Written by 12:00 HABERLER

Antifaşistler kriminalize ediliyor

4 Kasım’da Berlin Maliyesi Nazi Rejimi Takibatına Uğrayanlar Derneği – Antifaşsitler Birliği’nin (VVN-BdA) kamu yararına faaliyet yürüten dernek statüsünü iptal etti. Karara gerekçe olarak da derneğin “aşırı solcu” olduğu gösterildi. Almanya’nın en köklü antifaşist örgütlerinden biri VVN/BdA’ya karşı alınan bu kararın Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Cornelia Kerth ile konuştuk.

DİLAN BARAN / HAMBURG

Sayın Kerth, bu aşamaya nasıl gelindi ve verilen karar ne anlama geliyor?

Bavyera Anayasayı Koruma Daire’si VVN’i sol radikal gruplarla ilişkilendiren bir rapor hazırladı. Bu raporu Berlin Maliyesi birliğimizin kamusal kimliğini iptal için bahane saydı. Öfkemizin ve bu kararı kabul etmememizin de nedeni budur. Bu şekilde sol radikalizm teorisi güçlendirilmiş ve antifaşistler kriminalize edilmiş oluyor. Bu gerçekten büyük bir problemdir, skandaldır ve tehlikelidir.

Kamu yararına (Gemeinnützigkeit) iptali, politik bir mesaj içermesinin yanı sıra sizin çalışmalarınız için somut olarak ne ifade ediyor?

İlk önce şunu söylemem gerekiyor: Kamusal paranın yokluğu bizim için bir şey ifade etmeyecektir. Zira VVN kamu paralarından yararlanmamıştır. Gerçi biz merkezi düzenlemeye sahip değiliz. Yani eyalet birlikleri tek tek derneklerden oluşmaktadır ve bu dernekler kendi projeleri için kamu kaynaklarından yararlanmıştırlar. Biz üye aidatları ve bağışlarla ayakla kalan bir kurumuz. Bağış onay belgesi bir sorundur. Kamusal tüzüğe sahip bir dernek üç sene için muafiyet onay belgesi alabiliyor. Yani şu anda kamu yararına faaliyeti kapsayan tüzüğümüzün iptali resmileşirse geriye dönük 3 sene için vergi ödememiz gerekecektir. Masaya konulan rakam beş hanelidir. Bu rakam, daha da yükselebilir ve bu maddi açıdan varlığımızı tehdit eder. Burada asıl olarak ırkçılığa karşı çıkış sorgulanmaktadır. Zira ırkçılıkla mücadele etmek üzere kurulmuş dernekleriz. Onların bütçeleri ve bağışları da önemsizleştirilmektedir.

Maliye Dairesi’nin bu kararını diğer güncel toplumsal gelişmelerin neresine koyuyorsun? Fridays for Future ve diğer hareketler, sertleştirilen polis yasası…

Burada iki durum söz konusu. Örneğin Attac’ın kamusal kimliği iptal edildi ve Attac hareket yaratabilecek bir organizasyon. Bana göre son iki senedir ortaya çıkan hareketler pek çok şeyi değiştirdi. G20’lerden başlayarak Unteilbar eylemine kadar olan yürüyüş ve gösteriler bunu gösteriyor. Bu nedenle herhangi bir konuda hareket yaratabilen sivil toplum aktörlerin sınırlandırılması söz konusu. Ben de ırkçılığa karşı çıkışta hangi olanakların söz konusu olduğuna bakardım.

Olayın diğer yönü ise somut olarak antifaşizm kavramına saldırıdır. Nazi terörü günlük olay haline gelmiştir. Her gün bir kişi öldürülmemektedir ama hemen her gün sığınmacılara, diğer azınlıklara ve onları destekleyenlere karşı en az üç saldırı gerçekleşmektedir.

Bir gün sağ terörün üzerinden Nazi teröründen söz edilecektir. Ancak her zaman “aşırılar“ kavramına gelinmektedir ve sol ve sağ aşırılar eşit tutularak konuşulmaktadır. Örneğin Halle’deki saldırıdan sonra Schleswig-Holstein Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın olayı yeni kavrayışı olarak „sağ aşırılar, sol aşırılardan tehlikelidir” başlığı atıldı. Böylesi bir durum beni gerçekten şaşırtıyor. Naziler olay çıkarıyor ve insanları öldürüyor ve buna rağmen “sol” onların karşıtı olarak adlandırılıyor ve işleniyor. Onların anladığı aşırılık teorisinin tutarlı bir yanı yoktur. Hem güncel hem de tarihsel olarak. Sanki toplumun ortasında olağanüstü bir demokratik bir yaşantımız var ve sağ ve soldan saldırıya uğruyoruz. Gerçekten de solcular kiralardan Hartz 4 yasalarına kadar daha fazla demokrasi, adalet ve eşitlik talep ediyor. Sağ taraftan ise insanları toplumdan dışlayan insanlık dışı uygulamaların gelmesi söz konusudur.

Yani faşizm düşüncesi nedeniyle insanlık düşmanıdır ve faşist ideoloji ciddiye alınırsa, en son bittiği noktada biter. Zira bu düşünce kendi ırkının korunması ve başarılı olması için yoluna kim çıkarsa onun ortadan kaldırılmasını içerir.

Bu nedenle faşizm bir düşünce değildir, suçtur. Bu konuda insanlık düşmanlarına karşı insani adalet için yola çıktık. Sağ aşırı teoride bu farklılık yok sayılmaktadır. Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın raporuna göre antifaşizm son 30 yılda sol aşırıların üstünlük kurmak istediği bir konudur. Zamanla bir çok insanın kendisini antifaşist nitelendirerek sokağa çıkması nedeniyle antifaşizm kriminalize edilmektedir. Şu anda olan budur.

Bu durum nasıl devam edecektir? Yapmak istedikleriniz nelerdir?

Çok büyük bir dayanışma var. Diğer örgütlerden, sendikaların inisiyatiflerinden dayanışma açıklamaları aldık ve bir çok yeni üye kazandık. Çok bağış yapıldı. Bütün bunlar muhteşem. Avukatımız, bu karara itiraz etti. Ayrıca Berlin’de politik güçlerle görüşmelerimiz var. Sol Partiyle, Yeşillerle ve SPD ile. Ayrıca diğer kamusal kimlikleri iptal edilen güçlerle biraraya geleceğiz ve bilgi alışverişi yapacağız. Yani bu konuyu gündem yapacağız. Berlin’de kamusal kimlik ve antifaşizm konusunda ortak basın açıklamaları yapılacaktır. Bizim durumumuzda esas sorun Anayasayı Koruma Teşkilatı’yla. Bunu da ele alacağız. VVN kurulduğundan beri Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın gözetimi altındadır ve bu nedenle bu meseleyi onlarla tartışacağız. Gelecek yıl Humanist Birliğin Pappy Rossa’sı ile ortak bir kitap projesi yayınlanacak. Zira Anayasayı Koruma Örgütü (VS) ve onun tutarsız aşırılık teorisi bizim toplumumuzun temel kötülüğüdür. Antifaşizm ve faşizm tartışması topluma taşınmalıdır. Antifaşizm topluma aittir. Bunun için angaje olacağız.

Çeviren: Zahide Yentür

Close