Mercedes Untertürkheim fabrikasında IG Metall Sendika Temsilcileri, sermaye ve hükümetinin “reform” başlıklı saldırılarına karşı mücadele kararı aldılar. “Kimsenin bizi sokağa çağırmasına gerek yok, biz kendimiz çıkacağız” diye açıklama yapan sendika temsilcileri, IG Metall genel merkezini, “İhtiyacımız olduğunda IG Metall nerede” diye göreve çağırıyorlar. Hedef sonbaharda yüz binlerin sokağa çıkması! Karar altına aldıkları metni bütün fabrikalardaki sendika temsilciliklerine gönderen sendikacılar, “kararı fabrikalara taşıyın, iş arkadaşlarıyla tartışın” diyorlar. Untertürkheim’deki işçiler şunu da biliyorlar: Hareketi yaratacak olan işçilerin kendisidir!
UMUT YAŞAR
İşçi düşmanı CDU/CSU-SPD Hükümeti, ülke tarihindeki en büyük sosyal saldırıları hayata geçirmeye çalışıyor. Sosyal yardım, yasal bakım, sağlık ve emeklilik sigortalarının hepsi sermaye hükümeti tarafından masaya yatırıldı. Bunun yanı sıra çalışma sürelerin de esnekleştirilerek sınırsızlaştırılması gündemde. Hükümet, neşteri ne kadar derine vuracağına önümüzdeki aylarda karar verecek. Neşter fazla derine batırılırsa geniş kitlelerin tepkisi engellenemeyebilir.
NEFES ALDIRMIYORLAR!
Uluslararası rekabette giderek daha fazla zemin kaybeden, kâr marjları neredeyse bütün branşlarda düşme eğiliminde olan Alman sermayesi için zaman kaybı ciddi bir sorun. Sosyal güvenlik sisteminin bir bütün olarak yenilenmesi talep eden sermaye için çalışma sürelerinin uzatılması da zaman kaybedilmeden atılması gereken adımlar arasında.
Diğer yanda atılan “reform adımları”, sermaye tarafından sadece “doğru yönde atılan bir adım” olarak görülüyor. Örneğin 1 Temmuz günü yürürlüğe girecek olan yeni sosyal yardım yasasının (“Grundsicherung”) yaratacağı etkiye bile bakmadan, CSU Başkanı ve Bavyera Eyalet Başbakanı Markus Söder, ödenen yardım miktarının Anayasal olarak mümkün olan en düşük minimuma düşürülmesini gerektiğini söylüyor. Söder için “reform sonrası reform öncesidir.”
ANCAK İŞÇİLER HAREKETE GEÇERSE ENGELLENİR!
“Reformların” herhangi bir iyileştirme içermediğini bilmeyen yok aslında. Fakat geniş emekçi kitlelerinin önemli bir kesiminde, “biraz daha feragat edersek bütünü koruyabiliriz” beklentisi hakim. Fakat bunun böyle olmadığını görenler ve harekete geçmeye çalışanlar da var bu ülkede: Mercedes Untertürkheim’deki sendika temsilcileri gibi. 19 Haziran günü Sendika Temsilciliği tarafından düzenlenen çalışma toplantısında (“Klausurtagung”) gündemde Büyük TİS Komisyonu’nun (BTK) son toplantısı ve hükümetin reform saldırıları da vardı. BTK toplantısında mücadele yanlısı sendikacıların, “sosyal saldırılara karşı bir şey yapmalı” talebine IG Metall’in Bölge Başkanı Barbara Resch, “Kimse bana neden sokağa çıkmadığımızı sormuyor” diye yanıt vermişti. Anlaşılan Resch’in bu sözleri Mercedes Untertürkheim’den gelen sendikacılar için bardağı taşıran son damla olmuştu.
Mercedes Untertürkheim, IG Metall Sendika Temsilciliği Yönetimi (VKL) aldığı kararı bir mektupla bütün ilgililere iletilmek üzere yaygınlaştırıyor. Reform başlıklı saldırıların engellenmesi ancak, işçilerin harekete geçmesiyle engelleneceğinden hareketle çevirisini yaptığımız mektubu ve kararı okuyucularımıza, kendi fabrikalarında yaygınlaştırmaları, benzeri kararlar almaları için sunuyoruz. Dileyenler her iki metnin Almancasını gazetemizin web sayfasından indirebilir.
Kassel Volkswagen fabrikasında 23 Haziran günü düzenlenen ve 7 bin işçinin katıldığı işyeri toplantısında metin okundu ve işçiler tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı. VW Kassel VKL’i önümüzdeki günlerde metni bütün fabrikada tartışmaya açacak.
ŞİMDİ DİRENİŞ
Sevgili arkadaşlar,
şu anda yaşadığımız şey bir reform programı değil. Bu, on yıllardır sosyal kazanımlarımıza yönelik en büyük saldırıdır. Bu, yukarıdan dayatılan bir sınıf mücadelesidir.
