Written by 15:00 HABERLER

Nuremberg filmi gösterimde

Almanya’da faşizmin önde gelen savaş suçlularının yargılandığı Nürnberg Mahkemeleri, film ve edebiyatta geniş kapsamlı olarak ele alınmış ve anlatılmış konulardan biri. Özellikle Hermann Göring’in davası sayısız kitap ve filme konu oldu. James Vanderbilt’in yönettiği ve senaryosunu yazdığı “Nürnberg” filmiyle bu kervana bir film daha katıldı. Orijinal adı Nuremberg olan film Nürnberg adıyla 7 Mayıs’ta gösterime girdi.

Film, psikiyatrist Douglas M. Kelley’nin (Rami Malek) Nürnberg Mahkemeleri öncesinde Hermann Göring’in hapis cezası sırasında yaptığı muayeneleri ve onunla yaptığı konuşmaları konu alıyor. Film, Amerikalı gazeteci Jack El-Hai’nin “Nazi ve Psikiyatrist” adlı kitabını kaynak alıyor.

“Nuremberg”, Kelley’nin Göring ve diğer birkaç Nazi savaş suçlusuyla nasıl temas kurduğunu ve özellikle Göring ile olan ilişkisinin nasıl giderek yoğunlaştığını, ikisinin nasıl iyi anlaştığını ve Göring’in kısa süre sonra Kelley’den “arkadaş” olarak bahsetmeye başlamasını kronolojik olarak anlatıyor.

Russell Crowe, Göring’i, Nazi suçlarını düşünürken ve kendisini ölüm makinesinden rasyonel bir şekilde uzaklaştırırken, nihayetinde Hitler’e olan bağlılığıyla körleşen ve mahkemede “Heil Hitler!” diye bağıran, çekici ama kibirli bir narsisist olarak canlandırıyor. Ancak bu, Göring’in duruşmalar sırasında Hitler selamı vermediği gerçeğiyle çelişiyor. Vanderbilt’in filmin en önemli anlarından birinde gerçek tarihi olaylara dayanmak yerine bir hikâye uydurması, filmin sorununu ortaya koyuyor: Filmin asıl odağı dram ve sansasyon yaratmak.

GÖRİNG SEMPATİK BİR CANAVAR

Göring sempatik bir figür olarak sunulurken, Crowe -oldukça etkileyici bir şekilde- onun neşeli yüzeyinin hemen altında gizlenen uğursuz, acımasız ve gaddar özelliklerle donatıyor. Bu şekilde Göring, basitleştirilmiş popüler psikolojinin konusu haline geliyor; Onun dizginlenemeyen narsisizmi ve büyüklenmeci kibri, eylemlerinin ardındaki temel itici güç olarak ilan edilirken, bu canavarın serbest bıraktığı açıklanamaz dehşet, kötülüğe duyulan hayranlık içinde kayboluyor.

Dahası, Kelley’nin daha sonra Nazi liderlerinin aslında “ortalama” oldukları ve böyle bir canavarın nihayetinde her insanın içinde gizlendiği iddiası, filmin genel tasvirine ters düşüyor, çünkü Crowe’un Göring’i temelde tarihi figürden çok daha az “ortalama”.

Bu, popüler kültürün Alman insanlık suçlarıyla olan etkileşiminde temel bir sorunu gösteriyor: Bu suçları “basitçe” açıklama, sorumluları “bir şey” olarak tasvir etme girişimleri kaçınılmaz olarak onları sadece figürler, kötülüğün ikonları haline getiriyor. Nuremberg, oyuncuları ve sansasyon yaratıcı sahneleriyle hoşa gidecek anca gereksiz yere canavardan insan yaratmasıyla eleştirilecek bir film. (YH)

Close