Written by 13:00 ÇALIŞMA YAŞAMI

Savaş ve yoksulluk bütçesi

Federal hükümet ilkbahar aylarında hazırlamaya başladığı 2027 Federal Bütçe Taslağı’nı meclise sundu. Savunma bütçesi yüzde 30’dan fazla artarken sağlık bütçesi yüzde 34 tırpanlandı. Daha birkaç hafta önce yayınlanan PİSA raporu, Almanya’daki eğitimin berbat durumunu ortaya koymasına karşın federal hükümet eğitim bütçesini de kısıtladı. Diğer yandan savaş bütçesini ve sermaye sübvansiyonları güvence altına almak için oluşturulan “gölge bütçeler” için devasa krediler alınıyor ve gelecek emekçi kuşaklar şimdiden borçlandırılıyor!

SERDAR DERVENTLİ

Federal Meclis, Maliye Bakanı Lars Klingbeil (SPD) tarafından hazırlanan 2027 yılı bütçesi ve 2030’a kadar olan mali planı görüşmeye başladı. Taslakta yer alan rakamlar harcamaların ve yeni borçlanmada ciddi bir artış eğilimini gösteriyor. Bütçeyle ilgili önümüzdeki haftalarda kamuoyunda da en çok tartışılacak rakamların başında savunma bütçesindeki yüzde 30’dan fazla artışla sağlık, eğitim ve diğer sosyal alanlardaki düşüş olacak. Bunun yanı sıra büyük vaatlerle oluşturulan “İklim ve Dönüşüm Fonu’ndan” (KTF) kaynakların çekilerek genel bütçeye aktarılmak istenmesi de tartışmaların merkezinde olacak.

ALMANYA KENDİNİ YENİDEN KEŞFEDİYOR

Federal Maliye Bakanı ve Şansölye Yardımcısı Lars Klingbeil (SPD), 8 Eylül günü taslağı parlamentoya sunarken yaptığı konuşmada ülke ekonomisiyle ilgili iyimser bir tablo çizdi. Şirket iflaslarının ilk altı ay içinde rekor düzeye çıktığının doğru olduğunu söyleyen Klingbeil, “Aynı zamanda, 2026 yılının ilk yarısında 350 binden fazla yeni işletme kuruldu; bu rakam, bir önceki yıla göre yüzde 8’in üzerinde bir artışa tekabül ediyor. Start-Up’larda ise ilk altı ayda 3 binden fazla yeni kuruluşla rekor bir rakam görüyoruz. Değeri 1 milyar euronun üzerinde olan start-up’lar, yani “unicorn”lar açısından ise artık Avrupa’da bir numarayız” dedi.

“Ticaret anlaşmazlıkları nedeniyle ekonomimizin Çin’e yaptığı ihracatın azaldığını ve ABD’de daha az iş yaptığını görüyorum. Almanya olarak bu ticaret anlaşmazlıklarından sorumlu değiliz” diye konuşan Klingbeil, Alman şirketlerin dünyada yeni pazarlar ve ticaret ortakları bulduğunu, AB iç pazarının potansiyelinden daha fazla faydalandıklarını söyledi. “Haziran ayında Alman şirketleri hiç olmadığı kadar fazla ihracat gerçekleştirdi. “Made in Germany” ürünleri, özellikle şu anda büyük talep görüyor” diye konuşmasını sürdüren Klingbeil, haziran ayındaki ihracat artışını ve büyük ekonomi enstitülerinin büyüme tahminlerini yukarı doğru revize etmelerini kendi başarı hanesine yazmaya çalıştı.

“Ülkeyi gezerken üretim merkezinden şikayetçi olan ve işten çıkarmalarla tehdit eden girişimcilerle karşılaşıyorum” diyen Klingbeil sözlerini şöyle sürdürdü: “Bize yöneltilen bazı eleştiriler haklı. Ancak aynı şekilde, şöyle diyen girişimcilerle de karşılaşıyorum: ‘Tam da şu anda Almanya’ya yatırım yapıyoruz’, çünkü ülkemizdeki insanların yeteneklerine, fikirlerine ve çalışma azmine inanıyorlar – veri merkezleri kuran yatırımcılar, yarının robotik teknolojisini geliştiren ve bu süreçte ülkemizdeki en parlak beyinlere ve en iyi fikirlere güvenen Start-Up’lar. İşte benim arzuladığım üretim merkezi yurtseverliği budur. Almanya şu anda kendini yeniden keşfediyor ve yeniden icat ediyor.”

