Clemens Studer*
Alman işverenler, çalışanların İsviçreli meslektaşları kadar uzun saatler çalışmasını istiyor. Ancak Böckler Vakfı’nın analizi, ki buna Unia ekonomisti Noémie Zurlinden de katkıda bulunmuş, bunun çalışanlar için son derece kötü bir fikir olduğunu gösteriyor.
ÇALIŞANLAR GÜNAH KEÇİSİ Mİ İLAN EDİLDİ?
Almanya, zayıf ekonomik durumun nedenlerini tartışıyor. Hükümet ise suçlusunu çoktan bulmuş gibi görünüyor: Çalışanlar. Başbakan Friedrich Merz, Mayıs 2025’teki CDU Ekonomi Günü’nde yaptığı konuşmada, “Bu ülkede yeniden daha çok ve daha verimli çalışmalıyız. Dört günlük çalışma haftası ve iş-yaşam dengesiyle bu ülkenin refahını sürdüremeyiz.” dedi.
SPDli Çalışma Bakanı Bärbel Bas, hemen ardından bir yasa tasarısı sunacağını duyurdu. Bu tasarı, günlük maksimum çalışma süresini haftalık bir sınırla değiştirmeyi öngörüyor. Küçük bir değişiklik gibi görünse de büyük sonuçları olacak: Günde 13 saate kadar çalışma mümkün hale gelecek. Buna karşı çıkanlar uyarı alabilir ya da işten çıkarılabilir. İşveren birlikleri bu durumdan oldukça memnun.
SPD’NİN İŞVEREN YANLISI MİRASI
SPD’nin bu plana destek vermesi, ilk bakışta şaşırtıcı gibi görünse de aslında öyle değil. 2005 yılında dönemin SPD Başbakanı Gerhard Schröder, Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nda şu sözlerle övünmüştü: “Avrupa’nın en iyi düşük ücret sektörlerinden birini oluşturduk.” Schröder, 1998’de başbakan olduğunda SPD yüzde 40,9 oy almıştı. Ancak 2025’te bu oran yüzde 16,4’e düştü.
Bir de Baden-Württemberg’in görevden ayrılan Yeşiller Partisi Başbakanı Winfried Kretschmann var. Kısa süre önce İsviçre gazetesi “Blick”e verdiği demeçte, “İsviçreliler, Almanlardan yılda 200 saat daha fazla çalışıyor. Yine de tatil ve boş zamanları var. Bir şeylerden vazgeçmek zor olsa da, artık Almanya’da bir silkelenme zamanı geldi.” dedi.
ÇALIŞMA SAATLERİNE DAİR YANILTICI VERİLER
Çalışma saatlerine dair istatistikler yanıltıcı olabilir. Bu veriler yalnızca ücretli çalışmayı kapsar ve “bakım emeği” olarak adlandırılan ücretsiz işleri göz ardı eder: yemek pişirme, çocuk bakımı, hasta veya yaşlı akrabaların bakımı ve ev işleri. Bu işler toplumsal olarak gereklidir, ancak çoğunlukla ücretlendirilmez ve gayrisafi yurtiçi hasılada (GSYİH) yer almaz. Ayrıca bu işler çoğunlukla kadınlar tarafından yapılır.
İsviçre İstatistik Dairesi’nin 2024 yılı verileri, İsviçreli kadınların haftada ortalama 34,9 saat ücretsiz iş yaptığını, erkeklerin ise 22,8 saat ücretsiz iş yaptığını gösteriyor. Bununla birlikte, erkekler ücretli işlerde daha fazla çalışıyor: Haftada 31,5 saat, kadınlar ise 22,2 saat. İkisi birleştirildiğinde ise kadınlar toplamda daha fazla çalışıyor: Kadınlar haftada 57,2 saat, erkekler ise 54,3 saat çalışıyor. Almanya’da da kadınlar toplamda haftada 54 saat, erkekler ise 53 saat çalışıyor. Veriler tam olarak karşılaştırılabilir olmasa da, her iki ülkede de kadınlar toplamda erkeklerden daha fazla çalışıyor ve İsviçre’de bu fark daha belirgin.
UZUN TAM ZAMANLI ÇALIŞMA DAHA FAZLA YARI ZAMANLI ÇALIŞMAYI TEŞVİK EDİYOR
Peki Alman siyasetçiler ve işverenler İsviçre’yi örnek alırken aslında neyi kastediyor? Hans-Böckler Vakfı bünyesindeki Ekonomi ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü (WSI) tarafından hazırlanan bir analiz, bu soruyu ele alıyor. WSI’nin bilimsel direktörü sosyolog Bettina Kohlrausch ve İsviçre’yi yakından tanıyan Unia ekonomisti Noémie Zurlinden, geçen ay “Çalışma Saatlerinin Esnekleştirilmesi ve Uzun Çalışma Süreleri: Neden İsviçre Örnek Alınmamalı” başlıklı bir rapor yayımladı. Ancak bu rapor, Alman medyasında büyük ölçüde görmezden gelindi. Oysa rapor, İsviçre için bile dikkate değer.
