Metal işkolunda devam eden TİS görüşmelerinin ikinci turunda metal patronları işçilerle alay eder gibi teklif sundular. 20 ay ücretlerin dondurulması ve sadece 6 aylık bir süre için enflasyonun çok altında bir zam önerisi yapan metal patronları, maliyetlerin düşürülmesi için bir dizi saldırı planını masaya koydular. Bu denli pervasızlığa verilecek yanıt ortada: GREV!
UMUT YAŞAR
Metal ve Elektro sanayisinde ikinci tur TİS müzakerelerine 27 Ekim’de, Baden-Württemberg, Bavyera, Sahil Bölgesi, Aşağı Saksonya, Kuzey Ren-Vestfalya ve Saksonya’da devam edildi. Gazetemizin baskıya ve dağıtıma girdiği 28, 29 ve 30 Ekim günlerinde ise Orta, Thüringen, Berlin-Brandenburg, Saksonya-Anhalt ve son olarak Osnabrück-Emsland-Grafschaft Bentheim TİS bölgesinde görüşmeler devam edecekti.
TEKLİF DEĞİL, TESLİMİYET DAYATMASI!
İkinci tur müzakerelerde ilk teklif (kutuya bkz.) Sahil TİS Bölgesi’nde (“Bezirk Küste”) yapıldı. Metal patronları, metal işçilerinin yaşam şartlarını iyileştirecek bir teklif sunmamaları bir yana çalışma ve yaşam koşullarını kötüleştirecek bir dizi taleple masaya oturdular.
Patronların böyle kötü bir teklifi tam da bu bölgede müzakere masasına koymalarının tesadüf olmama ihtimali yüksek. VW tekeli eylül sonunda 10 toplu sözleşmeyi bu eyalette feshetmişti. “Tepkimiz çok sert olacak”, “bu kış çetin geçecek” gibi sözde radikal açıklamalar yapan IG Metall Bölge Başkanı Thorsten Gröger ve Genel İşyeri Temsilciliği (GBR) Başkanı Daniela Cavallo, bir aydan fazla bir süredir VW işçilerini oyalıyorlar. Bu nedenle metal patronlarının, “şansımızı önce burada deneyelim” demiş olabilirler.
Aynı zamanda IG Metall müzakere sorumlusu olan Gröger, yaptığı ilk açıklamada teklifi şöyle değerlendirdi: “İşverenlerin istek listesi uzun, teklifleri ise yetersiz. Az bir şey karşılığında daha fazla istisna ve yeni yükümlülükler talep ediyorlar. Bu dengesizliği kabul etmeyeceğiz.”
Bize göre de bu dengesiz teklif kesinlikle kabul edilmemelidir. Çünkü bu teklif olmaktan öte bir teslimiyet dayatmasıdır.
TEKLİF NE ANLAMA GELİYOR?
Metal patronları toplamda 26 ay yürürlükte kalacak bir sözleşme dönemi talep ediyorlar. Buna göre sözleşme Kasım 2026’da başlayacak ve 31 Aralık 2028’de sona erecek.
Patronlar bu kadar uzun bir sözleşme talep etmelerine karşın ücretlere uzun vadeli yansıyacak gerçek bir ücret zammını 1 Temmuz 2028’de vermek istiyorlar. Bu öncelikle 20 ay(!) ücretlerin dondurulması, daha doğrusu reel ücretlerin 20 ay boyunca düşmesi anlamına geliyor. Ardından sözleşmenin sonuna kadar, 6 aylık bir dönem için vermeyi düşündükleri ücret artışı ise yüzde 1,3.
Sunulan teklifi okuyanlar şimdi, “ama Temmuz 2027’de ortalama yıllık brüt maaşın yüzde 1’i tek seferlik ödeme olarak ödenecek” diyebilirler. Teklifin bu bölümde “otomatik olarak farklılaştırılabilir” deniliyor. Bunun ne anlama geldiğini fazla düşünmeye gerek yok, bu çok açık: TİS tarafları belirli bir kâr marjı belirleyecekler, bu rakamın altında kalanlara tek Cent yok, üstünde olanlara ise marjın düzeyine göre ikramiye ödenecek. Kısaca söylenecekse: “Tek seferlik ödeme” sadece sözde masaya konulmuş ve çık sınırlı bir kesimi kapsama ihtimali var.
