Written by 15:00 HABERLER

Anayasadaki ‘insan onuru’ mülteciler için geçerli değil mi?

Geride bıraktığımız 23 Mayıs’ta 77. yılı kutlanan Alman Anayasası’nın (Grundgesetz) insan hak ve özgürlüklerine dair, tarihten süzülmüş önemli maddeleri var. Bunların başında 1. Madde’de yer alan “İnsanın onuru dokunulmazdır. Bu haysiyete saygı göstermek ve onu korumak, tüm devlet organlarının yükümlülüğüdür” deniliyor.

Anayasa’nın ilan edilmesinin 77. dolayıyla düzenlenen toplantılarda bir kez daha herkesin yasalar önünde eşit olduğu, herkesin onurunun korunduğu üzerine bolca laf edildi. Ancak gerçek öyle mi? Pek çok alanda ülkede yaşayan insanların yasalar karşında dahi eşit olmadığını herkesi birliyor. “Alman olanlar ve olmayanlar” üzerinden yaratılan ayrımın kendisi her alanda insan olmanın değil, Alman olmanın asıl belirleyici olduğunu gösteriyor. Bu nedenle Anayasa’da yer alan “İnsan onuru” asıl olarak “öz Alman” işçin sarf edilmiş bir tanımlama olarak gerçek hayatta karşılık buluyor.

Halbuki, İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntıları üzerinden yazılan Anayasa’da gerçekte vurgu “Alman”a değil, “insan”a yapılıyor.

İLTİCACILAR İNSAN DEĞİL Mİ?

Anayasa’nın ilan edilişinin 77. yılından iki gün önce Federal Anayasa Mahkemesi tarafından mültecilere verilecek maddi yardım konusundaki kararda 1. Madde’de yer alan “insan onuru” ile bağdaşmıyor. Yıllardır, Almanya’da gelen mültecilerin aldığı “temel geçim parası”nın, uzun süredir Almanya’da yaşayan Alman ve göçmenlere verilen “temel geçim parası”nın çok altında olduğu tartışıyor. Aynı yaşlarda ve şartlardaki iki yetişkinin temel ihtiyaçlarının, ilticacı mı, Alman mı, göçmen mi olduğundan bağımsız belirlenmesi yönündeki çağrılara siyasiler ve yargı kulak tıkıyor.

Eritre’den 2017’de bir çocuğuyla birlikte Almanya’ya gelerek iltica başvurusunda bulunan bir kadının bu eşitsizliğe karşı mücadele de Anayasa Mahkemesi’nin duvarına çarptı. 600 euro kira da içinde olmak üzere verilen toplam 1100 euroya itiraz eden mülteci kadın, önce bu itirazını Aşağı Saksonya-Bremen Eyalet Sosyal Mahkemesi’nde yaptı. Haksız bulununca, davayı Federal Anayasa Mahkemesine götürdü. Temel gerekçesi de, “Verilen yardımlar, insan onuruna yakışır bir asgari geçim düzeyinde değildi.”

Almanya’da halen tek başına yaşayan bekar bir mülteciye verilen, asgari geçim yardımı şu anda aylık toplam 455 euro. Bu miktar 563 euro olan Temek Geçim Parası (Bürgergeld) yardımı alanların aldıkları tutarın yüzde 20 altında. Bu tutar, devlet tarafından resmi olarak hesaplanan asgari geçim düzeyini temsil ediyor.

Davacı Eritreli kadın ve destekçilerinin dayandığı, 1 Eylül 2018 ile 20 Ağustos 2019 tarihleri arasında, iltica kabul merkezlerinde yaşamayan kişilere Sığınmacı Yardımları Kanunu (AsylBLG) uyarınca ödenen temel yardımlarla ilgili yapılan düzenleme idi.

ANAYASA MAHKEMESİ DE ANAYASA MADDESİNİ GÖRMEDİ

Ne var ki, Anayasa Mahkemesi, 21 Mayıs’ya yayınladığı kararda, mültecilere ödenen miktarın düzeyinin esas itibarıyla Alman Anayasası ile uyumlu olduğuna hükmettiler. Miktarın düşük olması nedeniyle geriye dönük ek ödeme yapılmasına gerek olmadığını belirten yargıçlar, her ne kadar benzer yardımlarla karşılaştırıldığında belirgin farklar bulunsa da, “Verilen yardımların, insanın fiziksel varlığını, sosyal ilişkileri sürdürme imkânını ve toplumsal, kültürel ve siyasal yaşama asgari düzeyde katılımı engellemediği” belirtildi. Yani, mülteciye verilen 455 euro, diğer temel geçim parasından az olmakla birlikte, minimum bir yaşamla idare edilebileceği dile getirliyor.

