, Ludwig Erhard Zirvesi’nin organizatörü olarak bir kez daha manşetlerde yer aldı. 20 Kasım 2025’te “Der Spiegel”, “Merz’in Arkadaşı Weimer’in Şüpheli İşleri” başlığıyla Weimer’in iş ilişkilerini şöyle anlattı: “Ludwig Erhard Zirvesi’nde yöneticilere yüksek katılım ücreti karşılığında ‘siyasi karar vericiler üzerinde etki’ vaat ediliyor. Kültürden Sorumlu Devlet Bakanı Wolfram Weimer ve eşi kârı ceplerine indiriyor.”

Devlet Bakanı, Şansölye Friedrich Merz ile olan dostluğunun yanı sıra, Merz’in gerici Alman milliyetçi görüşleriyle de öne çıkıyor. “Çokkültürlülük” terimiyle ilgili olarak, neo-muhafazakâr siyasi dergi “Cicero”da şöyle yazıyor: “Entelektüel bir kültür karnavalı olarak başlayan şey, şimdi yabancılaşmanın Cadılar Bayramı’na dönüştü.” Hümanist Basın Servisi, “Weimer’in kültürel bir politikacı değil, Devlet Bakanı kılığında bir misyoner olduğunu” tespit ediyor. İddialarına göre amacı “kültürel-ideolojik bir kampanya” yürütmek. Kitaplarından birinin adı “Tanrıya Özlem – Dine Dönüş Toplumumuz İçin Neden İyidir?” şeklinde. ABD’deki yeni dini hareketi örnek teşkil edecek nitelikte buluyor ve New York’taki birçok iş yerinde kurulan binlerce dua grubunu olumlu bir örnek olarak gösteriyor.

LEİPZİG KİTAP FUARI KİTAPÇI ÖDÜL SUNUMUNU İPTAL ETTİ

Her yıl, kitap sektörünün en önemli ödüllerinden bazıları, Kitapçı Ödülü de dahil olmak üzere, Leipzig Kitap Fuarı’nda veriliyor. Alman hükümeti bu ödülü, kitapların kültürel mirasına ve yerel kültürel hayata olağanüstü katkılarda bulunan bağımsız kitapçılara veriyor. Bu kitapçılar bağımsız bir jüri tarafından aday gösteriliyor. Ancak, 19 Mart’ta yapılması planlanan ödül töreni gerçekleşmeyecek.

Almanya’nın en üst düzey sansür otoritesi, Kültürden Sorumlu Devlet Bakanı Wolfram Weimer tarafından temsil edilerek, üç ilerici kitapçının tanınmasını reddetti. Federal Anayasayı Koruma Dairesi (Almanya’nın iç istihbarat teşkilatı), kitapçılar hakkında istihbarata atıfta bulundu. Bu istihbaratın özel niteliği açıklanmadı. Bakan Weimer, Göttingen’deki “Rote Straße”, Bremen’deki “Golden Shop” ve Berlin’deki “Zur schwankenden Weltkugel” kitapçılarını ödül alanlar listesinden çıkardı. Berlin kitapçısının, Filistin yanlısı aktivistlere karşı ayrımcılık yapan ve onları alenen karalayan “Anti Deutsch/Alman karşıtı” hareket tarafından düzenlenen etkinlikleri desteklemesinin hiçbir faydası olmadı.

ALMAN KÜLTÜR POLİTİKASINDAKİ GERİCİ DEĞİŞİME PROTESTOLAR

Bu devlet tarafından dayatılan sansür, tuhaf bir mektupla daha da artırılıyor. Kültürden Sorumlu Devlet Bakanı’nın ödül alanlar listesinden çıkarılan kitapçılara yazdığı mektupta, “Ne yazık ki, bağımsız jüri tarafından ödüle layık görülmediğinizi bildirmek zorundayım” deniyor. Bu açık bir yalan, çünkü uzman jüri bu kitapçıların edebiyatın tanıtımına olağanüstü katkıda bulunduğundan oldukça emin. Ödüle aday gösterilen diğer kitapçılar, Kültürden Sorumlu Devlet Bakanı’nın eylemlerini “inanılmaz” olarak nitelendiriyor ve etkilenen üç kitapçıyla dayanışma içinde olduklarını ifade ediyorlar.

Alman Yayıncılar ve Kitapçılar Birliği, bunu “ideolojik bir turnusol testi” olarak nitelendiriyor ve kararı “tamamen kabul edilemez” buluyor. Yazarlar birliği PEN, ifade özgürlüğünün kitapçıların özgürlüğünü de içerdiğini vurguluyor. Wolfram Weimer’in göreve başlamasından önce bile, sadece iki ay içinde 75.000 kültür insan veya kurumu onun atanmasına karşı bir dilekçe imzalamıştı. Korkuları o zamandan beri doğrulandı. Otoriter, itaatkâr bir devlete dönüş yolu önceden belirlenmiş değil. Sansür ve Medya Kontrolünden Sorumlu Devlet Bakanı’na karşı kitlesel bir direniş oluşuyor.

Çeviren: Semra Çelik

Close