Bunlar güya sermaye kesiminin “vermeye razı” olduğu şeyler… Gerçekte ise milyonlarca işçinin yıllarca ücretlerinin dondurulması veya daha doğrusu reel ücretlerin düşürülmesi anlamına gelmektedir.
“FARKLILAŞTIRMA”
Bir de metal patronlarının işçilerden beklentileri var: “Daha fazla ve otomatik farklılaştırma” (“mehr und automatische Differenzierung”) deniliyor. Yukarıda belirtiği gibi belirlenen kâr marjı üzerinden ücretlerin ve ek ödemelerin “otomatik” farklılaştırılması hedefleniyor. Şimdiye kadar toplu sözleşmelerden farklı bir uygulama yapılmak istendiğinde, işletmenin IG Metall’e başvurup bunu sendikayla özel anlaşması gerekiyordu. Anlaşıldığı kadar patronlar fazla müzakere istemiyorlar, kesintilerin otomatiğe bağlayarak dilediklerini yapabilmek istiyorlar.
Sendikaların ortaya çıkışı işçiler arasındaki rekabeti önlemek üzere atılan adımlar sayesinde gerçekleşti. Yani bugün metal patronlarının talep ettikleri “farklılaştırmayı” engellemek, “eşit ve eşdeğer işe eşit ücret” talebini gerçekleştirmek, işçi kitlelerinin çalışma ve yaşam koşullarını iyileştirmek için sendikalar varlar. Dolayısıyla “farklılaştırma” başlığı altında sunulacak hiçbir teklife evet denilemez!
HASTALIK MALİYETLERİ DÜŞÜRÜLMELİ!
Hastalık raporları da patronların gündeminde. “Hastalık durumlarını ve hastalık maliyetlerini düşürmeye yönelik önlemler” üzerine de anlaşma yapılmak isteniyor. “Hastalık durumlarını” azaltacak önlemler üzerine görüşme talep edilmesi aslında sendikanın değerlendirmesi gereken bir madde. Metal ve elektronik sanayisinin bütün fabrikalarında daha sağlıklı çalışma koşulları için alınabilecek onlarca önlem var. En başta da işçileri hasta eden çalışma koşullarının ortadan kaldırılmasına yönelik.
Fakat bu ücret TİS müzakereleri kapsamında değil özel bir sözleşme müzakeresi kapsamında ele alınmalı. TİS Komisyonları bu konuya ilişkin çalışma grupları kurup fabrikalardan bilgileri ve talepleri toplamaya başlayabilir. Ve belirli bir zaman içinde bu konuya ilişkin bir sözleşme imzalanabilir.
Yeri gelmişken belirtmekte fayda var: “Hastalık maliyetleri” denildiğinde herkes patronları düşünüyor ve hastalığın en yüksek maliyetinin işçilerin sırtına yıkıldığı görülmüyor: İlaçlara katkı payından başlayan, çocukların hastalığıyla bağlantılı çalışmama durumu ve yüzde 70 dolayında olan “hastalık parasına” kadar… bütün bunlar işçilerin bütçesine dokunuyor. Uzun süreli hasta olanların vergi sınıfı bile değişebiliyor – yani hasta olup az ücret aldıkları yetmezmiş gibi bir de daha fazla ücret vergisi ödemek zorunda da kalabiliyor. Bütün bunlar böyle bir sözleşmede ele alınmalı.
YAPAY ZEKÂ KULLANIMI VE KURUMSAL ARAÇ
Sermaye tarafı “Yapay zekânın kullanımı” üzerine görüşmeler yapılmasına ilişkin toplu sözleşme yükümlülüğü getirilmesini istiyor. Sendikanın bu talebi de işçilerin lehine değerlendirmesi gerekiyor. Özellikle üretimde rasyonelleşmenin yoğun olarak yaşandığı 1970’li ve 1980’li yıllarda elde edinilen bir dizi tecrübe “yapay zekâ” uygulamalarının yanı sıra yeni teknolojilerin devreye girdiği her yerde değerlendirilmeli, buna yönelik yeni bilimsel araştırmalar ışığında çalışma koşullarının iyileştirilmesi için adımlar atılmalıdır. İşçilerin aleyhine gelişmeler karşısında önlemler alınmalı.