Yargıçlar, ayrıca, bu eşitsizliğin hukuki bir dayanağının da olduğunu şu şekilde ifade etti: “Bu durumdan etkilenen kişiler muhtemelen yalnızca geçici olarak Almanya’da bulunuyor olmaları nedeniyle, yasa koyucunun sosyol-kültürel ihtiyaçların bir kısmını hesaplamadan çıkarılmasına yol açmış olabilir.” Dolayısıyla, Almanya’da kalıcı oturuma sahip olmayan mülteciler, kalıcı oturuma sahip olanlar gibi “sosyol-kültürel ihtiyaçlarını” karşılamayabilir.

Ya da aynı düzeyde karşılamak zorunda değiller. Gerçi verilen “temel geçim parası” Almanların ya da Almanya’da bu hakka sahip olan insanların da onurlu bir sekilde geçinmesine yetmiyor. Temel gıda ve akaryakıt fiyatlarındaki yükselik, verilen para ile adeta ölmeden yaşamayı dayatıyor. Tatil, sosyal-kültürel yaşama katılma ise neredeyse imkansız kalde geliyor. Anayasa Mahkemesi de verdiği kararda bunun farkında olduğunu ifade etti ve hükümete mevcut miktarın insan onuruna yaraşır şekilde, yardımı alan ilgili kişilerin ihtiyaçlarını “zamana ve gerçekliğe uygun” biçimde yeniden belirlemesi ve ödenen miktarları hızla güncellemesi gerektiği de belirtti. Bu demektir, üç yıldır zam yapılmayan temel yardım miktarlarının en kısa zamanda arttırılması gerekiyor.

Temel sosyal haklarda kesintiler yapan, sosyal saldırı planlarına hız veren hükümetin bunu dikkate alıp almayacağı, alsa dahi ne kadarlık bir artış yapacağı belirsiz. Yasni temel geçim parasıyla insan onuruna yaraşır şekilde yaşamak pek mümkün görünmüyor. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi mülteciler için bir haksızlığı onaylarken, temel geçim parası alanlara yönelik haksızlığa dikkat çekmekle yetinmiştir.

 


MÜLTECİLER ÇOK MU PARA ALIYOR?

Almanya’da aşırı sağcılardan başlayarak pek çok kesim mültecilerin yan gelip yattığı, çok fazla para aldığını propaganda ederek önyargıları ve düşmanlığı körüklüyor. Hatta, Friedrich Merz, daha başbakanlık koltuğuna oturmadan, yeni gelen mültecilerin hiçbir engele takılmadan diş yaptırdığını iddia etmiş, sonradan bunun gerçeği ifade etmediği ortaya çıkmıştı.

Benzer bir durum mültecilere verilen yardımlar için söz konusu. Federal İçişleri Bakanlığı tarafından 1 Ocak 2026’e yürürlüğe konulan yeni düzenlemeye göre, aynı evde yaşayan çiftler veya toplu barınma yurtlarında kalan sığınmacılar, her biri 409 euro (daha önceden 397 euro), toplu barınma yurtlarında kalmayan tek başına yaşayanlar mültecilere 455 euro (önceden 441 euro) veriliyor.

Bu miktar iltica ettikten üç yıl sonra yaklaşık temel geçim parası seviyesinde veriliyor. Bu durumda bekarlar 563, çiftler 1012 euro alıyor. Reşit olmayan her çocuk için 357 ila 471 euro ek ödeme yapılıyor. Ayrıca kira ve ısınma masrafları karşılanıyor.

İlk kabul merkezlerinde ise genellikle ilk üç ay içinde özellikle ayni yardımlar (konaklama ve yemek gibi) yanında sığınmacılara 202 euroluk bir “cep harçlığı” veriliyor. Bazı eyaletlerde bu daha da az.

Buna ek olarak, hastalık veya hamilelik durumunda özel yardımlar da sağlanmaktadır. Gönüllü faaliyetlerde bulunan sığınmacılar ayrıca 200 euroya kadar ücret alabiliyor.

Genel olarak sığınmacılar, temel gelir alıcılarından yaklaşık yüzde 20 daha az bir miktar almakta. (YH)

Close