Written by • 08:00• HABERLER

Almanya’da ırkçılık toplumun büyük kesimi tarafından kabul ediliyor

Almanya’da yapılan temsili bir araştırmaya göre, nüfusun yüzde 72,3’ü ülkede ırkçılık bulunduğunu düşünüyor. Araştırmaya katılanların yüzde 62,8’i ise insanların ırkçı bir niyet taşımadan da ırkçı davranışlarda bulunabileceğini belirtiyor.

Almanya’da nüfusun yaklaşık dörtte üçü ülkede ırkçılık ve ayrımcılık olduğu görüşünü paylaşıyor. Alman Entegrasyon ve Göç Araştırmaları Merkezi (DeZIM) bünyesindeki Ulusal Ayrımcılık ve Irkçılık İzleme Merkezi’nin (NaDiRa) yayımladığı yeni araştırma, ırkçılığın toplumdaki algısına ilişkin dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu.

Ekim-Aralık 2025 döneminde 8 bin 171 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen ve temsili araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 72,3’ü “Almanya’da ırkçılık vardır” görüşünde. Bu görüşe karşı çıkanların oranı ise yalnızca yüzde 6,1.

Araştırmada, ırkçılığın toplumdaki yaygınlığına ilişkin genel değerlendirmelerin yanı sıra kamu kurumlarındaki ayrımcılık, toplumun ırkçı olarak nitelendirilmesi ve ırkçı davranışlarda niyetin rolü de incelendi.

Kamu kurumlarındaki ırkçılık konusunda görüşler farklılaşıyor

Araştırmaya katılanların yüzde 40,8’i Almanya’daki kamu kurumlarında ırkçı ayrımcılık yaşandığı görüşüne katılıyor. “Irkçı bir toplumda yaşıyoruz” ifadesini benimseyenlerin oranı ise yüzde 38’de kalıyor.

Her iki konuda da katılımcıların yaklaşık üçte biri “kısmen katılıyorum, kısmen katılmıyorum” yanıtını verdi. Bu sonuçlar, ırkçılığın varlığına ilişkin genel kabulün, konunun somut olarak kamu kurumları ve toplumun bütünü üzerinden değerlendirilmesi söz konusu olduğunda zayıfladığını gösteriyor.

Kamu kurumlarındaki ırkçılığa ilişkin değerlendirmelerde yaş ve kişilerin toplumsal olarak ırkçılığa maruz kalabilecek bir grupta görülüp görülmemesi de etkili oluyor. Kendileri nedeniyle ırkçılığa maruz kalabilecekleri düşünülen kişilerin yüzde 50,1’i kamu kurumlarında ırkçı ayrımcılık bulunduğunu belirtirken, bu grupta yer almayanlarda oran yüzde 37,7.

Yaş grupları arasındaki fark da dikkat çekiyor. 18-24 yaş grubundakilerin yüzde 58,9’u kamu kurumlarında ırkçılık bulunduğunu düşünürken, 65 yaş ve üzerindekilerde bu oran yüzde 30,1’e düşüyor.

Kadınlar arasında ırkçı toplum değerlendirmesine daha fazla katılıyor

Almanya’da ırkçı bir toplum olduğu görüşü de katılımcıların özelliklerine göre farklılık gösteriyor. Araştırmaya göre, kadınların yüzde 44,5’i bu görüşü paylaşırken erkeklerde oran yüzde 30,8.

Irkçılığa maruz kalabilecek bir grupta değerlendirilen katılımcıların yüzde 48,2’si Almanya’yı ırkçı bir toplum olarak nitelendiriyor. Bu grupta yer almayanlarda ise oran yüzde 35,4.

Buna karşılık, ülkede genel olarak ırkçılığın var olup olmadığı sorulduğunda gruplar arasındaki farklar oldukça sınırlı kalıyor. Araştırma, ırkçılığın toplumsal bir gerçeklik olarak algılanmasının yalnızca doğrudan etkilenme ihtimali bulunan kişilerle sınırlı olmadığını ortaya koyuyor.

Irkçı davranış için bilinçli niyet şart değil

Araştırmanın öne çıkan sonuçlarından biri de ırkçılıkta niyetin rolüne ilişkin. Katılımcıların yüzde 62,8’i insanların ırkçı bir düşünceye sahip olmasalar bile ırkçı davranışlarda bulunabilecekleri görüşüne katılıyor. Bu ifadeye karşı çıkanların oranı ise yüzde 10,6.

Irkçılık araştırmalarında öne çıkan yaklaşımlardan biri, ayrımcı davranışların ortaya çıkması için kişinin bilinçli olarak ırkçı bir dünya görüşüne sahip olmasının şart olmadığı yönünde. Farkında olunmayan kalıp yargılar ve önyargılar da insanların davranışlarını etkileyebiliyor.

Araştırmada bu yaklaşımın toplumun farklı kesimlerinde benzer biçimde kabul gördüğü belirtiliyor. Irkçılığa maruz kalabilecek grupta değerlendirilenlerin yüzde 61,5’i, diğer katılımcıların ise yüzde 64,7’si bilinçli bir niyet olmadan da ırkçı davranışların mümkün olduğunu düşünüyor.

“Irkçılıkla mücadele güçlendirilmeli”

NaDiRa Direktörü ve araştırmanın yazarlarından Dr. Cihan Sinanoğlu, sonuçların ırkçılığın Almanya’da bir gerçeklik olduğu konusunda geniş bir toplumsal kabul bulunduğunu gösterdiğini belirtti.

Sinanoğlu, ırkçı görüşlerin daha açık biçimde dile getirildiği bir dönemde bu tespitin önemli bir başlangıç noktası olduğuna dikkat çekti. Siyasetin ırkçılıkla mücadele çabalarını artırması gerektiğini vurgulayan Sinanoğlu, siyasi eğitim ve önleme programlarının genişletilmesi, toplumdaki ırkçılık tartışmalarının desteklenmesi ve yapısal ayrımcılıkla kurumsal engellerin ortadan kaldırılması çağrısında bulundu.

Araştırma, Almanya’da ırkçılığın varlığına ilişkin genel farkındalığın yaygın olduğunu ortaya koyarken, ayrımcılığın hangi alanlarda görüldüğü ve toplumun nasıl değerlendirildiği konusunda görüşlerin farklılaşmaya devam ettiğini gösteriyor.

↑
Close