Written by 14:50 AVRUPA

Avrupa’nın ABD’siz Hürmüz planı tutar mı?

YÜCEL ÖZDEMİR

İran savaşı uzadıkça ve Hürmüz Boğazı kapalı kaldıkça, Avrupa’da artan akaryakıt fiyatlarına karşı alternatif arayışlar hızlanıyor. Bugüne kadar yüksek akaryakıt fiyatlarına karşı ciddi bir adım atmayan hükümetlere karşı halk tepkisi de yükseliyor. Savaşın ve belirsizliğin uzamasının, Avrupa’da yeni sorunlara ve çelişkilere yol açacağı anlaşılıyor.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı savaşa bugüne kadar doğrudan müdahil olmayan, ABD Başkanı Donald Trump’ın yardım çağrılarını reddederek, “Bu bizim savaşımız değil” diyen Avrupa ülkeleri, bugün Fransa’nın davetiyle Paris’te bir araya geliyor.
Kıtanın dört büyük ülkesi Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya liderlerinin bizzat, diğer Avrupa ülkelerinin liderlerinin uzaktan bağlanacağı toplantının bundan sonra izlenecek yol haritası bakımından önemli olacağı ifade ediliyor. Süddeutsche Zeitung’da yer alan yazıda ABD’siz buluşmanın amacı “Temelde siyasi bir mutabakat sağlamak” olarak ifade edildi. ABD’de yayımlanan Wall Street Journal gazetesi ise toplantıda, Fransa’nın gündeme getirdiği, Hürmüz Boğazı’nın, mevcut savaşan taraflar dışında bağımsız bir güç tarafından denetlenmesi ele alınacak. Trump’ın davet edilmediği toplantı, aynı zamanda ABD’nin Hürmüz Boğazı’nı tek başına ya da yakın müttefikleriyle kontrol etme planlarına karşı bir hamle olarak da okunabilir. Çin ve Japonya başta olmak üzere İran ve Körfez ülkelerinden en çok ham petrol alan ülkelerin de Avrupa’nın planına destek vermesi bekleniyor.
Koşullar Avrupa’nın öncesine göre daha hızlı hareket etmesini gerektiriyor. Zira, Boğaz kapalı kaldıkça ekonomideki belirsizlik ve küçülmenin yanı sıra enerjide ABD’ye bağımlılık artmaya devam edecek. ABD, geçen hafta İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez en fazla ham petrol ihraç eden ülke oldu. Günlük net ithalat 66 bin varile gerilerken, ihracat 5.2 milyon varile yükseldi. Ham petrol ihracatının yüzde 47’si Avrupa’ya, yüzde 37’si Asya’ya yapıldı. En önemli alıcılar arasında Almanya, Hollanda, Japonya, Fransa ve Güney Kore başta geliyor.
Trump bir taraftan Avrupa’yı Hürmüz Boğazı’nın kontrol edilmesi için yardıma çağırırken, diğer taraftan NATO üyesi Avrupa ülkelerini gelmedikleri için sert şekilde eleştirmiş ve gerektiğinde ABD’nin NATO’dan çekileceği tehdidinde bulunmuştu.
Tehditlere aldırmayan Avrupa’nın, Fransa’nın önerdiği gibi, bağımsız bir askeri gücün Boğaz’ın güvenliğini kontrol etmesi konusunda ne kadar bir arada duracağı ve ısrarcı olacağı ise belirsiz. Çünkü ülkelerin çıkarlarındaki farklılıklar ve ABD ile farklı düzeylerdeki ilişkiler en sorunlu alanlar. Öncekilerden en önemli farklı olarak, Trump ile yakın ilişki içinde olan aşırı sağcı İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin de yönünü Avrupa’ya çevirmesi dikkat çekiyor.
Trump’ın, İran’da barış çağrısı yapan ABD vatandaşı Papa 14. Leo’ya saldırması, Meloni’nin açık tutum almasına yol açtı. Trump, Papa 14. Leo’nun ABD’nin saldırganlığına yönelik eleştirilerinden sonra, yapay zekayla oluşturulan ve kendisini İsa Peygamber gibi gösteren bir fotoğrafı paylaşmış ve bu Katolik dünyasında geniş tepki toplamıştı.
Gücünü ırkçılık, milliyetçilik ve Katolik değerlerden alan Meloni, “yakın dostum” dediği Trump’ın bu tutumu karşısında sessiz kalmayarak, eleştirilerde bulunup rotayı Avrupa’ya çevirdi. Bununla da kalmayarak bölgedeki gelişmeleri gerekçe göstererek İtalya ile İsrail arasında imzalanan askeri anlaşmayı uzatmadı. İtalya, ABD ve Almanya’nın ardından İsrail’e en fazla silah veren ülke. Bir hafta önce de İtalya, BM misyonu kapsamında İsrail’in Lübnan’da hareket halindeki bir İtalyan konvoyuna ateş açılması üzerine İsrail büyükelçisini geri çağırmıştı.
Gelişmeler, Meloni’nin bir yol ayrımında olduğunu gösteriyor. Avrupa’nın Hürmüz Boğazı’na askeri çıkarma yapmasına açıktan destek vermesi -Macaristan’da da Orban’ın seçimlerde ağır yenilgi almasıyla- Avrupa’da ABD etkisinin zayıflamasını hızlandırabilir. Fransa’nın yanı sıra Almanya da Avrupa’nın inisiyatifiyle bir Hürmüz çıkarması yapmaktan yana. Başbakan Friedrich Merz geçen hafta Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde, mümkünse BM şemsiyesi altında, olmazsa gönüllü ülkeler tarafından oluşturulacak askeri misyona katılacaklarını bildirmişti. Bunun için Alman meclisinin karar alması gerekiyor.
Almanya’nın böylesine bir askeri misyon için ekonomik ve askeri olarak diğer ülkelerden daha fazla sorumluluk almaya hazır olduğu da hükümet kaynakları tarafından basına yansıtıldı. Bu aynı zamanda Hürmüz’e yapılacak bir askeri çıkarmanın hesapta olmayan ekten yüksek faturasının da vergilerle, aşırı borçlanmayla halka kesileceği anlamına geliyor.
Yapılan hesapların, öngörülen planların Paris’teki toplantıda kabul edilmesi durumunda, bunun ABD tarafından nasıl karşılanacağı en büyük belirsizlik. Paris, Berlin ve Londra’da, AB’nin Hürmüz planının İran tarafından kabul edilebileceği öngörülüyor.
Peki ya ABD ve Trump?
Bu pek olası görünmüyor. Trump ve ekibi, Avrupa ve diğer ülkeler devreye girmeden İran ile bir anlaşmanın altına imza atma niyetinde. İran ise doğrudan ABD yerine Avrupa’ya daha fazla şans tanıyabilir.
Bu durumda, Trump’ın hedeflerine varmaması, içeride ve dışarıda daha fazla tepki çekmesinin zeminini yaratabilir. Dolayısıyla Avrupa’nın ABD’siz Hürmüz planı Trump’ı daha fazla köşeye sıkıştırma anlamına geliyor. Bu durumda Trump ve ekibinin önünde çok fazla seçenek kalmayacak.

Close