Written by 11:00 POLITIKA

Silah şirketleri savaş vurguncularıdır

Alman Barış Topluluğu-Savaş Karşıtları Birliği (DFG-VK) Sözcüsü Jürgen Grässlin, Ukrayna Savaşı’nın ikinci yılına girişi dolayısıyla Alman hükümetinin tutumu, silah tekellerinin baskısı ve müzakere olanakları konusunda gazetemizin sorularını yanıtladı.

Yücel Özdemir

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik başlattığı savaş ikinci yılına giriyor. Savaşın başlamasından bu yana olanlara baktığımızda Alman hükümetinin politikasının sürekli savaşa müdahil olma yönünde ilerlediği görülüyor. Ukrayna’ya askeri yardımın reddedilmesinden savaş uçaklarının gönderilmesi tartışmasına kadar gelindi. Sizce bu değişimin nedeni nedir?

Başbakan Olaf Scholz’un “Zeitenwende” (Milat) olarak adlandırdığı bu radikal dönüşün görünen nedeni, Rus güçlerinin 24 Şubat 2022’de uluslararası hukuku ihlal eden Ukrayna’ya müdahalesi idi. Aslında Sosyal Demokratlar, Yeşiller ve Liberallerden oluşan koalisyonu hükümeti, muazzam silahlanma ve militarist politikasıyla, genel seçimlerden önce verdiği sözleri tutmuyor. Yeşiller, parti geleneğinden en radikal kopuşu, seçimden önce kriz ve savaş bölgelerine silah ihracatını onaylamamayı vaat ederken, tersini yapmakla gerçekleştirdi. Bu arada, Yeşil politikacılar silah ihracatının öncüsü haline geldi. Yeşiller üyesi Federal Ekonomi Bakanı Robert Habeck, müsteşarı Sven Giegold ile birlikte silah ihracatını onaylamadan sorumlu olan kişiler.

Halkın silahlanma ve savaş konusundaki düşünceleri Ukrayna konusunda değişti mi? Savaş bölgesine ağır silahlar gönderilmesi konusunda halk ne düşünüyor?

Uzun yıllar boyunca Alman halkının büyük bir çoğunluğu savaş bölgelerine silah gönderilmesine kesinlikle karşı çıktı. Fikir değişikliği, yalancı bir vaatten kaynaklandı: “Sadece savunmaya yönelik, örneğin ‚Gepard‘ tankları ve ‚Stinger‘ füzeleri tedarik ediyoruz”, dediler. Bir ay önce yapılan kamuoyu yoklamalarında Alman halkının çoğunluğu Leopard 2 tanklarının teslimatına karşı çıkmıştı. İki hafta sonra, net bir çoğunluğun aniden Leopard 2’lerin teslimatını desteklediği söyleniyor.

Silah göndermemenin alternatifi ne olabilirdi?

ABD’li siyaset bilimciler Erica Chenoweth ve Maria Stephan’ın „Sivil Direniş Neden İşe Yarar?“ başlıklı kapsamlı çalışmasına aşina olan herkes, sivil direnişin ayaklanma, çatışma ve silahlı çatışma vakalarının büyük çoğunluğunda askeri direnişten daha başarılı ve insani olduğunu bilir. 1900-2006 yılları arasındaki 323 çatışmanın analizi şunu göstermiştir: Şiddet içermeyen direniş, şiddet içeren direnişe göre iki kat daha fazla başarı sağlamıştır.

Almanya Ukrayna politikasını belirlerken, silah şirketlerinin daha fazla silah satma arzusu var mı ve Alman hükümeti silah şirketlerinin isteğiyle savaşa katılma yönünde hareket etmiş olabilir mi? Alman silah şirketleri de Ukrayna savaşı nedeniyle kârlarını artırdılar mı?

Geçtiğimiz 12 ay içinde askeri-sanayi kompleks Almanya’daki siyaset üzerinde büyük bir baskı yarattı. Bunun sözcüsü olarak FDP‘li Marie-Agnes Strack-Zimmermann’dan bahsedilebilir. Strack-Zimmermann, Federal Meclisi Savunma Komisyonu başkanlığı yürütüyor. Öte yandan, Alman Savunma Teknolojisi Derneği ve Förderkreis Deutsches Heer’in, her ikisi de silah endüstrisi ve ordunun etkili lobi dernekleri, yönetim kurulu üyesidir. ‚Lobbycontrol‘ derneği haklı olarak bu kişisel içiçe geçişi şiddetle eleştiriyor.

Savaşın başlamasından hemen sonra Rheinmetall AG, Hensoldt AG ve Heckler & Koch AG şirketlerinin hisse fiyatları tavan yaptı. Silah şirketleri mükemmel savaş vurguncularıdır.

Almanya’nın Ukrayna’ya Leopard 2 tanklarını göndermesi daha fazla çatışmaya mı yoksa savaşın sona ermesine mi yol açacak?

ABD askeri yetkililerinin analizlerine göre, savaşın ilk yılında yaklaşık 100 bin Rus ve Ukraynalı askeri hayatını kaybetti. Şu ana kadar yaklaşık 40 bin sivil öldü. Ülkenin üçte biri mayınlı ve uzun süre yaşanamaz durumda. NATO ülkeleri önümüzdeki aylarda yüzlerce muharebe tankı teslim edecek: Alman Leopard 1 ve Leopard 2’nin yanı sıra ABD’li Abrams ve İngiliz Challengerlar gönderilecek.

