Written by 14:59 HABERLER

Yeni bir AB-Türkiye Sığınmacı Anlaşması mı hazırlanıyor?

Türkiye’den Yunanistan’a geçen sığınmacı sayısının 45 bine yaklaşması üzerine harekete geçen AB ülkeleri, Türkiye’ye geçişleri durdurması şartıyla yeni maddi yardım vermeye hazırlanıyor. Alman basınında yer alan haberlere göre konunun AB Zirvesi’nde ele alınabileceği ileri sürüldü. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da Almanya İçişleri Bakanı Seehofer’e talepler listesi sundu.

Türkiye’den Yunanistan adalarında geçen sığınmacı sayısının son aylarda artmasına karşı harekete geçen AB ülkelerinin, bir kez daha kesenin ağzını açmaya hazırlandığı ileri sürüldü. Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer ve Avrupa Komisyonunun Göç, İçişleri ve Vatandaşlıktan Sorumlu Üyesi Dimitris Avramopoulas, 3 Ekim’de Ankara’ya düzenledikleri ziyarette, Türkiye İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile yaptıkları görüşme sonrasında Türkiye’yi eleştirme yerine, daha çok sığınmacıları tutmak için harcadığı çabadan ötürü övdüler. Görüşmede hazır bulunması gereken Fransa İçişleri Bakanı Christophe Castaner, Paris’te düzenlenen saldırı nedeniyle gezisini iptal etti. Yerine Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Charles Freis görüşmelere katıldı.

Türkiye’nin sığınmacıların Avrupa’ya geçişini engellemek için büyük bir çaba harcadığını söyleyen Seehofer, önümüzdeki dönemde en Türkiye-AB Sığınmacılar Anlaşması’nı güçlendirmek istediklerini söyledi.

Görüşme sırasında, Yunanistan’ın, Türkiye’nin AB ile yaptığı anlaşmaya uymadığı şeklindeki açıklamalarına yanıt veren Soylu’nun yaptığı savunmaya da Seehofer yanıt vermedi ve Türkiye’yi överek görevlerini hatırlatmayı tercih etti. Sığınmacılar sorunu üzerinden Türkiye ile ilişkileri germemeye özen gösteren Seehofer, Soylu’nun savunmasının ardından “Ben Türkiye’nin çalışmalarını eleştirmedim” demek zorunda kaldı. Görüşmede daha çok Türkiye ve Yunanistan arasında ortak çalışmanın artırılmasına işaret edildi.

Avramopoulos da, Türkiye’nin çalışmalarının „çok iyi” olduğunu belirterek, Türkiye ile işbirliği tahahhüdünü devam ettirdiklerinin altını çizdi. Türkiye’ye teşekkür eden Avramopoulos, „Hepimizin Türkiye üzerindeki göç baskısının farkında olduğumuzu bilmenizi istiyorum. Türkiye’deki düzensiz göçlerin, çok ciddi şekilde Türk makamları tarafından tespit edildiğini biliyoruz” şeklinde konuştu.

YENİDEN MALİ YARDIM TARTIŞILIYOR

Alman basınında yer alan haberlere göre, görüşme sırasında Soylu’nun Seehofer’e önümüzdeki dönem yapılması gerekenler konusunda bir liste vermek istediği belirtildi. Listenin Erdoğan ile konuşulmadan hazırlandığı da ifade edildi. Buna göre Soylu, Türkiye ile AB arasında üçüncü bir paket konusunda anlaşma gündeme getirdi. Seehofer ise konuyu AB Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen’e ileteceklerini söylemekle yetindi. Seehofer’in 2016’da yapılan anlaşmaya ek yeni bir anlaşmayla Türkiye’ye maddi destek vermeye sıcak baktığı ileri sürülüyor. Görüşmede ayrıca Seehofer’in Soylu’ya Türkiye’nin sınırlarının daha iyi korunması için yardım teklifinde bulunduğu da Alman basınında yer aldı. Yunanistan Göçten Sorumlu Bakan Yardımcısı Yorgo Kumuçakos de sığınmacılar konusunda ağır bir yükün altına giren Türkiye’ye daha fazla mali destek verilmesi gerektiğini söylemişti.

AB ZİRVESİ’NDE ELE ALINACAK MI?

