Emeklilik, sağlık, bakım hizmetleri, ebeveyn ödeneği ve çalışma süreleri üzerindeki sözde reformları kadınların halihazırda yaşadığı dezavantajları daha da derinleştiriyor. Kadınlar, ücretlendirilmeyen bakım işlerinin büyük bir kısmını üstlenmeye devam etmekte ve ortalamada daha düşük iş geliri ve emekli maaşına sahipler. Devlet yardımları kesilir veya destek imkanları kısıtlanırsa, zorunlu bakım işleri daha büyük ölçüde özel alana kayabilir. Bu durum, kadınların istihdamını, kişisel gelirini ve sosyal güvencesini ilave olarak zayıflatacak. Birleşik Hizmet Sendikası ver.di bu konuda kapsamlı bir değerlendirme yaptı. Altta bu açıklamanın ana hatları yer alıyor.
TASARRUF PLANLARI VE KADINLAR
Devletin tasarruf planları tam da en yoksul kesimi, yani çocuklarını tek başına büyüten ebeveynleri ve emekli kadınları etkiliyor. Bakım hizmeti veren aile üyeleri de bu durumdan etkileniyorlar.
SAĞLIK SİGORTASI
2028’den itibaren, yasal sağlık sigortası kapsamındaki primsiz aile sigortasının kısmen sınırlandırılması öngörülüyor. Sigorta kapsamına dahil edilen eşler veya hayat arkadaşları için, ana gelir sahibinin geliri üzerinden yüzde 2,5 oranında bir ek prim alınması planlanıyor. On iki yaşından küçük çocukların, engelli çocukların veya bakıma muhtaç yakınların bakımı gibi durumlarda ise istisnalar uygulanması hedefleniyor.
Bu durumdan en çok kadınlar etkilenecek; zira kadınlar genellikle partnerleri üzerinden aile sigortası kapsamında yer alıyor. Söz konusu ek primin, daha fazla insanın sosyal güvenlik primine tabi bir işte çalışmaya başlamasını teşvik etmesi amaçlanıyor. Ancak “mini-job” (düşük ücretli/kısmi süreli iş) modelleri ve eşlerin gelirlerinin birleştirilerek vergilendirildiği sistem (Ehegattensplitting) düşük çalışma hacimlerini finansal açıdan desteklemeye devam ettiği ve yeterli çocuk bakım ile hasta/yaşlı bakım hizmetleri sunulmadığı sürece, bu hedefe gerçekten ulaşılıp ulaşılamayacağı şüpheli görünüyor.
SAĞLIK ALANINDA KESİNTİLER
Ayrıca ilaçlar için daha yüksek katkı payları alınması ve diş protezi ödemelerine verilen desteğin azaltılması planlanıyor. Bu durum, düşük gelirli bireylerin sağlık masraflarının daha büyük bir kısmını bizzat üstlenmek zorunda kalmaları anlamına geliyor. Ortalama gelir düzeylerinin daha düşük olması nedeniyle bu durum birçok kadını; özellikle de çocuklarını tek başına büyütenleri ve düşük emekli maaşı alan yaşlı kadınları olumsuz etkileyecektir. En kötü senaryoda, gerekli ilaçlar veya tedaviler maddi imkansızlıklar nedeniyle ertelenebilir.
Hastanelerin bakım bütçesinin de 2027’den itibaren yasal bir büyüme üst sınırına bağlanması öngörülüyor. Fiili bakım personeli maliyetlerinin bu sınırın üzerinde artması durumunda, oluşan ek maliyetler artık tam olarak karşılanmayacak. Bu da hastaneler üzerindeki finansal baskıyı artıracak ve gerekli ek kadroların oluşturulamamasına yol açabilecek. Kadınların ağırlıkta olduğu hastane bakım hizmetlerinde; personel yetersizliği, aşırı iş yükü ve yarı zamanlı çalışma eğiliminin daha da şiddetlenmesi riski bulunuyor.
BAKIM ALANINDA SÖZDE REFORMLAR
Bakım reformu, toplu iş sözleşmesiyle belirlenen ücret zorunluluğunu askıya almayı ve hizmetleri kısıtlamayı hedefliyor.