Bu kapsamlı silahlandırma, Ukrayna’nın karada, denizde ve havada savaşa hazırlanmasına yönelik bir başka adımdır. Atılacak adımlar şimdiden belli: Savaş gemileri, askeri helikopterler ve savaş uçaklarının yanı sıra muazzam miktarda mühimmatın teslimatı. Her iki taraf da şiddet sarmalına yakalanmış durumda. Aynı zamanda, silah ihracatını savunanlar şu ana kadar can alıcı şu soruyu yanıtlamakta başarısız oldular: Bu gerilim sarmalından çıkış senaryosu nedir?

Almanya son yıllarda Türk ordusuna da yüzlerce savaş tankı teslim etti. Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü IISS tarafından yapılan hesaplamalara göre, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin elinde 170 adet Leopard 1A4 ve 227 adet Leopard 1A3’ün yanı sıra 316 adet Leopard 2A4 bulunuyor. Bu 700’den fazla savaş tankı barış getirdi mi? Tam tersi bir durum söz konusudur. Leopard 2 tankları, Irak ve Suriye’nin kuzeyine yapılan ve uluslararası hukuka aykırı müdahalelerde Kürtlere karşı açıkça kullanılmıştır; aynı şekilde Afrin’in yasadışı işgalinde de.

Daha önce Afganistan ve Irak’taki işgallere karşı güçlü barış gösterileri vardı, ancak Ukrayna’daki işgallere karşı barış hareketi zayıf kaldı. Ukrayna’daki işgaller Afganistan ya da Irak’taki işgallerden farklı mı?

Avrupa’daki barış hareketi pek çok yönden bölünmüş durumda. Barış aktivistlerinin bir kısmı, askeri açıdan mevcut olmayan sözde ’savunma silahlarının‘ teslim edilmesinden yana. Buna ek olarak, Alman barış hareketine, Ukrayna milliyetçileri, irrasyonel Querdenkerler ve sağcı AfD aktivistleri halka açık mitinglere sızdılar. Ne yazık ki bu durum pek çok açıdan felç edici bir etki yarattı.

Savaş nedeniyle ekonomik ve sosyal sorunlar artıyor. Barış hareketi genel olarak bu ikinci yılda, ilk yıldaki gelişmelerden ders çıkarmak için ne yapabilir?

Barış hareketi, ana akım medya tarafından gizlenmeye çalışılan büyük tehlikeye dikkat çekmelidir. Putin rejimi her şeye hazır olduğunu defalarca ifade etti. Rusya’nın konvansiyonel bir savaşta kendisini savunması durumunda, Putin’e göre geriye kalan tek seçenek nükleer silahların kullanılmasıdır. Böylece, seyrek nüfuslu bölgelerde taktik nükleer bombaların kullanılmasını, bunu Ukrayna şehirlerinin nükleer füzelerle bombalanması izleyecektir. NATO’nun da nükleer silah kullanması halinde, şiddet sarmalı son noktasına, yani orta menzilli ve kıtalararası nükleer füzelerin karşılıklı kullanımına ulaşmış olacak. Mevcut kapasiteleri nedeniyle, bir nükleer savaş her şeyi yok edici bir etkiye sahip olacaktır.
Sizce Ukrayna’daki savaş ikinci yılında büyüyor mü yoksa bitebilir mi?
Savaşın sona ereceğine dair hâlâ bir işaret yok. Putin ve Selensky’ye sormak gerekiyor: Müzakere etmeye hazır olmanız için daha ne kadar insanın ölmesi ve daha ne kadar toprağın kirlenmesi ve yaşanmaz hale gelmesi gerekiyor?
Bu savaşı sona erdirmek için somut bir yol görüyorum: Çözüm tarafsız bir zeminde yapılacak önkoşulsuz müzakerelerden geçiyor. Dikkatinizi çekerim, önkoşulsuz. Bu barış müzakereleri BM Genel Sekreteri António Guterres’in liderliğinde, tercihen Cenevre veya Viyana gibi tarafsız bir yerde yapılmalıdır. Amaç, her iki taraf için de kabul edilebilir çözümler bulmak olmalıdır. Örneğin, ABD ve Rusya’nın güvenlik garantileriyle, BM koruması altında Ukrayna’nın belirli bölgelerinin özerkliği ya da tarafsızlığı olabilir.


Jürgen Grässlin, Alman Barış Topluluğu – Birleşik Savaş Karşıtları (DFG-VK) ulusal sözcüsü ve GLOBAL NET – STOP THE ARMS TRADE (GN-STAT) ile Silah Bilgi Bürosu (RIB e.V.) başkanıdır.
Silah ihracatı ile askeri ve ekonomik politikalar üzerine, aralarında çok satan kitapların da bulunduğu çok sayıda eleştirel kitabın yazarıdır. Grässlin bugüne kadar 10 değişik ödüle layık görüldü.

www.aufschrei-waffenhandel.de, www.dfg-vk.de, www.rib-ev.de und www.gn-stat.org

 

Close