Berlin’de 150 Yahudi, yayımladıkları açık mektupla başkentte Sol Parti, Yeşiller ve SPD’den oluşan bir koalisyon hükümeti kurulması çağrısında bulundu. İmzacılar, Almanya Yahudileri Merkez Konseyi’nin Sol Parti’ye yönelik tutumuna da karşı çıktı.
Taz gazetesinde yayımlanan açık mektupta 150’den fazla Berlinli Yahudi, Berlin Sol Parti’ye desteklerini açıkladı. “Sosyal ve Güvenli Bir Şehir İçin” başlığını taşıyan çağrıda, Sol Parti’nin Yahudiler için bir tehdit oluşturduğu ve partinin dahil olduğu bir hükümetin Yahudi toplumu açısından güvenlik riski yaratacağı yönündeki iddialar reddediliyor.
Mektubu, aralarında yazar ve PEN Berlin’in eski başkanı Eva Menasse, müzisyen Merrill Nisker (Peaches), şair ve deneme yazarı Esther Dischereit, filozof ve Potsdam Einstein Forumu Direktörü Susan Neiman, Amerikalı video yapımcısı Arun Chaudhary, film yapımcısı Udi Aloni, yazar Irene Dische, tarihçiler Adam Raz ve Ben Miller, uluslararası hukuk uzmanı Itamar Mann, siyaset bilimci Emilia Zenzile Roig, yayıncı Deborah Feldman ve sosyal bilimci Vered Berman’ın da bulunduğu 150 kişi imzaladı. İmzacılar Berlin’de yaşıyor.
Almanya Yahudileri Merkez Konseyi, seçim gecesi Sol Parti’nin başarısından duyduğu “endişeyi” dile getirmişti. Konsey daha önce de partiyi “Yahudiler için seçilemez” olarak nitelendirmişti.
Sol Parti’nin Berlin’deki seçim başarısının ardından Konsey, SPD ve Yeşiller’e bu partiyle koalisyon kurmamaları çağrısında bulundu. Konsey Başkanı Josef Schuster, pazartesi günü yaptığı açıklamada, Sol Parti’nin eyalet hükümetine girmesini sağlayacak herkesin “başkentteki sosyal birlikteliğimizi ve Yahudi yaşamını tehlikeye attığını” söyledi.
İsrail’in Almanya Büyükelçisi Ron Prosor da Sol Parti’nin Berlin’deki seçim başarısını başkentteki Yahudi toplumu açısından “somut ve acil bir varoluşsal tehdit” olarak nitelendirdi.
ANTİSEMİTİZMİ TEHLİKELİ KILAN NEDİR?
Açık mektubun imzacıları ise bu görüşe katılmıyor. Mektupta şöyle deniyor:
“Biz Berlin Yahudileriyiz ve farklı geçmişlerden geliyoruz; farklı sinagoglarda dua ediyor veya hiç dua etmiyoruz; farklı partilere oy veriyoruz.”
İmzacılar, etkili medya kuruluşlarını ve “kendi Yahudi topluluğumuzun” önemli bir bölümünü, “kısmen açıkça faşist bir partinin Almanya genelinde iktidara doğru ilerlediği” bir dönemde sorumluluklarını yerine getirmemekle eleştiriyor. Onlara göre bu kesimler, “solu Yahudi güvenliğine yönelik en büyük tehditmiş gibi göstermeye devam ederek” sorumluluklarından kaçıyor.
Mektupta, diğer kin ve önyargı biçimleri gibi antisemitizmin de toplumun her kesiminde bulunduğu belirtiliyor. Antisemitizmin ise “aşırı sağ ideolojiyle ve bazen sokaklarımızda şiddete dönüşen antidemokratik eğilimler ve çatışmalarla örtüştüğü yerlerde en tehlikeli hale geldiği” ifade ediliyor.
İmzacılar, Sol Parti’yi sürekli antisemitizmle suçlamanın “İsrail politikalarına yönelik neredeyse her eleştiriyi antisemitizmle eşitleyen” sinsi bir siyasi araçsallaştırma olduğunu savunuyor. Mektupta söz konusu “suçlama selinin”, muhalif görüşleri bastırmaya ve uluslararası hukuku zayıflatmaya hizmet ettiği ileri sürülüyor. Bunun aynı zamanda diğer tehditlerden dikkatleri uzaklaştırdığı belirtiliyor.
Diğer Berlinliler gibi Yahudi ailelerin de artan kiralardan, güvencesiz istihdamdan, aşırı yük altındaki okullardan ve sağlık sisteminden ve giderek derinleşen sosyal bölünmeden etkilendiği vurgulanıyor. Mektuba göre bütün bunlar, “tam da antisemitizmi besleyen sosyal gerilimleri” yaratıyor.
Sosyal adaletsizliklerin görmezden gelinmesinin ise “her zaman önce bir günah keçisi arayanlara” zemin hazırladığı ifade ediliyor.
BERLİN’DE HASSAS KOALİSYON ARAYIŞI
Bu nedenle imzacılar, “gelecekteki Belediye Başkanı ve koalisyon ortaklarına”, bu kaygıları “diğer tüm Berlinlilerin kaygıları kadar ciddiye almaları” çağrısında bulunuyor.
İmzacılar, sosyal gerilimlerin maddi nedenlerini ele almasını umdukları kırmızı-kırmızı-yeşil bir koalisyonu, yani Sol Parti, SPD ve Yeşiller’den oluşan bir hükümeti savunuyor. Bunu, Sol Parti’nin ya da başka herhangi bir partinin bütün politikalarını paylaştıkları için değil, “statükonun devamının veya sağa doğru bir kayışın bu gerilimleri daha da artıracağı” gerekçesiyle yaptıklarını belirtiyorlar.
Pazar akşamı yapılan Berlin Eyalet Meclisi (Abgeordnetenhaus) seçimlerinde Sol Parti, oyların yüzde 25,7’sini alarak en güçlü parti oldu. Sol Parti, Yeşiller ve SPD ile birlikte hükümet kurabilir ve Belediye Başkanını seçebilir. Üç parti birlikte Eyalet Meclisi’nde geniş bir çoğunluğa sahip olabilir.
Ancak her iki parti de böyle bir koalisyona ilişkin güçlü çekincelere sahip. Federal düzeyde Yeşiller ve SPD’den de Sol Parti’ye yönelik sert eleştiriler geldi.
Bir başka seçenek ise CDU, Yeşiller ve SPD arasında kurulacak bir koalisyon. Ancak böyle bir ittifak, Berlin Eyalet Meclisi’nde nispeten dar bir çoğunluğa sahip olacak.
Çeviren: Semra Çelik

