Selçuk Kozan/Bielefeld
Bielefeld’de işçi ve gençlik örgütlerinin çağrısıyla düzenlenen “İşçi Örgütleri: Tarih, Mücadeleler ve Birlik’’ temalı konferansı”, VHS’nin tarihi salonu’nda gerçekleştirildi.
Etkinlikte toplumsal dayanışma, işçi hareketinin tarihi ve güncel siyasi gelişmeler ele alındı. Özellikle Almanya’da son dönemde artan sosyal hak gaspleri, kemer sıkma politikaları ve yükselen ırkçılık konuları tartışmaların merkezinde yer aldı. Katılımcılar, toplumsal birlik ve örgütlü mücadelenin önemine dikkat çekti. Programın moderatörlüğünü Carla Ponert ve Mehtap Yılmaz-Gerlich üstlendi. Ardından Gloria Albrecht (DGB) sunumuyla programa devam edildi. Albrecht, göç politikalarının yalnızca güvenlik ya da sınır kontrolü ekseninde değil, emek piyasasının ihtiyaçlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Göçmenlerin kademeli hak kayıpları üzerinden şekillenen mevcut sistemin Avrupa’daki toplumsal eşitsizlikleri daha da derinleştirdiğini ifade etti.
Konferansta yapılan sunumlarda, Almanya’da yabancı iş gücü ihtiyacının sürmesine rağmen aynı zamanda göçmenlere yönelik dışlayıcı ve ırkçı politikaların güç kazandığına dikkat çekildi. Katılımcılar, yabancı nitelikli iş gücü alımı ile sınır dışı politikalarının birbirine zıt değil, aksine aynı sistemin parçaları olarak birlikte yürütüldüğünü vurguladı. Tartışmalarda ayrıca “Illegalisierung” (yasadışılaştırma) kavramı öne çıktı. Konuşmacılar, “kaçak” ya da “yasa dışı” olarak tanımlanan insanların homojen bir grup olmadığını; öğrencilerden turistlere, vize süresini aşanlardan au-pair çalışanlarına kadar Alman vatandaşlığına sahip olmayan herkesin belirli politikalar sonucunda “yasadışı” konumuna itilebildiğini belirtti. Bu süreçlerin, mültecilerden belgesiz göçmenlere, geçici oturum sahiplerinden farklı çalışma izinlerine sahip kişilere kadar uzanan yeni bir “göçmen sınıfları çeşitliliği” yarattığı ifade edildi.
Konferansta Avrupa’daki yeni sınır rejimleri de değerlendirildi. Katılımcılar, günümüzde uygulanan politikaların yalnızca katı bir dışlama mantığına dayanmadığını, bunun yerine göçmenlerin haklarının aşamalı biçimde sınırlandığı bir sistem oluşturulduğunu dile getirdi. Böylece göçmenlerin dahil edilme ile dışlanma arasında değişen statüler içinde tutulduğu, tam vatandaşlık haklarından ise büyük ölçüde mahrum bırakıldığı vurgulandı.

Daha sonra gerçekleştirilen panel bölümüne Oktay Demirel (DIDF), Ben Hemsche, Lee Ann (DGB) ve Gloria Albrecht katıldı. Panelde örgütler kendilerini tanıtarak, ırkçılık, sosyal kesintiler ve emekçilerin karşı karşıya olduğu hak kayıpları üzerine tartışmalar yürütüldü. Toplumsal dayanışma, işçi hareketinin tarihi ve güncel siyasi gelişmeler ele alındı. Özellikle Almanya’da son dönemde artan sosyal hak gaspları, kemer sıkma politikaları ve yükselen ırkçılık konuları tartışmaların merkezinde yer aldı. Katılımcılar, toplumsal birlik ve örgütlü mücadelenin önemine dikkat çekti. Katılımcılar, mevcut gelişmelere karşı dayanışmayı büyütecek yeni bir mücadele perspektifi üzerine fikir alışverişinde bulundu.
Konferans kapsamında ayrıca DIDF Kadınlar Korosu da sahne aldı. Koro, seslendirdiği eserlerle etkinliğe kültürel bir renk katarken, katılımcılardan büyük beğeni topladı. Etkinlik sonunda DIDF, DIDF Gençlik, DGB Gençlik ve Jugendwerk OWL tarafından hazırlanan özel standlarda sohbet bölümü gerçekleştirildi; kurumlar kendilerini tanıtma ve katılımcılarla doğrudan iletişim kurma imkanı buldu. Konferans, farklı kurum ve katılımcılar arasında dayanışma ağlarının geliştirilmesi açısından önemli bir buluşma olarak değerlendirildi.