Türkiye’ye yeni bir mali destek konusunun Almanya’da hükümet içinde de tartışıldığı ileri sürülüyor. Handelsblatt gazetesi yeni maddi yardım konusunun Almanya tarafından bu ay Brüksel’de yapılacak AB Zirvesi’ne götürüleceği ileri sürüldü. Seehofer’in başında olduğu İçişleri Bakanlığı, bu konuda yöneltilen sorular karşısında sessiz kalmayı tercih etti. Hükümet ortağı SPD’nin de sığınmacılar üzerinden Türkiye ile ilişkileri germe yerine birlikte çalışmayı önerdiği Haldelsblat’ın haberinde yer aldı. SPD Göç Çalışma Grubu tarafından hazırlanan bir belgede, AB’nin Türkiye’den daha fazla Suriyeli sığınmacı alması öneriliyor. Buna dayanak olarak da, koalisyon anlaşmasında yer alan “Her yıl 180-220 bin arası sığınmacı alınabilir” maddesine dayandırılıyor.

Görünen o ki, Almanya ve diğer AB ülkeleri sığınmacılar konusunda Erdoğan ile restleşme yerine sığınmacıların Avrupa kıtasına ulaşmasını engelleyen çözümleri esas alıyor. Bunun için ek maddi yardım çok büyük bir sorun olarak görülmüyor.

Bu yardımların bir bölümüyle Erdoğan’ın sözünü ettiği “güvenli bölgede” sığınmacı kamplarının kurulup kurulmayacağı ise belli değil. Süddeutsche Zeitung’dan Christiane Schlötzer’in yazdığına göre, Erdoğan’ın sözünü ettiği 1 milyon sığınmacı için kampların maliyeti 24,4 milyar Euro. Seehofer’in Ankara ziyareti sırasında Türk yetkililerin bir ağızdan, sığınmacılar için Suriye sınırında kentlerin kurulması yönünde yapılan açıklamalar, bu konuda ciddi planın olduğunu gösteriyor. Başta Almanya olmak üzere pek çok ülkenin, Türkiye’nin AB sınırlarına uzakta büyük bir sığınmacı kampı kurma planlarına sıcak baktığı tahmin ediliyor. Erdoğan’ın bu konuda samut bir adım atması durumunda karşı çıkmayacağı da tahmin ediliyor. Zira benzer şekilde Kuzey Afrika ülkelerinde de kampların kurulması gündemde.

GÖVENLİ BÖLGEYE SIĞINMACI YURTLARI ÇARE Mİ?

AB’nin daha fazla sığınmacının Avrupa’nın merkezine ulaşmaması, sınırlardan uzak kalması için devreye koyduğu bütün önlemler insanlık dışı sonuçlara yol açtı. Şimdi de Türkiye-Suriye sınırında Türkiye’nin 1 milyon sığınmacı için kurmak istediği kamplara üstü örtülü şekilde destek veriliyor. Açıktır ki, Suriye sınırına “sığınmacı kentleri” kurmanın hiçbir insani boyutu bulunmuyor. Kürt bölgesinin nüfus yapısını değiştirmek ve TOKİ’ye iş çıkarmak Türkiye hükümetinin önceliklerinin başında geliyor. Erdoğan’ın inşa edilmesini istedikleri kentler konusunda yaptığı ayrıntılı konuşmalar, adeta bölgede müteahhitliğe soyunduğunu gösteriyor.
Nasıl ki; Yunanistan’ın gelen sığınmacıları adalarda tutması sorunu çözmek yerine büyüttüyse, Türkiye’nin “güvenli bölge” planı da sorunu çözmeyecek.
AB için ise önemli olan daha fazla sığınmacının AB’ye geçişinin önüne geçmek. Gerisi çok önemli değil. Bu bakımdan, Türkiye’nin sığınmacıları AB sınırlarından uzak tutacak her planı AB’den destek görebilir. Bunun için gerektiğinde ek maddi yardımlar için yeni anlaşmalar tapılabilir.
Erdoğan’ın niyeti de zaten yeni kurulacak kamplar için AB’ye baskıyı artırarak, daha fazla maddi yardım koparmak. Bunu elde etmek için her fırsatta sığınmacıları AB’ye karşı bir şantaj malzemesi olarak kullanması gerekiyor. Devletler arasında yapılan pazarlıkların asıl faturasının ise sığınmacıların canıyla ödendiği, 2016’da imzalanan AB-Türkiye Anlaşması’ndan sonra Ege ve Akdeniz’deki ölümler yeterince ortaya koyuyor.

