Written by 08:46 HABERLER

Eğitimdeki kısıtlamalara karşı üniversiketeliler bugün sokakta

Almanya’da kreşlerden üniversitelere ve meslek okullarına kadar eğitim sisteminin her kademesinde bütçe kesintileri ve iptaller yaşanırken, bu duruma karşı protestolar da büyüyor. Bu hafta, ülke genelinde öğrenci direnişlerinin damga vurduğu bir döneme girildi. Eylemlerin zirvesi bugün (17 Haziran Çarşamba) çok sayıda kentte düzenlenen ve öğrencilerin yanı sıra eğitim sektörünün diğer temsilcilerinin de katıldığı geniş katılımlı gösteriler oluşturuyor.

“Eğitimdeki yıkıma karşı sokaktayız”

Gösterilerin çağrısını yapan “Öğrenci Birlikleri Serbest Çatı Derneği” (FZS) Yönetim Kurulu Üyesi Tjark-Hagen Kandulski, kampanyanın amacına ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Hedefimiz, 17 Haziran’da tüm Almanya’daki eğitim kurumlarında alevlenen direnişi ortak bir odakta toplamak ve federal hükümetin tasarruf politikalarına karşı bir itiraz olarak sokaklara taşımaktır. Bu eylem haftasıyla, federal ve eyalet düzeyinde eğitim, sosyal ve kültürel alanlarda uygulanan yıkıcı kısıtlamaların sorumlularına karşı başkaldırıyoruz.”

Kandulski, eyalet hükümetlerinin çoğunun son dönemde açıkladığı tasarruf planlarının eğitim sektöründeki güvencesiz durumu daha da derinleştirdiğini vurguladı. Paylaşılan verilere göre, Hamburg Maliye Otoritesi tarafından yapılan hesaplamalar, 2024 yılı itibarıyla yükseköğretim kurumlarında biriken yatırım ihtiyacının (yatırım tıkanıklığının) yaklaşık 140 milyar avroyu bulduğunu ortaya koyuyor. Bunun yanı sıra sektörde ciddi bir personel açığı yaşandığı ve mevcut istihdamın büyük oranda güvencesiz, kısa süreli sözleşmelere dayandığı belirtiliyor. Eyaletlerdeki kesintilere karşı haziran ayı başında Frankfurt am Main, Göttingen, Hamburg ve Hildesheim gibi kentlerde de protesto gösterileri düzenlenmişti.

BAföG tartışması bardağı taşırdı

FZS’nin bir diğer yönetim kurulu üyesi Katharina Rummenhöller ise eğitimdeki kesintiler nedeniyle zaten gergin olan atmosfere, hükümet temsilcilerinin Federal Eğitim Bursu Kanunu (BAföG) kapsamındaki barınma yardımı artışını tartışmaya açmasının eklenmesiyle bardağın taştığını ifade etti. Koalisyon protokolünde yer alan bu artışa değinen Rummenhöller, bu yaz sömestrinin başında Almanya’da öğrenci evlerindeki ortalama oda kirasının aylık 512 avroya ulaştığını, buna karşın mevcut BAföG barınma yardımının yalnızca 380 avro olduğunu belirtti.

Hükümet aslında bu miktarı 2026/2027 kış sömestrinden itibaren 440 avroya çıkarmayı planlıyordu. Ancak son günlerde hem Federal Araştırma Bakanı Dorothee Bär (CSU) hem de Federal Meclis Birlik Partileri (CDU/CSU) Grubu Başkanı Jens Spahn bu planı sorgulayan açıklamalarda bulundu. Rummenhöller, eylem çağrısında bulunurken şu uyarıyı yaptı: “Almanya’da bu şartlar altında üniversite eğitiminin maliyetini karşılayabilecek insanların sayısı giderek azalıyor. Bu durumun doğal sonucu olarak hem bu gençlerin geleceği hem de tüm eğitim sistemi büyük bir tehlike altındadır.”

Hükümet kanadında çatlak ve geri adım

Öğrenci örgütlerine dolaylı destek, Hristiyan Demokrat İşçi Kulübü (CDA) Federal Başkanı Dennis Radtke’den geldi. Hafta başında Tagesspiegel gazetesine konuşan Radtke, BAföG artışının kararlaştırıldığı gibi uygulanmasını talep ederek, eğitim teşviki reformunun “bağlayıcılığı olmayan bir temenni programı değil, genç kuşağa verilmiş siyasi bir söz” olduğunu vurguladı.

Radtke bu çıkışıyla, “vatandaşlık parası, konut yardımı, çocuk parası ve BAföG” gibi sosyal yardımlarda öngörülebilir gelecekte bir artış yapılamayacağını savunan Jens Spahn ile ters düşmüş oldu. Bakan Bär’in ise öğrencilerin eğitim için ücret ödemediklerini, boş zamanlarında çalışarak kira masraflarını karşılayabilecek geniş zamana sahip olduklarını iddia ederek öğrencilere yönelik “ayrıcalık” eleştirisinde bulunması tepki çekti. Eleştirmenler, BAföG’e ihtiyaç duyan öğrencilerin ezici bir çoğunluğunun zaten uzun süredir ek işlerde çalışarak geçinmeye çalıştığına dikkat çekiyor.

Kısa vadeli tasarruf hesaplarıyla barınma yardımı artışının tehlikeye atılmasının yanlış bir sinyal olduğunu belirten CDA Başkanı Radtke, “Eğitim sisteminde yapılan tasarruf, günün sonunda devlet için her zaman en pahalı tasarruftur. BAföG; kiralara, enflasyona ve günlük yaşamın getirdiği gerçek yüklere ayak uydurmalıdır. Eğitime erişim, cüzdanın kalınlığına bağlı olmamalıdır” dedi.

Bu itirazların ve koalisyon ortağı SPD’den gelen benzer eleştirilerin ardından, Araştırma Bakanlığı geri adım atarak BAföG reformunun sonbaharda planlandığı gibi hayata geçirileceği sözünü verdi.

“Derin bir hayal kırıklığı var”

Alman Öğrenci İşleri Kurumu (DSW) ise salı günü yaptığı açıklamayla hükümete yönelik eleştirilerini sürdürdü. DSW Yönetim Kurulu Başkanı Matthias Anbuhl, Rheinische Post gazetesine verdiği demeçte, “Federal hükümetin BAföG konusundaki zikzaklı tutumu, öğrencilere ve genel olarak genç kuşağa verilen felaket bir sinyaldir” şeklinde konuştu.

Anbuhl, öğrenciler arasında şu anda “derin bir hayal kırıklığının” hakim olduğunu belirterek, “Birçoğunun bütçesi ucu ucuna yetiyor ve bu dikiş artık patlamak üzere. BAföG artışından feragat etmek, geleceği feda etmektir” ifadelerini kullandı. (JW)

Close