Written by • 08:14• POLITIKA

“Yabancıya duyulan korku, her özgür toplum için zehirdir”

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Almanya-Türkiye İş Gücü Anlaşması’nın 65. yıl dönümünde yaptığı konuşmada yabancı düşmanlığına karşı uyarıda bulundu. Türk işçilerin ülkenin ekonomik ve kültürel gelişimine önemli katkılar sunduğunu söyleyen Merz, göçmenlerin toplumsal hayatta ayrımcılığa maruz kalmaması gerektiğine dikkat çekti.

Merz, Almanya ile Türkiye arasında 30 Ekim 1961’de imzalanan İş Gücü Anlaşması’nın 65. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen törende, yabancı düşmanlığının ciddi bir tehdit oluşturduğunu ifade ederek, “Yabancıya duyulan korku, her özgür toplum için zehirdir” ifadesini kullandı.

Geçmişte yaşanan ırkçı saldırıları hatırlatan Merz, Mölln, Solingen ve Hanau kentlerindeki ırkçı cinayetlere ve aşırı sağcı terör örgütü NSU’nun işlediği suçlara dikkat çekti. Önyargılara karşı toplumun uyanık olması gerektiğini belirten Merz, yabancıya yönelik korkunun azalmadığını, aksine giderek arttığını söyledi.

Bu korkunun yeniden ideolojik söylemlerle körüklendiğini ve siyasi amaçlarla istismar edildiğini söyleyen Merz, toplumsal kazanımların kendiliğinden korunamayacağını belirterek “Toplumsal ilerleme, aktif ve kararlı biçimde savunulmadığı takdirde yeniden kaybedilebilir” dedi.

Entegrasyon ve göç tartışması

Merz, Türk işçilerinin Almanya’ya katkılarının korunması için entegrasyonun öncelikli bir konu olduğunu ifade ettikten sonra, Federal Hükümetin düzensiz göçün sınırlandırılmasına yönelik politikalarını savundu. Bu sayede kreşlerde, okullarda ve mesleki eğitim alanında entegrasyon için yeterli kaynak ayrılabileceğini söyledi. Böylece entegrasyon için yeterli kaynak ayrılmamasını mültecilere bağlayarak, aşırı sağcıların sürekli ifade ettiği iddalardan birisini kullanmış oldu.

Açık ve hoşgörülü bir toplumun hangi noktalarda zorlanabileceğine dikkat edilmesi gerektiğini ifade eden Merz, toplumsal dengelerin bozulma riski karşısında hassas davranılması çağrısında bulundu.

Türk kökenlilere yönelik ayrımcılık uyarısı

Federal Hükümeti Uyum Sorumlusu Natalie Pawlik de törende yaptığı konuşmada, Türkiye kökenlilerin Almanya’da maruz kaldığı ayrımcılığı eleştirdi. Pawlik, insanların yalnızca isimleri, dış görünüşleri veya kökenleri nedeniyle kendilerini güvende hissetmediklerini belirterek, toplumda dışlanma korkusunun giderek büyüdüğünü söyledi. İnsanların açıkça dışlandığına ve kimin Almanya’ya ait olup olmadığının sorgulandığına dikkat çeken Pawlik, ayrımcılıkla mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı.

“Ülkemize kattıklarınız için teşekkür ederiz”

Merz ve Pawlik, Almanya’nın ekonomik ve toplumsal gelişiminde önemli rol oynayan Türkiye’den gelen işçilerin ve ailelerinin katkılarını da övdü. Pawlik, Türkiye kökenli insanlara hitaben, “Cesaretiniz, yaşam boyu gösterdiğiniz emek ve ülkemize kattığınız her şey için teşekkür ederim” dedi.

Merz ise Türk işçilerinin Almanya için bir başarı hikâyesi oluşturduğunu belirterek, göçün ülkeyi ekonomik, bilimsel, kültürel ve hatta gastronomik açıdan zenginleştirdiğini söyledi.

Türkiye’den gelen işçilerin Almanya’nın sanayi altyapısının kurulmasına önemli katkı sunduğunu ifade eden Merz, bu insanların ülkenin refahını mümkün kılan altyapının oluşmasında rol oynadığını ve Almanya’nın kültürel kimliğini derinden etkilediğini dile getirdi.

1961’den bugüne göçün 65 yıllık hikâyesi

Almanya ile Türkiye arasındaki İş Gücü Anlaşması, 30 Ekim 1961’de imzalandı. Almanya, 1950’li yıllardan itibaren hızlanan ekonomik büyüme ve artan iş gücü ihtiyacı nedeniyle Türkiye’den işçi alımına başladı.

Başlangıçta geçici olarak Almanya’ya gelmeleri öngörülen ve “misafir işçi” olarak adlandırılan çok sayıda Türk vatandaşı, zamanla ülkede kalıcı bir yaşam kurdu. Aile birleşimleri ve sonraki kuşakların yetişmesiyle Türk kökenli nüfus, Almanya’nın toplumsal yapısının önemli bir parçası hâline geldi. Bugün Türkiye kökenliler, Almanya’daki en büyük göçmen grubunu oluşturuyor. (YH)

↑
Close