“GÜÇLÜ VE KRİZLERE DAYANIKLI BİR ALMANYA”

“Ülkemiz 2026 yılında bir dizi zorlukla karşı karşıya. Almanya, kökten değişmiş bir dünyada kendini yeniden keşfediyor ve yeniden şekillendiriyor” diye konuşmasını sürdüren Klingbeil, “Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaş, Almanya’yı ve Avrupa’yı tehdit ediyor. Evet, güvenlik politikamızı yeniden şekillendirme sürecinin tam ortasındayız” dedi. “Leipzig’de başarısızlıkla sonuçlanan drone saldırısı bir dönüm noktasıydı” diye konuşan Klingbeil, “Putin karşısında boynumuzu eğmiyoruz, sorumluluğumuzu yerine getiriyoruz” dedi.

“ABD’nin gümrük vergileri ve Çin’in saldırgan sanayi ve döviz kuru politikalarının” Almanya’yı ekonomik olarak zorladığını da söyleyen Klingbeil, “Bu nedenle, ekonomi politikamızı da yeniden şekillendirme sürecinin tam ortasındayız” dedi. Klingbeil Almanya’nın yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelerek dışarıdan daha bağımsız hale gelme sürecinde olduğunu sözlerine ekledi.

“Güçlü ve krizlere dayanıklı bir Almanya için” çabaladıklarını söyleyen Klingbeil, planlanan sosyal hak gasplarını geniş emekçi kitlelerine “yapılan iyilik” olarak pazarlamaya çalıştı. Her ne kadar 2027’de 201,2 milyar euro ve 2030’a kadar 233,5 milyar euroya çıkması planlanan “sosyal bütçe” en büyük tek kalem olmaya devam etse de, geniş emekçi kitlelerinin ihtiyaçlarını hiçe saydığı gibi bu kalem içinde sosyal güvenlik sisteminde aidatlarla karşılanması öngörülmeyen onlarca kalem harcamayı da kapsıyor. Diğer tarafta emeklilik sisteminin özelleştirilmesine hız verilmesini, “Özel emeklilik tasarruflarını yeniden yapılandırdık; böylece özel tasarruf sahipleri de yatırımlar için milyarlarca tutarın hazır bulunmasına katkıda bulunabilecekler” dedi. Bu süslü cümlenin gerçek anlamı ise şu: Milyonlarca emekçinin tasarrufları mali sermayeye peşkeş çekilecek!

Eğitim bütçesinden 3 milyar euro kesilerek 13,8 milyar euroya düşürülmesi, araştırma, konut yardımı ve çocuk desteklerinin kesintiye uğraması, “Çocuklara acil ek yardım”dan finanse edilebilen okul çocukları için sıcak öğle yemeğinin kaldırılması, sağlık bütçesinin yüzde 34 tırpanlanması ve kaynakların asıl olarak askeri harcamalara yatırıldığı gerçeği de Klingbeil tarafından “sosyal devletten vazgeçmeyeceğiz” diye gizlenmeye çalışılıyor.

YIL SONUNDA KARARLAŞTIRILACAK

Federal Hükümetin 2027 yılı bütçesi ve 2030’a kadar olan mali plan taslağı, Federal Meclis’te bir hafta süren tartışmaların ardından değişik meclis gruplarına sunuldu. Bütçe ve mali plan taslağı üzerinde yıl sonuna kadar çalışılacak ve kasım ayında yeniden meclisin genel oturumunda ele alınacak ve kararlaştırılacak.

Bu aynı zamanda hükümet ve meclis üzerinde, “savaş ve yoksulluk” bütçesinin emekçiler lehine elden geçirilmesi için baskıyı artırmak için de bir süreç olacak. Şimdi iş, sendikaların ve diğer kitle örgütlerinin bu zamanı nasıl değerlendireceklerine kaldı.