Yaşanan devasa sorunun çözümü, insanların yerlerini yurtlarını terk etmek zorunda kalmadığı bir politika izlemekten geçiyor. Ancak hem Türkiye hem de AB, bu politikanın çok uzağında. (YH)


Sığınmacılara yardım örgütlerinden tepki

Aralarında Pro Asyl, Diakonie, Regugee Support Aegean’ın da olduğu toplam 18 kurum, Başbakan Angela Merkel’e bir mektup göndererek, Yunanistan adalarında tutulan sığınmacıların AB’ye alınmasını istedi. Mektupta özellikle aileleri AB ülkelerinde yaşayan insanlara birleşim hakkının sağlanması talep edilerek, bugüne kadar yapılan pek çok başvurunun keyfi olarak reddedildiği rakamlarla ortaya konuldu.

Yapılan açıklamada şöyle denildi: “Türkiye-AB anlaşması Yunanistan adalarını olağanüstü şekilde doldurdu. Sığınmacıların kaldığı kamplarda durum dramatik hale geldi. Bu duruma son vermek için öncelikli olarak çocukların ve aile birleşimine ihtiyaç duyanların kurtarılması gerekiyor. Yunanistan’da şu an 4 bin 100’den fazla çocuk sığınmacı var. Birleşmiş Milletler Sığınmacılar Komiserliği’nin (UNHCR) verilerine göre, Yunan adalarındaki 30 bin sığınmacının yüzde 35’ini çocuklar oluşturuyor. Bu çocukların 10’da altısı 12 yaşından küçük, beşte birisinin yanında refakat ettiği bir yetişkin yok” denildi.

Aynı açıklamada Almanya’nın aile birleşim yoluyla Yunanistan’dan sığınmacıların gelmesini engellediğine dikkat çekilerek, “2018’de Almanya, aile birleşimi için başvuran 2482 kişiden 1492’nin başvurusunu reddetti. Ocak-Mayıs 2019 arasında ise başvuruların yüzde 75’i geri çevrildi. Hal böyle olunca daha sonra aile birleşimi için başvuranların sayısı da azaldı.” denildi.

Sığınmacılara yardım örgütü Pro Asyl tarafından Seehofer’in ziyareti dolayısıyla yapılan ayrı bir açıklamada ise Yunanistan ve AB yetkilileri, Türkiye’ye geri göndermeler konusunda uyarıldı. Açıklamada, “Türkiye güvenli ülke değil, bu nedenle bu ülkeye sınırdışılar uluslararası hukuka aykırı” denildi. (YH)


Yunanistan sığınma yasasını sertleştiriyor

Türkiye’den gelen sığınmacı sayısının artması üzerine Yunanistan, yürürlükteki iltica yasasını sertleştirmeyi planlıyor. Yunanistan Parlamentosu’nda konuşan Başbakan Kiryakos Miçotakis, hükümetin Ekim ayı içinde “daha katı ve daha adil” bir uygulama öngören tasarıyı meclise sunacağını açıkladı.

Yunanistan’a giriş yapan sığınmacıların büyük bölümünün Suriye değil Afganistan ve Afrika’dan geldiğine dikkat çeken Miçotakis, “mevcut sorunun sığınmacılardan ziyade ekonomik göç olduğuna” işaret etti.

Türk hükümetini de verdiği sözleri tutmaya ve Ege’deki göç akınını kontrol etmeye çağıran Miçotakis, ayrıca sığınmacılar konusundaki katı politikalarıyla eleştirilere hedef olan Polonya, Çekya ve Macaristan gibi AB ülkelerini de eleştirerek sığınmacıları kabul etmeye yanaşmayan ülkelere yaptırım uygulanması çağrısı yaptı. Miçotakis, “Sınırların olmadığı serbest seyahat ve ticaretten yararlanacaklar, ama AB idaresi altında bin-iki bin sığınmacıyı kabul etmeyecekler. Bu ikiyüzlülüktür” diye konuştu.

Miçotakis ile görüşen Federal İçişleri Bakan Seehofer de Yunanistan’a destek sözü verdi. “Yunanlar ve Türklere yardım ettiğimizde bu sizinle dayanışmadır, ama aynı zamanda bizim için de yararlıdır” diyen Seehofer, “Sığınmacı krizi dayanışma içinde birlikte çözülmezse 2015’te yaşadıklarımızı yaşarız. O zaman insanlar Avrupa’nın dört bir yanına dağılır” uyarısında bulundu.

Seehofer, Yunanistan’a sınır koruma, enformasyon teknolojileri ve iltica başvurusu işlemlerinde yardımcı olmak üzere personel yardımında bulunmayı teklif ettiklerini kaydetti. (YH)

Close