Yaşlı bakımında, toplu iş sözleşmesiyle belirlenen ücret zorunluluğunun 2027’den 2030 sonuna kadar askıya alınması planlanıyor. Mevcut toplu iş sözleşmeleri ise geçerliliğini koruyacak. Toplu iş sözleşmesine tabi olmayan kurumlar ise artık bölgedeki genel ücret düzeyini esas almak zorunda kalmayabilir. Bu kurumlarda ücret artışları daha yavaş olabilir veya yeni işe alınan çalışanlara daha düşük ücret ödenebilir. Yaşlı bakımında ağırlıklı olarak kadınlar çalıştığı için, bu durum doğrudan onların gelirlerini etkilemektedir. Aynı zamanda, daha düşük ücretler personel bulmayı ve mevcut personeli kurumda tutmayı daha da zorlaştırabilir.
Bakım hizmeti alanlar ve yakınları için sağlanan güvencelerde de kısıtlamalar öngörülüyor. Bakım derecelerine ilişkin eşik değerlerin yükseltilmesi planlanıyor. Ayrıca, 1. bakım derecesi için aylık 131 euro tutarındaki destek ödemesinin (Entlastungsbetrag) kaldırılması hedefleniyor. Bakımevi masraflarında kişisel katkı payına yönelik artırılmış ödeneklerin devreye girmesi de gelecekte altı ay gecikmeli olacak; yani kurumda kalış süresine dayalı kademeler on iki aydan on sekiz aya çıkarılacak. Bu durum, bakım hizmeti alanların daha uzun süreyle daha yüksek tutarda kişisel katkı payı ödemek zorunda kalmalarına yol açacak. Eğer bu nedenle bakım hizmeti daha uzun süre evde üstlenilirse, söz konusu ek iş yükü büyük ölçüde kadınların omuzlarına binecek ve bu da kadınların çalışma sürelerini azaltmalarına neden olabilecek.
BAKIM İŞİNİ ÜSTLENEN AİLE ÜYELERİ: KADINLAR
Ayrıca, bakım hizmeti veren aile üyeleri için emeklilik sigortası primlerinde kesinti yapılması da tartışıldı. Bu durum, aynı bakım hizmeti karşılığında daha düşük emeklilik hakları birikmesine yol açacaktı. Ancak söz konusu kesinti tartışmalara neden oldu ve Sağlık Bakanı’nın son açıklamasına göre bu plandan vazgeçilmesi öngörülüyor.
Bakım sigortası kapsamında, bakım sorumluluğu bulunmayan ve sigorta güvencesinden eşleri veya hayat arkadaşları aracılığıyla yararlanan kişiler için yüzde 0,52 oranında bir prim ek ücreti öngörülüyor. Bakım hizmeti veren aile üyeleri ise bu uygulamadan muaf tutulacak.
Bakım gerekliliği nedeniyle çalışma süresinin azaltılmasından kaynaklanan gelir kayıplarını geçici olarak telafi edebilen, aile içi bakım izni (Familienpflegezeit) süresince sağlanan faizsiz kredinin de kaldırılması planlanıyor. Bu destek olmaksızın, hasta veya yaşlı yakınına bakan kişiler gelir kayıplarını daha büyük ölçüde bizzat üstlenmek ya da ağır bakım yüküne rağmen mevcut çalışma düzenlerini sürdürmek zorunda kalacaklar. Her iki durum da hem iş hayatı hem de bakım sorumluluğundan kaynaklanan çifte yükü artıracak.
EMEKLİLİK KONUSUNDA RİSKLER
Emeklilik yaşı, emekli maaşı seviyesi, sermaye esaslı emeklilik birikimi ve sosyal güvence sistemlerinde değişiklikler öngörülüyor.
Yaşlılık Güvencesi Komisyonu’nun önerileri arasında; 2031 yılından sonra emeklilik yaşının daha da yükseltilmesi, 45 yıllık sigortalılık süresinin ardından kesintisiz (tam) emeklilik hakkının kaldırılması ve uzun süreli sigortalılar için en erken emeklilik yaşının 63’ten 64’e çıkarılması yer alıyor. “Blok usulü kısmi emeklilik” (Blockaltersteilzeit) uygulaması da tartışmaya açılıyor. Bu durum, özellikle fiziksel ve psikolojik açıdan yıpratıcı mesleklerde çalışanların yaşam planlarını derinden etkileyecek nitelikte.
Sermaye esaslı ek bir emeklilik bileşeni oluşturulması fikri de eleştiri konusu. Düşük gelire sahip veya çalışma hayatına ara vermiş kişiler daha az para biriktirebiliyor. Kadınlar bu durumdan daha fazla etkileniyor; zira ortalama olarak daha az kazanıyor ve çocuk yetiştirme ya da bakım sorumlulukları nedeniyle çalışma hayatına daha sık ara veriyorlar. (YH)