KUTU: İŞGÜCÜ ALIM ANLAŞMASI’NIN 65. YILI

Federal Maliye Bakanı Lars Klingbeil, bütçeyle ilgili konuşurken genelde göçmenlere özelde Türkiye kökenli göçmenlere “gül attı”:

“Sevgili meslektaşlarım, bu arada ben de ülkemizdeki insanların geleceğinden endişe duyduklarını gözlemliyorum; çünkü ırkçı düşmanlıklar ve milliyetçi düşünceler, onlar için günlük yaşamda yeniden daha büyük bir sorun haline geliyor. Birçoğu ya da aileleri, ülkemizin inşasına katkıda bulunmuştur. Almanya’ya gelmişler, bu ülkeyi ekonomik açıdan daha güçlü, kültürel açıdan daha zengin hale getirmişlerdir. Ülkemizin bir parçası olmaktan gurur duyuyorlar. Bence biz de bu insanların ülkemizin bir parçası olmasından gurur duymalıyız.

Bu yıl, Türkiye ile imzalanan İşgücü Alım Anlaşması’nın 65. yılını kutluyoruz. Milyonlarca insan buraya geldi, burada çalıştı, aileler kurdu, işletmeler kurdu ve Almanya’yı kendi vatanları haline getirdi. Bu, ortak Alman tarihimizin bir parçasıdır. Bu nedenle, özellikle bu günlerde şunu açıkça belirtmeliyiz: Demokraside ırkçılığı ve dışlama politikasını kabul etmiyoruz. Aşırı sağdan ülkemizin “biz” ve “diğerleri” olarak bölünmesini kabul etmiyoruz. İnsanların kökenleri, ten rengi, dinleri veya cinsel kimlikleri nedeniyle dışlanmasını kabul etmiyoruz. Kimin Almanya’ya ait olduğu, soyadı, ten rengi veya ebeveynlerinin doğduğu yere göre belirlenmez. Sevgili meslektaşlarım, bizim “biz”imiz daha büyüktür.”

2027 yılı için Federal Bütçe taslağı

Kalemler Miktar Büt. Payı* +/-**

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bak. 201,461 36,27 +2,1

Savunma Bak. 109,749 19,76 +32,7

Genel Mali İdare 46,878 8,44 -1

Federal Borç*** 43,610 7,85 +29,6

Ulaştırma Bak. 26,430 4,76 -5,3

Araş., Tek. ve Uzay Bak. 21,966 3,95 +0,7

İçişleri Bak. 16,712 3,01 +6

Federal Eğitim, Aile… Bak. 15,478 2,79 -7,1

Sağlık Bak. 14,336 2,58 -34,2

Maliye Bak. 11,065 1,99 +2,2

Federal Eko. İş. ve Kal. Bak. 9,469 1,7 -5.8

Konut ve İmar Bak. 7,509 1,35 -3,1

Tarım, Beslenme, Memleket Bak. 6,973 1,26 -0,3

Dışişleri Bak. 5,958 1,07 -1,1

Ekonomi ve Enerji Bak. 5,549 1 -6

Başbakanlık ve Baş. Dairesi 5,163 0,93 +3,3

Çevre Bak. 2,740 0,49 -1,1

Dijitalleşme Bak. 1,444 0,26 +6,2

Federal Parlamento 1,276 0,23 +0,03

Adalet ve Tüketici kor. Bak. 1,209 0,22 -0,3

Federal Sayıştay 0,218 0,04 +8,2

Cumhurbaşkanı ve Cum. Dairesi 0,70 0,01 +4,5

Veri Koruma ve Bilgi Öz. Dairesi 0,58 0,01 +11,4

Federal Anayasa Mahkemesi 0,49 0,01 +5,8

Federal Konsey 0,41 0,01 +0,2

Bağımsız Denetim Kurulu 0,15 0 +4,4

Toplam: 555.435.744 100 +6,0

Kaynak: Federal Maliye Bakanlığı (www.bundesfinanzministerium.de/)

Miktarlar milyar euro olarak verilmiştir. Şöyle okunacak: “Savunma bütçesi 109,749 milyar eurodur, federal bütçedeki payı yüzde 19,76’dır. Bütçe bir önceki yıla göre yüzde 32,7 düzeyinde artmıştır.”

* Federal Bütçedeki payı yüzde olarak

** Bir önceki yıla göre yüzde olarak artış/düşüş oranı

** Federal Bütçenin 32. Kalemi olan “Federal Borç” (“Bundesschuld”) hanesinde devletin piyasadan aldığı kredilerin ve piyasaya sürdüğü devlet tahvillerinin faiz ödemelerini, devletin yurtdışı ve yurtiçi ilgili verdiği güvencelerden ve borç yapılandırmalarından kaynaklanan tazminatlar ve masraflar, zararları önlemek veya azaltmak amacıyla yapılan ödemeleri kapsar.

