Başbakan Friedrich Merz’in geçen yıl ilan ettiği “Reform Sonbaharı”, bu yılın baharına sarktı. Ancak, itirazlara rağmen kazanılmış sosyal hakların budanmasında kararlı görünüyor. Mayıs ortasında Berlin’de katıldığı Alman Sendikalar Birliği (DGB) kongresinde, yuhalama ve ıslıklamanın eşliğinde, açık bir şekilde sosyal haklarda kesintiler yapacaklarını ilan etmişti. Bunu da “Demografi ve matematik” ile açıklamıştı. “Demografi”den kastı, yaşlanan nüfus artıyor, bu nedenle emeklilik yaşının arttırılması, maaşlarının düşürülmesi, sağlık ve bakım sigortalarının yükünün hafifletilmesi idi. “Matematik”ten ise askeri harcamalardan ötürü açık veren bütçenin bazı alanlardan kesintiler yapılarak dengelenmesi. Basit bir matematik hesabı, gerçekten de bunu gerektiriyor. Bütçedeki eskiler ile artılar arasında bir dengenin kurulması bunu gerektiriyor. Mevcut hükümet askeri harcamalardan kısılmayacağına, zenginlerden daha fazla vergi alınmayacağına göre, yoksulların cebine elini atmaktan başka bir seçeneği bulunmuyor. İhtiyaç duyulan milyarlarca euroluk kazanılmış sosyal haklardan kesintiler yapılarak sağlanması konusunda genel bir anlaşma sağlanmış görünüyor. Koalisyon ortağı SPD de genel olarak bu konuda itirazlarını kaldırmış görünüyor. Sermayeden, tekellerden, zenginlerden daha fazla vergi alınarak bütçe açığının kapatılması, askeri harcamalar için devasa bütçelerin ayrılmaması konusunda yapılan çağrılara ise kulaklar kapatılmış durumda. Halbuki, emekçi sınıfların sosyal haklarında kesintiler yapılmadan, zenginlere ek vergilerle ihtiyaç duyulan bütçenin karşılanabileceği pek çok kesim tarafından tespit edildi. Örneğin Alman Ekonomi Araştırmaları Enstitüsü (DIW) tarafından yapılan bir araştırmaya göre servet vergisinin arttırılması durumunda yılda 147 milyar euro ek gelir sağlanabilir. Ancak bu, koalisyon ortaklarından başlayarak sermaye partileri için tartılan bir durum değil. Varsa yoksa, işçileri, emekçileri, emeklileri daha fazla yoksullaştıracak kesintileri hayata geçirmek. Hazırlanan ve hazırlanacak sosyal kısıtlama paketlerine baktığımızda, planlananların hayata geçirilmesi durumunda Almanya gibi zengin bir ülkede halkın öncesine göre çok daha fazla yoksullaşacağı açık bir şekilde görülebiliyor. Almanya’da yaşanan bütün uluslardan ve inançlardan emekçileri etkileyecek kesintilere karşı çıkmak, var olan sosyal harekete katılmak büyük bir önem taşıyor.
Sağlık Reformu halkı nasıl etkileyecek?
Federal Hükümetin Nisan sonunda aldığı karara göre, sağlık alanında 16,3 milyar euro tasarruf edilmesi hedefleniyor.
– İlaçlar için 5 euro olan ek ödeme tutarı 7,50 euro ile 15 euro arasında artıyor.
– Fizyoterapi ve evde hasta bakımı reçete başına 15 euro sabit ek ödeme yapılacak.
– Prim hesaplama sınırı 300 euro artıyor.
– Diş protezi: Sigorta payı yüzde 10 azalıyor.
– 2028’den itibaren çalışmayan eşlerin sigorta kapsamına alınması, prim yükümlülüğü olan gelirlerin yüzde 2,5’i kadar olacak.
– Diz, kalça, omurga ve omuz ameliyatları için ikinci görüş alınması zorunlu hale geliyor.
– Homeopati, sigorta kapsamından çıkarılacak.
– Sigorta reçetesi ile esrar çiçekleri artık verilmeyecek.
– 35 yaşından itibaren ücretsiz cilt kanseri taraması gözden geçiriliyor.
– Kronik hastalığı olan kişilerde yıllık brüt hane gelirinin yüzde 1’ini, diğer tüm kişilerde ise yüzde 2’sini sağlık giderlerine ayıracak.
– Uzun süreli iş göremezlik durumunda hastalık ödeneği, tartışmalara rağmen brüt maaşın yüzde 70’i olarak değişmeden kalacak.