Yapay zekâ ve diğer yeni teknolojilerin üretim sürecine ve değer zincirine dahil edilmesi gibi konular ücret görüşmeleri kapsamında değil özel olarak ele alınmalıdır.
Metal patronları “maliyetleri düşürmek amacıyla, yatırımları, yenilikleri, tesisleri ve istihdamı güvence altına alacak bir kurumsal araç” (“betriebliches Instrument”) getirmek istiyorlar. Bu “kurumsal araç” işçilere yönelik hazırlanmak istenen sinsi bir tuzaktır. Bu araçla gerçekte aynı fabrikadaki işçiler arasında ve aynı tekel çatısı altındaki fabrikalar arası rekabetin artırılması hedefleniyor. Buna benzer yöntemle VW, Mercedes, Bosch, Siemens gibi tekellerde uygulamada: Hangi fabrika daha ucuza ve daha yüksek kâr marjıyla üretirse üretimde o fabrikaya kaydırılıyor.
VERİLECEK YANIT: GREV!
Sermaye son birkaç yıldır pervasızlığını sürekli artıyor. 2024’te VW tekeli TİS döneminde 30 bin işçiyi işten çıkaracağını ve dört fabrikayı kapatacağını ilan ederek işçilere şantaj yapması, Lufthansa’nın devam eden TİS döneminde “CityLine” isimli şirketi kapatması, Mercedes Denetleme Kurulu’nun, haftalık çalışma süresinin 40 saate çıkarılması ve rapor alma oranlarının düşürülmesini talep etmesi… En son olarak yine VW tekeli 10 sözleşmesini feshederek “sosyal partnerliğe” ne kadar değer verdiklerini ortaya koydu.
Metal patronlarının ücret müzakerelerine böyle bir teklifle gelmeleri bu pervasızlığın devam edeceğini gösteriyor. Sunulan teklife verilecek tek yanıt yaygın ve güçlü uyarı grevleri ve buna paralel olarak süresiz grev oylaması olmalıdır. Sermaye karşısında gösterilecek en ufak tereddüt işçi sınıfının yıllarca mücadeleyle kazandığı hakların gasp edilmesinin yolunu açacaktır. Bu nedenle IG Metall yönetiminin geçtiğimiz haftalarda dile getirdiği “yukarıya doğru farklılaştırma”, “kâr eden şirketler ikramiye ödemeli” gibi safsatalar bu ücret müzakerelerinde hiç gündeme bile gelmemeli. Sermaye tarafının tam da bu safsatalar üzerinden teklifini ve taleplerini belirlediği görülmeli.
TEKLİF VE TALEPLER
Sermayenin teklifi:
2027 ortasında yapılacak tek seferlik ödeme: Her toplu sözleşme bölgesi için ortalama yıllık brüt maaşın yüzde 1’i. Otomatik olarak farklılaştırılabilir, yani herkes için kesin değildir; Temmuz 2027’de.
Ücret zam: 1 Temmuz 2028 itibarıyla yüzde 1,3.
Süre: 26 ay, Aralık 2028 sonuna kadar.
Sermayenin talepleri:
Daha fazla farklılaştırma: Otomatik farklılaştırmanın kapsamı genişletilmeli ve kalıcı hale getirilmelidir.
Hastalık durumu: Hastalık durumlarını ve hastalık maliyetlerini düşürmeye yönelik önlemler hakkında görüşmeler yapılması konusunda toplu sözleşme yükümlülüğü.
Yapay zekâ: Yapay zekanın kullanımı hakkında görüşmeler yapılmasına ilişkin toplu sözleşme yükümlülüğü.
Kurumsal araç: Maliyetleri düşürmek amacıyla, yatırımları, yenilikleri, tesisleri ve istihdamı güvence altına alacak bir kurumsal araç getirmek istiyorlar.