İsviçre’de tam zamanlı bir iş haftada ortalama 41,7 saat sürüyor – bu, Almanya ve diğer AB ülkelerinden daha fazla. Bunun paradoksal bir sonucu var: Tam zamanlı çalışma süresi ne kadar uzun olursa, yarı zamanlı çalışanların oranı da o kadar yüksek oluyor. 2024’te İsviçreli kadınların yüzde 58’i yarı zamanlı çalışırken, Almanya’da bu oran yüzde 49’du. Erkeklerde ise İsviçre’de yüzde 21, Almanya’da yüzde 12 idi.
Bu durumun sebebi tembellik değil, iş bölümü. Kadınlar genellikle ücretsiz bakım işlerinin büyük kısmını üstleniyor. Tam zamanlı çalışma süresi ne kadar uzarsa, yarı zamanlı çalışmaya yönelme baskısı da o kadar artıyor. Ancak bu, kadınların daha az çalıştığı anlamına gelmiyor. Sadece daha az ücretli işlerde çalışıyorlar.
DİNLENME YOK, DAHA FAZLA STRES
İsviçre’deki uzun çalışma saatleri, iş ve özel yaşam arasındaki sınırların giderek belirsizleşmesine neden oluyor. İsviçre’de çalışanların yüzde 29’u, iş gerekliliklerini karşılamak için ayda birkaç kez boş zamanlarında çalışmak zorunda kalıyor. Bu oran Almanya’da yüzde 19. İsviçre’de çalışanların yüzde 15’i haftada 48 saatten fazla çalışırken, Almanya’da bu oran yalnızca yüzde 7. Ayrıca İsviçre’de çalışanların yüzde 25’i, ayda en az bir kez iki iş günü arasında 11 saatten az dinlenme süresine sahip. Almanya’da bu oran yüzde 17.
Sıklıkla dile getirilen “200 saat fazla çalışma” – Alman Ekonomi Enstitüsü bu farkı 188 saat olarak hesaplıyor – İsviçre’de sadece daha fazla gelir anlamına gelmiyor. Aynı zamanda daha az uyku, daha az dinlenme ve daha az boş zaman anlamına geliyor.
DAHA FAZLA ÇALIŞMA DAHA FAZLA STRES VE DÜŞÜK VERİMLİLİK DEMEK
Uzun çalışma saatlerinin sonuçları endişe verici. İsviçre İş Stresi Endeksi, 2014 ile 2022 yılları arasında stresli çalışanların oranının yüzde 24,8’den yüzde 28,2’ye yükseldiğini gösteriyor. Aynı dönemde duygusal tükenmişlik oranı yüzde 24’ten yüzde 30’un üzerine çıktı. İşe bağlı stresin İsviçre ekonomisine maliyeti 2022’de 6,5 milyar İsviçre frangı olarak hesaplandı.
Araştırmalar, uzun çalışma saatlerinin verimliliği artırmadığını, aksine düşürdüğünü kanıtlıyor. Daha uzun çalışma saatleri, daha fazla hata, daha uzun işlem süreleri ve daha fazla tükenmişlik anlamına geliyor. Bu durum, sadece fiziksel işlerde değil ofis işlerinde de geçerli. “Daha uzun çalışma saati, daha fazla performans” denklemi, yalnızca siyasi bir iddiadan ibaret.
SONUÇ: İSVİÇRE BİR UYARIDIR, ÖRNEK DEĞİL
Alman işverenler İsviçre’yi bir model olarak överken, İsviçre işverenleri daha fazlasını istiyor. 2025 yılında İsviçre Ulusal Meclisi, günlük çalışma süresini 14 saatten 17 saate çıkarma, minimum dinlenme süresini 11 saatten 9 saate düşürme ve yılda 9 Pazar günü izinsiz çalışmayı mümkün kılacak düzenlemeleri onayladı. Nisan ayında ise yıllık geliri 120.000 İsviçre frangını aşan çalışanları çalışma saatleri ve dinlenme kurallarından muaf tutacak bir önerge kabul edildi. Bu, çalışanların dörtte birini etkiliyor.
Sonuç olarak, İsviçre Almanya için bir örnek değil, bir uyarıdır. Çalışma saatlerini artırma yaklaşımı “yanlış bir yoldur.” Bu hem Almanya hem de İsviçre için geçerli.
*18 Mayıs 2026’da yayınlanan “Work” gazetesinden çevrilmiştir. Work gazetesi UNİA sendikası tarafından yayınlanmaktadır. Metnin Almancasını okumak isteyenler şu adresten yazıya ulaşabilirler: www.workzeitung.ch/2026/05/arbeiten-wie-in-der-schweiz-eine-ungesunde-idee

