Written by 11:42 HABERLER

Sıkı sağcılar parlamentoda

AfD ile bir aşırı sağ parti 19. Federal Meclis’e girdi. Böylesi bir durum sadece Federal Almanya Cumhuriyeti’nin ilk dönemlerinde vardı. O zamanlar, başbakan Konrad Adenauer, aşırı sağcı Alman Partisi’ni (DP) koalisyonuna bile almıştı.

Kurt Kister/Süddeutsche Zeitung

Çoğu kişi için AfD gibi milliyetçi, muhafazakar ve aşırı sağ bir partinin meclise girmesi bir dönüm noktası. Bu, NPD ve DVU gibi partilerin hiçbir zaman meclise girecek kadar oy alamamış olmasına dayandırılıyor. lAma Federal Almanya’nın tarihinde, şimdikinden çok sayıda partinin mecliste olduğu ve bunların arasında şimdikinden daha muhafazakar, hatta aşırı sağ partilerin bulunduğu da bir gerçek.

7 Eylül 1949’da toplanan ilk federal mecliste 12 parti temsil edilmekteydi. Üç de bağımsız milletvekili vardı. Gerçi yüzde 5 barajı uygulamadaydı ama 1953 yılına kadar şimdiki gibi ülke çapında geçerli değildi. Herhangi bir eyalette yüzde 5 barajını aşan her partinin meclise milletvekili gönderme şansı vardı. İlk meclisteki 410 milletvekilinden sadece 28’i kadındı.

Sağ partilerin arasında en önemlisi Schleswig-Holstein, Niedersachsen, Hamburg ve Bremen’de seçimlere katılıp bu eyaletlerin tümünde yüzde 5 barajını aşan Alman Partisi (DP) idi.

DP, bir yandan milliyetçi ve anti-komünist seçmen kitlesine sahipken diğer yandan da aşırı sağ çevreler ve tanınmış, tanınmamış Nazilerle bağlantı içindeydi. DP’nin diğer sağ partilerle birleşmesi, o dönemde partilerle ilgili karar yetkisine sahip olan İngiliz işgalci güçleri tarafından engellenmişti. Franz Josef Strauss’un ileriki yıllarda, mecliste Birlik partilerinin tahammül etmesinin imkansız olduğu, aşırı sağ partiler olduğu iddiası ise doğru değildi.

İlk koalisyon hükümetinde yeraldı

DP, CDU‘lu politikacılar tarafından öylesine kabullenilmiş bir partiydi ki Konrad Adenauer, o zamanlar oldukça milliyetçi muhafazakar bir parti olan FDP ile birlikte DP’yi de ilk koalisyonuna aldı. 1953 ve 1957’deki federal meclis seçimlerinde ise CDU, DP’nin meclise girmesi için çok sayıdaki muhafazakar seçim bölgesinde doğrudan seçilen (ilk oy) DP adaylarını destekledi. 1953’te tüm ülkede istisnasız yüzde 5 barajı uygulamaya sokulunca DP’nin meclise milletvekili gönderme şansı kalmamıştı ama CDU’nun DP direkt adaylarını desteklemesiyle 1953 ve 1957’de parlamentoda yeraldı.

Muhafazakarlar, monarşistler ve Nazilerden oluşan bir parti

Alman Partisi‘nin (DP) daha sağında DKP/DRP partisi vardı. Buradaki DKP, DRP’nin komünist kanadı falan değildi tabi ki. Şimdiki Almanya Komünist Partisi (DKP) ile de uzaktan yakından ilişkisi yoktu. (Komünistler Alman Komünist partisi (KPD) ile yüzde 5,7 oy oranıyla ilk mecliste yeralmışlardı. 1956 yılında büyük bir komünizm düşmanı kampanyayala KPD yasaklandı, 1968 yılında da DKP kuruldu.)

