Lukas Maar
7 Mayıs’ta, Mainz’deki C24 hizmet şubesinin yaklaşık 70 çalışanı kendilerini kilitli kapıların önünde buldu. O sabah işe geldiklerinde, işyerlerinin üstlerinde “Şirket kapalı-Giriş yok” yazılı A4 kağıtlarıyla kaplı olduğunu gördüler.
C24 Bank GmbH, 2020 yılında kurulan ve tanınmış CHECK24 Grubu’nun bir yan kuruluşu olan bir çevrimiçi banka. Çevrimiçi banka öncelikle uygulamalar (App) aracılığıyla hizmet sunmakta ve bu nedenle açılıp kapanan ve yüzyüze hizmet görülen şubesi yok. Frankfurt am Main’deki genel merkezinin yanı sıra, tek şubesi Mainz’deki hizmet şubesiydi.
7 Mayıs’ta Mainz’deki şubede çalışanlar, ofisin dışında kendilerinden anahtarları teslim etmelerini isteyen genel müdürü buldular. Şubenin kapandığı onlara sadece sözlü olarak bildirildi. Ver.di sendikasına göre, çalışanlara herhangi bir işten çıkarma bildirimi yapılmadı. Ayrıca, önümüzdeki haftalarda yönetimle bireysel görüşmeler planlanıyor. Çalışanların eşyalarını almak için şubeye girmelerine izin verilmedi. Sonuç olarak, Ver.di sendikası ve polis, çalışanların mülkiyet haklarını savunmalarında onlara destek olmak zorunda kaldı. Çalışanlar üzerinde önemli bir baskı oluşturan bir ortam yaratılıyor. Şirketin davranışları, çalışanlara yönelik büyük bir saldırının yakın hatta başlamış olduğunu gösterdiğinden, çalışanlar arasında belirsizlik yayılıyor.
Yönetim, şubenin kapatılmasını stratejik ekonomik nedenlerle gerekçelendirdi, ancak ayrıntı vermedi. Bununla birlikte, yönetimin şubeyi bir işyeri temsilciliğinin kurulmasını engellemek için kapatmış olması çok daha olası. Ver.di, ertesi gün yönetime bu suçlamayı yönelten bir basın açıklaması yayınladı.
Açıklamaya göre, çalışanlar yakın zamanda şubede bir işyeri personel temsilciliği kurmak için hazırlıklar yapıyordu. Ancak, süreç ani kapatma ile aniden sona erdirildi veya en azından askıya alındı. Kapatmanın zamanlaması ve önceden herhangi bir kapatma belirtisi olmaması, yönetimin amacının temsilciliğin kurulmasını engellemek olduğunu açıkça göstermekte.
Bu durum, C24 Bank’ı Almanya’da tekrar eden sendika karşıtı uygulamalar (işçi temsilcilikleri veya sendikalar gibi çalışan temsilcilerinin çalışmalarının stratejik olarak engellenmesi) vakalarıyla aynı kategoriye yerleştiriyor. Siyasi arenada işçilere karşı giderek sertleşen söylemlerin yanı sıra, daha uzun çalışma saatleri talepleri ve zor kazanılmış hakların kısıtlanması gibi durumlarla birlikte, sendika karşıtı uygulamalar da işverenlerin çalışanlarının pahasına karlarını artırmak için kullandığı bir strateji. Son zamanlarda Tesla ve Amazon gibi şirketler, sendika karşıtı uygulamalara başvurmalarıyla Almanya’da sık sık dikkat çekmişlerdi.