Federal Bütçe için borçlanma

Federal Hükümet, Federal Bütçe harcamaları ve özel servet fonlarının (“Sondervermögen”) finansmanı için piyasadan yüksel faizli kredi almak zorunda. Aşağıdaki tabloda federal devletin ana harcamaları (Federal Bütçe) için aldığı ve almayı planladığı kredilerin yanı sıra ödemek zorunda olduğu faizler görülmekte. 2025 yılının bütün rakamları kesinleşmiş olmasına karşın 2026 yılı dahil diğer tüm verilerin hedef veri olduğu dikkate alınmalı. Alınacak kredi miktarı yükselebileceği gibi faiz miktarlarının da yükselmesi olası. Bir diğer gerçekte şu ki ödenen faizler daha önce alınan kredilerin faizleri olmasıdır. Örneğin Federal Ordu için kurulan özel fon için alınan ana kredinin ve faizlerinin ödenmesine (en geç) 1 Ocak 2031 yılında başlanacak.

Yıl Ana Bütçe Fonlar* Toplam Faiz

2025 66 44 110 30,24

2026 98 84 182 30,26

2027 119 85 204 41,9

2028 149 57 206 55,2

2029 152 58 210 68,1

2030 167 52 220 80,7

* “Özel servet fonu” (“Sondervermögen”): kredi ile finanse edilen özel fon, devletin hukuken ayrı bir yan bütçesi olup, açıkça belirli amaçlara yönelik harcamaları normal bütçe yerine kredi yoluyla finanse etmek amacıyla oluşturulmuştur. Bu finansal araç, resmi açıklamaya göre, “federal bütçenin (ana bütçenin) anayasa yoluyla bağlı olduğu borç freninin sıkı yıllık sınırlarını aşmadan büyük ölçekli ve uzun vadeli yatırımları mümkün kılmak amacıyla uygulamaya alınmıştır”. Gerçekte anayasadaki “borç freni” gerekçe gösterilip sosyal alan için devlet borçlanmasına gidilmesi engellenirken Alman sermayesinin ihtiyaçlarına yanıt verebilmek için özel servet fonları oluşturuluyor. En son olarak oluşturulan iki özel servet fonu bulunuyor. İlki 2022 yılında 100 milyar euro hacminde Federal Ordunun ihtiyaçları için hazırlandı ve 2027 yılının sonunda kadar kullanılacak. İkinci fon ise Mart 2025’te 500 milyar euro hacminde, “Altyapı ve İklim Nötrlüğü Özel Fonu” (“Sondervermögen Infrastruktur und Klimaneutralität”) adıyla kuruldu. Bu fonun 12 yıl yürürlükte kalması planlanıyor.

Kaynak: www.bundesfinanzministerium.de/


Almanya’nın Borç saati:

Berlin’de hükümet semtine yakın bir yerde bulunan “Vergi Mükellefleri Birliği” (“Bund der Steuerzahler e. V.”) tarafından kurulan borç saatinde (“Schuldenuhr”) gösterilen rakam, kamu ana bütçelerinin borçlarının yanı sıra gölge bütçelerin borçlarını da kapsamaktadır.

Buna göre Almanya’nın kamu borcu 15 Eylül 2026, saat 00:00’da 2 trilyon 828 milyar 153 milyon 160 bin 248 euroya çıkmıştı. Bu ise kişi başına borç miktarının 33 bin 883 euro olduğu gibi borçlanmanın her saniye 7 bin 52 euro arttığı anlamına geliyordu. Bu borçlar için ödenecek faiz ise her saniye bin 601 euro yükseliyordu. Vergi Mükellefleri Birliği tarafından yapılan geçtiğimiz Temmuz ayında a-yapılan bir açıklamada, “matematiksel olarak bakıldığında, federal hükümetin vergi gelirleri 2028 yılında iş ve sosyal hizmetler, savunma ile faiz ödemeleri için gereken harcamaları kendi kaynaklarıyla karşılamaya yetmeyecek” deniliyordu.

Kaynak: www.steuerzahler.de/

Close