YÜCEL ÖZDEMİR
Ukrayna savaşının bitirilmesi için ABD ve Rusya tarafından hazırlandığı anlaşılan 28 maddelik “Ukrayna barış planı” konusunda henüz çok somut bir ilerleme yok. Trump’ın Ukrayna’ya verdiği süre dün itibarıyla doldu. Ancak ültimatomda esnemenin olacağı bizzat Trump tarafından ilan edilmişti.
Önümüzdeki şubatta dördüncü yılını dolduracak savaşın tetikçileri, barış için iyimser mesajlar vermeye devam ediyor. ABD Başkanı Trump, sosyal medya üzerinde paylaştığı mesajda büyük oranda anlaşmaya varıldığını yazdı.
Planın, Moskova ile birlikte hazırlandığı her geçen gün biraz daha belirginleşiyor. Kapalı kapılar arkasında yapılan görüşmelerde savaşın bitirilmesi, Ukrayna’nın paylaşılması konusunda genel çerçevenin belirlendiği söylenebilir. Zira hem Rusya Devlet Başkanı Putin hem de Dışişleri Bakanı Lavrov, yayımlanan ilk metnin büyük ölçüde 15 Ağustos’ta Alaska’nın Anchorage kentinde konuşulanlardan oluştuğunu belirttiler.
Yapılan ve yapılacak pazarlıklar bundan sonra savaşın seyrini belirleyecek gibi görünüyor. “Şeytan ayrıntıda gizli” sözünden yola çıkarsak, çok kısa zamanda ve kolay bir şekilde ayrıntılarda uzlaşmanın olma olasılığı zayıf. Zamana yayılan bir pazarlık sürecinden söz edilebilir.
‘İnce ayrıntılar’daki maddelerin başında ilk planın 5. maddesi geliyor. Bu maddede sadece “Ukrayna güvenlik garantileri alacaktır” yazıyor. Bu garantinin kim ya da kimler tarafından verileceği belirsiz tarif edilmiş. NATO’nun Ukrayna sahasında varlık göstermeyeceği genel olarak kabul ediliyor. Rusya için NATO’nun Ukrayna’da varlık göstermemesi, taraf olmaması en önemli kırmızı çizgi. Çünkü, savaşın asıl olarak Ukrayna’nın NATO’ya üye olmak istemesinden kaynaklandığı söylenebilir.
Bu nedenle güvenlik garantilerinin asker gönderecek “gönüllüler koalisyonu” na devredilmesi seçenekler arasında. Türkiye, Fransa, Almanya koalisyon için adı geçen ülkeler…
Buna rağmen Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskiy ve Avrupa, NATO’dan vazgeçmiş değil. Avrupa’nın katılımıyla Cenevre’de yapılan değişikliklerde Ukrayna’nın NATO’ya üyeliği tamamen ortadan kaldırılmıyor. Üyeler arasında bir uzlaşma şartına bağlanıyor. Zelenskiy de üç madde dışındakileri onaylayabileceğini söyledi. Bu üç maddeyi şu şekilde sıraladı: Ukrayna ordusunun sayısına getirilen sınırlama, NATO üyeliği ve toprak kaybı.
Bu üç şart aslında Zelenskiy’nin anlaşmaya onay vermek istemediği şeklinde okunabilir. Ama Rusya’nın tüm planı reddetmesi ve savaşın devam etmesinin sorumluluğunu alması için zaman kolluyor. Bu üç talebin aslında Almanya, İngiltere ve Fransa’nın talebi olduğu da söylenebilir. Bu üç ülke, Ukrayna’nın ABD ve Rusya arasında paylaşılmasının dışında kalmıştı. Bu nedenle planı eleştirmeye devam ediyorlar. Pay almadıkça, diplomatik açıdan uzlaşmacı mesajlar vermekle birlikte, masada pay sahibi olmak için Zelenskiy’nin dillendirdiği üç maddeyi gündemde tutacaklar.
Bu kapsamda ABD ve Rusya’nın inisiyatifiyle başlayan “barış sürecinin” başarısızlıkla sonuçlanması için ellerinden geleni yapacaklar. Aksi takdirde, Ukrayna’dan elleri boş döneceklerinin farkında.
Savaş yeni başladığında, mart 2022’de, İstanbul’da varılan anlaşma Avrupa’nın, özellikle de İngiltere’nin müdahalesiyle son anda bozulmuştu. İki gündür Avrupa basınında geniş bir şekilde yer alan ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile Rusya Devlet Başkanı Danışmanı Yuri Ushakov arasında 14 Ekim’de yapıldığı ifade edilen telefon görüşmesinin sızıntısı, görüşmelerden “barış anlaşması” nın çıkmaması için kullanılıyor.
Sızdırılan görüşmede Witkoff, Rus muhatabı Ushakov’a Putin’in Trump’a ateşkes koşullarını en iyi şekilde nasıl satabileceğinin ipuçları veriyor. İki lider arasına yapılan görüşmede Putin’in Gazze barış planını gündeme getirerek Trump’ı övmesini, “yılın barış adamı” ilan etmesini ve Rus-Ukrayna anlaşmasını da Gazze’nin bir versiyonu olarak sunması gerektiğini söylüyor.
Witkoff ’un akıl verici şekilde Rus muhatabıyla girdiği ilişki, Alman basınında iki gündür ABD’nin Ukrayna konusunda tarafsız bir arabulucu olmadığının belgesi olarak sunuluyor ve eleştiriliyor. Rus dış istihbarat servisi SWR, görüşme kaydının İngiliz gizli servisi tarafından basına sızdırıldığını tahmin ediyor. Ama ABD içinde savaşın bitmesinden yana olmayan kesimler de bu sızıntıyı yapmış olabilir. İster Avrupa’da isterse ABD’de olsun, savaştan beslenen kesimler silahların susmaması, uzlaşmanın sağlanmaması için harekete geçmiş görünüyorlar.
Askeri, ekonomik ve politik olarak başından beri savaşın tarafı olan ABD’den “tarafsız arabulucu” olmasını beklemek saçma bir yaklaşım. Ukrayna’yı savaşa iten ABD, şimdi kendi çıkarları temelinde Rusya ile anlaşarak, Ukrayna’yı paylaşmanın hesabını yapıyor. Durumu aslında bu kadar açık. Savaşın olduğu gibi barışın da karar verici ülkesinin ABD olduğu söylenebilir.
Önümüzdeki hafta plandaki “birkaç görüş ayrılığı” ele alınacak. Bundan sonrası, anlaşmanın savaşın diğer tarafları Ukrayna’ya kabul ettirilmesiyle ilgili. Daha önce Avrupa’yı arkasına alarak karşı hamleler yapan Zelenskiy’nin eli öncesine göre zayıflamış durumda. Bu sefer itiraz gerekçelerini çok yüksek sesle sıralamıyor. Avrupa ise bu süreçte daha fazla rol kapmanın çabası içinde olacak. Bu nedenle Ukrayna, kurtlar sofrasında savaşın ardından paylaşılmak için önemli bir süreçten geçiyor.