DRP/DKP, milliyetçi muhafazakarların, monarşistlerin ve Nazilerin partisiydi, 1949 yılında 12 partinin temsil edildiği federal meclise girebildi. Bunun nedeni Aşağı Saksonya eyaletinde oyların yüzde 8,1’ini almış olmasıydı. Aşırı sağ partilerde normal olduğu üzere DRP/DKP, kısa süre içinde parçalandı, bir bölümü Hessen’deki aşırı sağcılarla birleşerek Alman İmparatorluk Partisi’ne katıldı, diğerleri ise daha sonra çoğu üyelerinin FDP’ye katıldığı Milliyetçi Sağcılar olarak varlıklarını sürdürdüler.

Ayrılıkçı Bavyera Partisi

1949’da federal mecliste temsil edilen partilerden biri de 11 milletvekili çıkarak Bavyera Partisi idi. Ayrılıkçı ve monarşist bir parti olan Bavyera partisi, eyalette CSU’dan yüzde 9 oranında oy alarak yüzde 20’ye erişti. Şimdilerde Bavyera Partisi’nin mi yoksa CSU’nun mu daha sağda olduğunu söylemek mümkün değil. 1949’dan sonra BP meclise girmeyi başaramadı. Vakti zamanında neler yapıldığını gösteren bir örnek olarak verecek olursak, SPD belli bir süre Bavyera Partisi, FDP ve milliyetçi revizyonist BHE (Topraklarından Kovulan ve Hakları Gaspedilenlerin Birliği) koalisyonu ile Bavyera Eyaleti’ni yönetti. Bunun nedeni, CSU’nun SPD ile büyük koalisyonu sürdürmek istememesiydi.

NSDAP eski üyesi Theodor Oberländer bakan oldu

BHE, 1950 yılında ülkenin genel sorunlarıyla ilgilenmek yerine ikinci dünya savaşı sonrası Doğu Avrupa’dan kovulan Almanların çıkarlarını savunmak iddiasıyla kurulmuştu. Topraklarından kovulanlar birliğe pek ilgi göstermeyince, ülkenin ve bürokrasinin Nazilikten temizlenmesine bağlı olarak kendilerini mağdur olarak gören ‚savaş kurbanı‘ subay ve bürokratlarla ilgilenmeye başladı. Bu, BHE, giderek daha da sağa kaymasına yol açtı. BHE’nin yöneticileri arasında, o zaman Almanya’da ‚normal‘ görülen bir grup olan eski Naziler vardı. 1953 yılında, yüzde 5 barajı, çok az farkla aşıldı ve meclise girildi. Adenauer’in ikinci koalisyonunda DP, FDP yanında BHE de bulunmaktaydı. 1955 yılında FDP ve BHE, koalisyonu terk ettiler ama BHE yöneticilerinden Theodor Oberländer, önce konuk sonra da CDU üyesi olarak bakanlığını sürdürdü.

Oberländer daha öğrenciyken, 1923’te Hitler darbesine katılmıştı. Savaştan sonra bunun bir tesadüf olduğunu iddia etti. Faşizm döneminde subay olarak ordunun çok sayıdaki vahşetinden sorumlu olduğu belirlendi ve hakkında Doğu Almanya Cumhuriyeti’nde gıyabinde dava açıldı. Oberländer, Adenauer’ın müsteşarlarından olan eski Nazi hukukçularından Hans Globke ile birlikte Adenauer’ın NS bürokratlarını nasıl ülke yönetimine dahi ettiğinin örneği olarak önümüzde durmaktadır.

BHE, 1953’ten sonra bir kez daha Federal Meclis‘e girmeyi başardı. Uzun yıllar da değişik eyaletlerin parlamentolarında temsil edildi. AfD, bu kez federal meclise girerek tarihi olarak, öncelleri olan Alman Partisi (DP) ve BHE‘nin (Topraklarından Kovulan ve Hakları Gaspedilenlerin Birliği) yolunda ilerlemiş oldu.

Çeviren: Semra Çelik

Close