Lotte Hansen
Okul boykotu hareketi şunu gösterdi: Saldırılara ve baskıya rağmen, bu hareket kalıcı olmak için geldi. Ancak belirleyici olan, hareketin gençliğin daha geniş kesimlerini kapsayıp kapsamayacağı ve okullarda daha derin bir şekilde kök salıp salmayacağı.
BOYKOT EYLEMLERİ
8 Mayıs’ta, müttefikler, özellikle de Kızıl Ordu tarafından Hitler faşizminden kurtuluşun yıldönümünde, Almanya’nın dört bir yanında on binlerce öğrenci üçüncü kez sokaklara döküldü ve “Askerlik hizmetine hayır! Bir daha asla savaş” dedi. Bu tarih bilinçli olarak seçildi, çünkü okul boykot hareketi, tarihten alınacak dersin gelecekte savaşları önlemek olması gerektiğinin farkında.
Çok sayıda konuşmada, Buchenwald Toplama Kampı’ndan kurtulanların “Bir daha asla faşizm – Bir daha asla savaş” yemini hatırlatıldı ve militarizasyon ve savaşa karşı mücadelenin faşizme karşı mücadeleyle olan bağlantısı vurgulandı. Öğrenciler, kendilerini, “Bir daha asla” sloganıyla süsleyen ama tam tersini yapan bir politikaya karşı bu yemini savunmakla görevli görüyorlar.
120 şehirde 45.000 öğrenci boykot ve gösteri yaptı. Bu rakam açıkça gösteriyor ki: zorunlu askerlik konusu medyada eskisi kadar gündemde olmasa, Askerlik Hizmeti Modernizasyon Yasası 5 Aralık’ta yürürlüğe girmiş olsa ve pek çok kişi hareketin zayıflayacağını bekliyor olsa da öğrenci hareketi hayatta ve mücadelesini bitirmeye niyeti yok, aksine daha yeni başladı. Yeni protesto şarkısında öğrenciler, neyi savunduklarını ve neye karşı olduklarını bildiklerini, bunun için mücadele etmeye ve bazı fedakarlıklara hazır olduklarını açıkça ortaya koyuyorlar; sadece kendi mücadelelerinin zorunlu askerlik karşısına bir engel oluşturabileceğini biliyorlar. Şarkıda şöyle deniyor: “Zorunlu askerliğe karşı – ve savaşlarına karşı – baskılar bizi bükemez […]” – *ve bu güveni biz de yeniden gördük. Çünkü baskılar 5 Aralık’a kıyasla muazzam bir şekilde arttı. Aralık ayında Pistorius, öğrencilerin katılımı hakkında sahte olumlu sözler bulurken ve neredeyse her gazete bunu haber yaparken, bugünkü basın haberleri iftira ve karalamalarla dolu. Neredeyse tüm haberlerde, hr-„Recherche“ (daha çok kışkırtma makalesi) ve Anayasa Koruma Teşkilatı’na atıfta bulunularak, sözde sol aşırılıkçıların araçsallaştırılmasına karşı uyarılar yer alıyor.**
Basındaki bu ton değişikliğinin yanı sıra, okul yönetimi ve polisle sorun yaşadığını bildiren öğrenci sayısının da belirgin şekilde arttığı dikkat çekiyor. Bu nedenle birçok okulda boykotlar sırasında özellikle çok sayıda sınav yapılıyor– ya da spontane gezi günleri düzenleniyor. Öğrenciler bunun kasıtlı olduğunu düşünüyor: amacın öğrencileri boykottan alıkoymak olduğu ve bunun işe yaradığı düşünülüyor. Ayrıca, öğrencilerin ceza ile tehdit edildiği örnekler de arttı ve “Merz leckt Eier” pankartları nedeniyle gösterilerde tutuklamalar yaşandı. Ama bu artık pek bir işe yaramayacak, çünkü bu slogan, ikinci boykottaki tutuklamalarla birlikte hareketin ana sloganlarından biri haline geldi ve her gösteride yankılandı.
YOĞUN BASKIYA RAĞMEN GÜÇLÜ KATILIM
Siyaset ve basının, öğrencileri gösterilere katılmaktan korkutmaya, okullar üzerinden daha fazla baskı uygulamaya ve kamuoyunda kışkırtma yoluyla hareketi marjinalize etmeye yönelik girişimleri, ancak çok sınırlı bir başarı elde etmiş görünüyor. Gerçi birçok şehirde katılımcı sayısı geçen seferkinden az olsa da genel olarak hareketin sonu görünmüyor. Hamburg bu konuda öne çıkıyor: orada katılımcı sayısı son boykota kıyasla yeniden arttı. Toplamda 45.000 katılımcı sayısı açık bir başarı olarak değerlendirilmelidir.
