Uluslararası Gençlik Birliği (IJV), 29-31 Mayıs tarihleri arasında Frankfurt’ta temsilciler konferansını düzenliyor. IJV Merkez Yönetim Kurulu’ndan Hannes Werner ile son bir yılda yapılan çalışmaları ve örgütlenme çalışmaları hakkında konuştuk.
Uluslararası Gençlik Birliği (IJV), bir yıl önce kuruluş kongresini gerçekleştirdi. Bu bir yılda hangi adımları attınız?

Hannes Werner
Geçen yıl kuruluş kongremizde Almanya’nın 20 şehirden delegeler bir araya gelmişti. 29-31 Mayıs’ta yapacağımız temsilciler konferansımıza ise 40’a kadar şehirden gençler katılacak. Örgütsel büyüme haritaya da yansıdı. Özellikle Almanya’nın güneyinde birkaç yeni yerel grup kuruldu, doğuda ise faaliyetler artırıldı. Kuruluş kongresinde kabul edilen yeni program büyük beğeni topluyor. Gençlerin, lise, üniversite ve işyerinde kendilerini harekete geçirecek net bir programa sahip bir örgüt aradığı açıkça görülüyor. Yalnızca genişlemekle kalmıyor, uzun süredir aktif olduğumuz yerlerde de güçlendiriyoruz. Giderek daha fazla şehirde yönetim kurulları oluştu. Çalışmalar daha örgütlü bir çerçevede yürütülüyor. Artık pek çok üniversitede gruplarımız var ve öğrenci parlamentolarında, Genel Öğrenci Temsilciliklerinde (AStA) yer alıyoruz. Bu durum, birçok şehirde belirleyici rol oynadığımız, kemer sıkma politikalarına karşı öğrenci protestolarında da kendini gösterdi. Aynı şey, yerel ve ulusal çapta zorunlu askerliğe kaşı yapılan boykot konferansları için de geçerli. Ayrıca DİDF Gençlik dergisi “Junge Stimme” ile birlikte “Lautschrift” dergimizin zorunlu askerlik konulu özel sayısını 10.000’i aşkın tiraja ulaştırdık. Medya çalışmamızın genişletilmesi, kuruluş kongresinde kararlaştırıp hayata geçirdiğimiz önemli bir adım oldu. Yine Lautschrift ve Junge Stimme’nin ortak projesi olarak “jung&laut” platformunda Instagram, TikTok, web sitemiz ve Spotify üzerinden makaleler, grev ve gösterilerden röportajlar, haberler ve podcastler yayımlamaya başladık. Bazı videolar bir milyonun çok üzerinde izlenmeye ulaştı. Bu sayede içeriklerimizi daha önce mümkün olandan çok daha fazla gence ulaştırmayı başardık.
Militarizm ve zorunlu askerlik bir süredir gündemdeki yerini koruyor. Daha fazla gencin bu konulara karşı ses çıkardığını görüyoruz. Daha fazla genci bu ve diğer konularda örgütlemek için ne planladınız?
Filistin’deki soykırımın başından bu yana, binlerce genç sokaklara döküldü ve üniversitelerini işgal etti. Aynı zamanda Ukrayna’ya silah teslimatlarına karşı olanların oranı sürekli yükseldi. Zorunlu askerliğin yeniden getirilmesi yalnızca tartışılmakla kalmayıp geçen yılın Aralık ayında fiilen kabul edilince, birçok okulda artık durdurulamaz bir süreç başladı. 8 Mayıs’ta 45.000’den fazla öğrenci okulu boykot etti ve zorunlu askerliği protesto etti. Bu rakam, ceza tehdidi ya da grev günlerine bilinçli olarak sınav konulması gibi baskıların belirgin biçimde artmasına karşın, ilk iki okul grevindekiyle neredeyse aynı sayıya denk geliyor. Öğrenci hareketinin aktif bir parçasıyız. Çeşitli şehirlerde okul grevi komiteleri kurarak, yalnızca zorunlu askerliğe değil, genel silahlanmaya, sosyal yıkıma ve daha pek çok konuya karşı da aktif olmak isteyen öğrencilerden oluşan IJV okul grupları oluşturabildik.