Bakım Sigortasında hangi kesintiler yapılacak?
– Çocuksuz kişilerin prim oranı 0,1 puan artırılarak toplamda 0,7 puana çıkarılacak. Eşlerin prim ödemeden sigortalanması konusunda sağlık reformundaki gibi kısıtlamalar getirilecek.
– Bakım gerektiren kişiler, ancak altı aylık bir gecikmeyle bir üst bakım kademesine alınacak. Bu düzenlemeyle 2027 yılında yaklaşık 2,6 milyar euroluk tasarruf hedefleniyor.
– 60 yaşın üzerindeki sigortalılar, gelecekte yaşa bağlı sağlık riskleri, rahatsızlıklar ve hastalıkların erken teşhisi ve önlenmesi amacıyla düzenli olarak ek tıbbi hizmetlerden yararlanma hakkına sahip olacaklar.
– En düşük bakım derecesi olan 1 için, bugüne kadar aylık 131 euroya kadar ödenen sabit destek tutarı kaldırılacak.
– Yaşlı bakım yurtlarında kalanlar kendi cephelerinden daha fazla ödeme yapacak.
– Bakım sigortası reformu sayesinde ilk yıl içinde toplamda yaklaşık 11 milyar euro tasarruf sağlanması hedefleniyor. Taslağa göre, 2030 yılına kadar elde edilebilecek tasarrufların yaklaşık 20,34 milyar euro olacağı tahmin ediliyor.
Ebeveyn parası, Bafög ve diğerleri
– Çocuk doğumundan sonra ebeveyn yardımında, koalisyon hükümeti yaklaşık 7,5 milyar euroluk bir kesinti yapma kararı almıştı. Ancak bunun nasıl olacağı henüz belli değil. Federal Aile Bakanı Karin Prien (CDU), koalisyonun tasarruf tedbiri olarak ebeveyn yardımı alma süresini kısaltabileceğini veya yardım miktarını düşürebileceğini açıklamakla yetinmişti.
– Üniversite öğrencilerine verilen Bafög bursunun 2026/27 kış döneminden itibaren, artık ebeveynleriyle birlikte yaşamayan öğrenciler için Bafög’de yer alan aylık konut masrafı tutarı, 380 eurodan 440 euroya yükseltilecek. Önümüzdeki yıllarda Bafög, kademeli olarak kalıcı olarak temel güvence seviyesine yükseltilecek.
Emeklilik yaşı 70’e çıkarılacak, maaşlar düşürülecek
Federal Hükümetin emeklilik reformu konusunda bir rapor hazırlaması için görevlendirdiği komisyon raporunu henüz hazırlamamakla birlikte, üzerinde tartıştığı konular basına yansımaya başladı. “Bild” gazetesinin ortaya attığı “70 yaşında emeklilik” iddiası komisyon üyeleri tarafından yalanlansa da köklü değişikliklerin planlandığı kesin.
“Bild” gazetesinin haberine göre komisyon, emeklilik yaşının kademeli olarak 67’den 70’e çıkarılması konusunda uzlaştı. Eğer bu iddia gerçeğe dönüşürse, yeni kural 2060’ların başından itibaren geçerli olacak ve özellikle 1990 yılından sonra doğanları doğrudan etkileyecek.
Çarpıcı önerileri ise şunlar:
-
Emeklilik maaşı seviyesinde düşüş: 2031 yılından sonra emeklilik maaşı seviyesinin (Rentenniveau) kademeli olarak yüzde 48’den yüzde 46’ya çekilmesi.
-
Erken emeklilikte kesinti: Kamuoyunda “63 yaşında emeklilik” olarak bilinen erken emeklilik imkanları ile çalışan annelere yönelik “annelik emekliliği” bütçelerinde kesintiye gidilmesi.
-
63 yaşında erken emeklilik sisteminin tamamen kaldırılması gündemde.
-
Memurlar kapsam dışı: Uzmanların, devlet memurlarının da yasal emeklilik sistemine prim ödemesi yönündeki radikal fikrin tamamen masadan kaldırıldığı belirtiliyor.
-
8 saatlik iş gününün kaldırılması, yerine günde 13 saate kadar varan çalışma süresi planlanıyor.
Her ne kadar komisyon üyeleri “kesinleşmiş bir karar yok” deseler de emeklilik yaşının artırılması ihtimali en güçlü senaryolardan biri olarak ağırlığını koruyor.