Lise öğrencilerinin yanı sıra bugün üniversite öğrencileri de liselilerle dayanışma içinde olmakla birlikte, üniversitelerin militarizasyonuna karşı kendi talepleri için boykot yaptılar. Böylece, çok sayıda gösteride üniversitelerden gelen öğrenciler kendi pankartlarıyla ve hatta kısmen kendi ön gösterileriyle temsil edildi. Ayrıca birçok sendika gençlik kolu da dayanışmalarını dile getirerek boykotu destekledi. Böylece, zorunlu askerlik karşıtı okul boykot hareketini, üniversite öğrencileri, genç işçiler ve çırakların somut taleplerini de kapsayan bir antimilitarist gençlik hareketine genişletmenin ilk adımları atılıyor.
Ayrıca, birçok gösteride, artık üçüncü kez boykot yapan öğrencilerin politikleşmesi de gözlemlendi. Böylece birçok şehirde, gösterinin geniş kesimleri tarafından “Gençlik, Gelecek, Sosyalizm” veya diğer antikapitalist sloganlar atıldı. Aynı zamanda bu durum, ne yazık ki, daha geniş öğrenci kitlelerinin bilinç düzeyine uymuyor– şimdi, üçüncü boykottan sonra, boykot komitelerinin ve hareketin, şimdiye kadar boykotlara katılmayan öğrencilere nasıl ulaşabileceği ve onları da harekete katabileceği sorusu bir kez daha acil bir hal alıyor. Okullarda ve ittifaklarda, şu anda zorunlu askerlik veya silahlanmaya karşı tedirgin olan, “savunma” propagandasına inanan ya da Bundeswehr’de bir iş fırsatı gören öğrencileri de boykota katılmaya ikna etmek için tüm öğrencilerle nasıl bir diyalog kurulabileceği sorusunun gündeme getirilmesi gerekiyor.
ÖRGÜTLÜLÜĞÜN ÖNEMİ ORTAYA ÇIKTI
Son boykotta, bunun için okullarda örgütlenme ve varlığın ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Boykot komitelerinin okullarında aktif olarak çalıştığı, organize bir şekilde hareket ettiği (toplantılar düzenleyerek ve okuldaki herkesle açık ve aktif bir şekilde konuşmaya çalışarak, sınıfları dolaşarak bilgilendirme yaparak, stantlar kurup tartışmalar yaparak) yerlerde, halihazırda politik olarak aktif olan öğrencilerin ötesinde de büyük bir katılım oldu. Hamburg’da ayrıca, öğrencilerin okullardaki çalışmalarını dışarıdan desteklemek için iyi fırsatların, boykot öncesinde broşür dağıtma eylemleri olduğu kadar, boykot gününde okulların önünde boykot nöbeti tutmak olduğu da ortaya çıktı. Böylece kararsız kalan bazı öğrencilerin de katılmaya ikna edilmesi mümkün oldu.
Görünüşe göre: Taleplerin mümkün olduğunca tartışmasız olduğu yerlerde, askerlik ve silahlanma tartışmasının nedenlerini ve bundan kâr edenleri belirtmeden, çoğunluğa ulaşılmıyor; aksine, faaliyetin gerçekleştiği yerlerde, tüm öğrencileri ikna etmeye ve hareketin bir parçası haline getirmeye çalışarak, kendilerini marjinalize etmeden ve kendi aralarında kalmadan, ulaşılabiliyor.
Bu yönde ilerlemeliyiz, çünkü ancak hareket daha fazla okula ulaşmayı ve daha fazla öğrenciyi katılmaya ikna etmeyi başarırsa, şimdiye kadar katılanların ötesine geçmeyi ve ayrıca öğrenci topluluğunun ötesinde üniversite öğrencileri ve çırakları da kapsayabilirse, “zafer kazanabilir”.
* “Askerlik zorunluluğuna karşı – Ve savaşlarına karşı /
Baskılar bizi boyun eğdiremez /
Boykot yapıyoruz – Özgürlük ve barış için /
Ve mücadele edersek – o zaman zafer de bizim olacak!”
** ‘hr-Recherche’: Almanya’nın Hessen eyaletindeki kamu yayın kuruluşu Hessischer Rundfunk (hr) bünyesinde faaliyet gösteren araştırmacı gazetecilik birimini ifade ediyor. İktidar politikaları yanlısı bu kuruluş, boykota karşı kışkırtma makaleleri hazırlıyor. Anayasa Koruma Teşkilatı da Almanya’da iç istihbarat servisidir. Bu iki kurumun, öğrencilerin eylem ve boykot süreçlerini engellemeyi hedefleyen yayınlar yaptığı ifade edilmiş.