Peki ya IG Metall profesyonel yöneticileri ne yapıyor? Buna karşı gerçekten baskı oluşturmaya yönelik hiçbir sinyal gelmiyor. Son BTK toplantısında Barbara şöyle demişti: “Kimse bana neden sokağa çıkmadığımızı sormuyor.”
İşyerlerimizden ise farklı sinyaller alıyoruz. İnsanlar çok büyük endişe duyuyor. Arkadaşlarımız, diğer şeylerin yanı sıra, mezara kadar çalışmaktan, yaşlılıkta yoksulluktan ve tasarruf adı altında mahvedilmiş bir sağlık sisteminden korkuyorlar.
Ve bize soruyorlar: İhtiyacımız olduğunda IG Metall nerede?
Şimdi mücadele etmezsek, yakında savunacak hiçbir şey kalmayacak. Ve o zaman kendi gücümüze olan güvenimizi de yitireceğiz.
Stuttgart’ta ilk adımları atıyoruz: 9 Temmuz’da sağlık reformuna karşı bir araba konvoyu düzenleyeceğiz. Ama bu yetmez. Bu sadece bir başlangıç olabilir. Sonbaharda yüzbinlerce kişi olarak sokağa çıkmalıyız. Sosyal hakların kısıtlanmasına karşı hep birlikte.
Ve eğer son yıllarda sınıf bilincimizi yitirmişsek, şimdi o ateşi yeniden alevlendirmenin tam zamanıdır.
Biz, Mercedes Benz Untertürkheim’daki işçi temsilcileri, bu konuda bir karar aldık (bkz. ek).
Bunu işyerlerinize taşıyın. Meslektaşlarınızla konuşun.
Yine de bir şey açık: Bir kağıt parçası tek başına hiçbir şeyi değiştirmez. Hareket, ancak biz kendimiz yaratırsak ortaya çıkar.
Jose-Miguel Revilla
Mercedes Untertürkheim, IG Metall VKL Başkanı
PROTESTO, DİRENİŞ, GREV!
Neredeyse her gün bir şirket, işten çıkarmalar yapacağını ya da bizim aleyhimize “tasarruf” etmek zorunda olduğunu duyuruyor.
Kriz her yerde hissediliyor.
Ve patronlar bunun bedelini bize ödetmek istiyor.
Hükümet de bizim için hiçbir şey yapmıyor. Yasal 8 saatlik çalışma gününü kaldırmak istiyor. Aynı paraya, hatta daha da azına daha uzun süre çalışmamız bekleniyor. Ayrıca “70 yaşında emeklilik” planlıyor.
Ölene kadar çalışmamız bekleniyor. Vatandaş parası, sözde “temel güvence”ye dönüştürülüyor. Yani patronlar işimizi yok ettiğinde, en sefil ücretli işi bile kabul etmek zorunda kalacağız.
Sağlık sistemi tasarruflar yüzünden çöküyor ve tıbbi bakım giderek zenginlerin ayrıcalığı haline geliyor.
Tasarruf tedbirleri nedeniyle sosyal güvenlik kasalarında eksik olan para, silahlanmaya da aktarılıyor. Gençlerimiz, yine tekellerin kârları uğruna savaşa gönderilecek.
Patronlar, onların hükümeti ve biz mi?
Biz barikatın farklı taraflarında duruyoruz!
Onlar, bizim sırtımızdan krizlerini aşmak ve daha da zengin olmak istiyorlar. Biz ise iyi bir iş, sosyal güvenlik ve barış istiyoruz. Ancak bunlar kendiliğinden gelmez.
Kendimize acımak, sözde “Almanya için Alternatif”e umut bağlamak ya da hükümete yalvarmak ve dilenmek bir işe yaramaz.
Daha iyi bir siyaset için sendikal ve siyasi mücadelemize ihtiyaç var! Bu yüzden, birinin bize protesto etmemizi söylemesini beklemeyeceğiz. Buna biz başlıyoruz!
• İşyerinde meslektaşlarımızla siyasi konularda yeniden daha yoğun bir şekilde tartışacağız. “Durumunu kavrayan birini kim durdurabilir ki?”
• Karşımıza çıkan her fırsatı, patronları ve onların hükümetini eleştirmek için kullanacağız. Bundan sonra siyasi tartışma yapılmayan işyeri toplantısı, işyeri temsilciliği toplantısı ya da sendika toplantısı olmayacak.
• Başlangıçta sayımız az olsa ya da tek başımıza olsak bile; sesimizi yükseltip tavrımızı gösterirsek, sayımız artacaktır.
• İşçiler arasında havanın buna hazır olduğunu hissettiğimiz anda, işyerimizde ve şehrimizde protesto eylemleri düzenleyeceğiz.
• Sendikamızda aktif rol alıyoruz ve en kısa sürede patronların açgözlülüğüne, hükümete karşı ve daha iyi bir gelecek için gösteriler düzenlenmesini talep ediyoruz. Hatta greve kadar. Ve eğer sendika liderleri tereddüt ederse, bunu da kendimiz yapacağız.

