Written by • 22:24• KÜLTÜR

Köln’de göçün 65. yılı etkinliği düzenlendi

Köln DİDF tarafından 24 Ekim’de Kulturbunker’de düzenlenen etkinlikte, Türkiye’den Almanya’ya işçi göçünün 65. yılı ele alındı. Etkinlikte konuşan DİDF Genel Başkanı Alev Bahadır, her türlü saldırıya ve gericiliğe karşı ortak mücadelenin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan DİDF Yönetim Kurulu üyesi Yücel Özdemir, göçün 65. yılı dolayısıyla düzenlenen birçok etkinlikte, ilk kuşağın yaşadığı ağır sömürü, baskı ve ayrımcılığın geri planda bırakıldığına, bunun yerine tozpembe bir tablonun çizildiğine dikkat çekti.

Özdemir, konuşmasında şunları söyledi: “Göçün üzerinden 65 yıl geçtikten sonra geldiğimiz aşamada, Türkiye kökenli göçmenlerin ezici bir bölümü işçi sınıfının parçası olarak yaşamaya devam ediyor. Buna karşın, siyasette ve bürokraside kariyer yapan, zenginleşen kişiler örnek olarak gösteriliyor. Türkiye kökenliler arasında hem sermaye hem de siyaset düzeyinde ayrışmalar olduğunu görmemiz gerekiyor. Bizim tarafımız, sosyal hak gasplarına, ırkçılığa, ayrımcılığa, savaşa ve militarizme karşı mücadele eden Alman emekçilerinin safıdır. Bu temelde etkinliğe katılan herkesi derneğimize üye olmaya ve çalışmalarımıza katılmaya davet ediyoruz.”

ORTAK MÜCADELE ÇAĞRISI

Etkinlik kapsamında DİDF Genel Başkanı Alev Bahadır ile tarihçi Wolfgang Uellenberg-van Dawen’in konuşmacı olarak katıldığı bir oturum düzenlendi. Yusuf As’ın moderatörlüğünü yaptığı oturumda konuşan Bahadır, göçmenlerin iş gücü ihtiyacına göre değerlendirildiğini belirterek şunları söyledi:

“Göçmenleri kullanılabilirlik durumuna göre değerlendiriyorlar. İş gücü olarak ihtiyaç duyulanlar kalabiliyor. Diğerleri ise korumaya muhtaç olup olmadıklarına bakılmaksızın sınır dışı ediliyor. Ücretleri baskı altında tutacak unsurlar veya siyasi kozlar olarak kullanılarak, köken üzerinden işçi sınıfını bölmemiz hedefleniyor. Ne Friedrich Merz ne Cem Özdemir ne de Recep Tayyip Erdoğan Almanya’daki göçmenlerin durumunu iyileştirebilir. Bir şeyleri değiştirebilmemiz için toplumsal hareketlerin parçası olmamız, ilerici mücadelelere katılmamız ve iş arkadaşlarımız, komşularımız ve sınıf arkadaşlarımızla birlikte eşit haklar ve yaşanabilir bir gelecek için mücadele etmemiz gerekiyor.”

Tarihçi Wolfgang Uellenberg-van Dawen ise İkinci Dünya Savaşı sonrasında Alman ekonomisinin büyümesinde, 1955’ten itibaren ülkeye gelen “misafir işçilerin” önemli katkısı olduğunu belirtti. Dawen, Almanya’nın tarihsel olarak göç ülkesi olduğunu ancak bunu ancak geç bir dönemde kabul ettiğini vurguladı.

FORD GREVİ VE İŞÇİLERİN BUGÜNÜ

Bu bölümün ardından, 1973’te Ford fabrikasında gerçekleşen büyük grevin komitesinde yer alan Seyfettin Kurt sahneye çıktı. Kurt, grev dönemindeki ağır çalışma ve yaşam koşullarını anlattı. Hâlen Ford’da çalışan Cihan Adıgüzel ise fabrikada işçilerin endişeli bir bekleyiş içinde olduğunu dile getirdi.

Etkinlik, dernek bünyesinde faaliyet gösteren şiir grubunun sunumuyla devam etti. Göçün özlem ve gurbet duygularını yansıtan türküler ve şiirler seslendirildi. Program, Bi’arada grubunun söylediği türküler ve çekilen halaylarla sona erdi. (Köln / YH)

↑
Close