Üniversite ve yükseköğrenim kurumlarında da bu yaz döneminde gündemimiz okul boykotlarına destek vermek ve üniversitelerde yaşanan militarizasyona karşı bilinçlendirme ve eylem üzerine yoğunlaştırıyoruz. Sonuçta üniversitelerimizde giderek artan oranda savaş teknolojisi araştırması yapılmakta. Bu süreçte birçok üniversitenin sivil araştırma taahhüdü de çoğu zaman devre dışı bırakılmakta ve açıkça saldırıya uğramaktadır. Bu hareket açısından belirleyici olan, gençlerin daha geniş kesimlerine ulaşılıp ulaşılamayacağı olacak. Biz de buna katkı sağlamak istiyoruz.
Sosyal kesintiler gençleri de etkiliyor. Örneğin öğrenciler için sağlık sigortası primleri de artıyor. Bu konuları tabana nasıl taşıyorsunuz?
Sosyal kesintilere iki cepheden yaklaşıyoruz. Bir yandan, hükümetin “para yok” ya da “gençler çalışmaya üşeniyor” gibi söylemleriyle yüzleşiyor; aslında kesimlerin şirket kârlarını artırmak ve devasa silahlanmayı finanse etmek amacıyla yapıldığını ortaya koyuyoruz. Öte yandan, bulunduğumuz yerlerde — okul, üniversite, işyeri ve mahalle düzeyinde — bu saldırılara küçük çaplı da olsa karşılık vermeye çalışıyoruz. Buna örnek olarak ortak tiyatro oyunculuğu, kısa film atölyeleri, futbol turnuvaları ya da dövüş sanatları gibi etkinlikler sayılabilir. Bunların tamamı ücretsizdir, böylece her gencin sportif ve kültürel etkinliklere katılabilmesini sağlıyoruz. Bunların yanı sıra, sendikalar ve sosyal kuruluşlarla ittifak içinde sosyal kesintilere karşı protestolara katılıyor ve Hamburg’da mülteci kadınların kaldığı sığınma evinin kapatılmasına kaşı protestolarımızı gerçekleştiriyoruz. Gençlik merkezleri ve gençlerin boş zamanlarını geçirdiği yerlerin kapatılması, bu tür eylemler için kaçınılmaz olarak giderek daha fazla fırsat yaratıyor.
Delege konferansında “Aktif Olma Zamanı” kampanyanızı bitirmeyi planlıyorsunuz. Bu süreçten ne gibi dersler çıkardınız ve önümüzdeki dönem için ne planlıyorsunuz?
“Aktif Olma Zamanı – Irkçılığa, Silahlanmaya ve Sosyal Yıkıma Karşı” kampanyamız, güçlerimizi birleştirmek ve daha önceye kıyasla çok daha organize biçimde çalışmak açısından önemli bir adım oldu. Frankfurt Goethe Üniversitesi’nde azami öğrenim süresi uygulamasının hayata geçirilmesini engellemeyi, bu slogan altında Almanya genelindeki açık hava festivallerinde 10.000’den fazla genci bir araya getirmeyi ve öğrencilerin, stajyerlerin ve lise öğrencilerinin temsil organlarında aktif olmayı başardık. Bu faaliyetlerin tamamı bu başlık altında yürütülmemiş olsa da kampanya, yerel kampanyalar ve mücadeleler için net bir odak noktası sunarak çalışmamıza önemli bir çerçeve kazandırdı. Kampanyanın sona ermesiyle birlikte elbette bu çabaları bırakmıyor, aksine onların üzerine inşa etmeye devam ediyoruz. Şimdi yapılması gereken, pek çok yeni yerel grubu güçlendirmek ve üniversite, okul ve meslek liselerinde taban grupları oluşturmak. Aynı zamanda, şimdiye kadar yükseköğrenim kurumlarındaki kadar başaramadığımız lise öğrenci temsilcilikleri ve genç çırak temsilcilikleri alanındaki etkinliklerimizi de artırmak istiyoruz. Kampanya, örgütümüzü güçlendirdi. Bu nedenle Avusturya’daki Attersee’de yaptığımız geleneksel yaz kamp alanının kapasitesini zorlamamız söz konusu. Geçen yıl 500 gencin katıldığı kampa katılım belki bu yıl iki katına çıkacak. 10 gün boyunca birlikte güzel ve verimli bir kamp geçireceğimiz günler bizi bekliyor. (YH)

