Written by 17:00 POLITIKA

AfD’nin gözü göçmenlerin oyunda

Alman vatandaşı olan göçmenleri de kapsayan “geri gönderme” (Remigration) planlarının parçası olan aşırı sağcı, ırkçı Almanya için Alternatif (AfD) partisi bu kez de göçmenlerin oylarına talip oldu. Partinin Avrupa Parlamentosu liste başı adayı olan Maximilian Krah, TikTok üzerinden yayınladığı mesajda mültecileri hedefe koyarak, Türkiye kökenli seçmenlerden de oy istedi. Krah mesajında uzun yıllardır Almanya’da yaşayan göçmenlerin hedeflerinde olmadığını ileri sürerken yeni gelen göçmenlere karşı bir kez daha düşmanlık kustu. Türkiye kökenlilere seslenen Krah ve AfD her fırsatta genel olarak göçmen ve İslam, özel olarak da mülteci düşmanı olduğunu ifade etmeyi ihmal etmiyor.

Özellikle oy hakkına sahip Alman vatandaşı göçmenleri ürkütmemek üzere hazırlanan videonun bir demagojiden ibaret olduğu açık. Zira, Krah, AfD’nin içinde de en sağ kesimi temsil ediyor. Bu nedenle liste başı seçildiğinde tartışmalar olmuştu. Şimdi de partisinin Alman vatandaşı olan göçmenlere karşı olmadığının mesajını veriyor.

DOĞUŞTAN ALMAN, SONRADAN ALMAN!

Krah’ın Alman vatandaşı olan ve olmayan göçmenler arasında ayrım yapmasının nedenlerinden birisi Münster’deki Eyalet Yüksek Mahkemesi’nde süren dava. Federal Anayasayı Koruma Dairesi (BfV), AfD’nin aşırı sağcı görüşlere sahip olduğunu, içinde güçlü faşist örgütlenmelerin bulunduğuna dikkat çekerek izlenmesini talep etmişti. Bu talep Köln İdari Mahkemesi tarafından kabul edildi. Ancak AfD buna itiraz ederek konuyu bir üst mahkemeye taşımıştı. Mahkeme, AfD’nin kan bağıyla Alman olanlar ile sonradan Alman vatandaşı olanlar arasında bir ayrım yaptığını, dolayısıyla ırkçı görüşleri savunduğu konusunda karar verecek. Krah ve diğerleri, şimdi sosyal medya üzerinde yaptıkları yayınlarla bu ayrımı yapmadıklarını, Alman vatandaşı göçmenlerin de oylarına talip olduklarının mesajını veriyorlar.

Bu çağrının bir yanı görünen ırkçı yüzlerini örtmek oluştururken diğer yanını da oy toplamak teşkil ediyor. Mülteci düşmanlığı ise bunun için seçilmiş en önemli konu görünüyor.

RUS ALMANLARIN YÜZDE 15’İ AfD’YE OY VERİYOR

AfD’nin izlemiş olduğu bu stratejide başarıya ulaşması ise pek mümkün görünmüyor. Yapılan araştırmaların çoğunda “Rus Almanları” dışındaki göçmen gruplarından AfD’ye giden oyları neredeyse sıfır düzeyinde. Bunların başında ise Türkiye kökenliler geliyor. Duisburg-Essen Üniversitesi’nde Prof. Achim Goerres tarafından yapılan bir araştırmada, “Rus Almanlar” arasında AfD’ye,Türkiye kökenliler arasında SPD, Yeşiller ve Sol Parti’ye oy verme oranı yüksek. “Rus Almanlar”ın yüzde 15’nin AfD’ye oy verdiği tahmin ediliyor.

Berlin’deki Alman Entegrasyon ve Göç Araştırmaları Merkezi’nden (DeZIM) Jannes Jacobsen “Göçmenlerin oy verme kararları çoğunluk nüfusundan neredeyse hiç farklı değil. AfD’ye oy verenlerin oranı da benzer şekilde. Özellikle mülteci politikası gibi konularda bir dengelenme söz konusu” diyor.

Süddeutsche Zeitung’da yer alan bir analize aktardığına göre, Münih Uygulamalı Bilimler Üniversitesi tarafından Haziran 2023’te yapılan bir araştırmada AfD milletvekillerinin yaklaşık yüzde 7’si göçmen kökenli. Bu oran Sol Parti’de yüzde 28,2, SPD’de yüzde 17, Yeşiller’de yüzde 14,4. AfD’deki göçmen vekil oranı FDP (yüzde 5,4) ve CDU/CSU’dan (yüzde 4,1) yüksek. Eyalet düzeyinde AfD’nin göçmen kökenli vekil oranı yüzde 4,5 ile tüm partilerin ortalamasının (yüzde 7,2) altında.

ERDOĞAN’I ÖVDÜ, “YURTSEVERLER DÜŞMAN DEĞİL” DEDİ

Kahn, TikTok üzerinden yayınladığı mesajlarda Almanya’da çalışan, bir işe yarayan ve Alman kurallarına uyanların korkmasına gerek olmadığını, “onlar buraya ait” derken bu kriterleri yerine getirmeyenlerin geri gitmesi gerektiğini açık olarak ifade ediyor. Ayrıca yayınladığı bir videoda da, “Başkan Erdoğan senin düşmanın değil, çünkü o Türkiye’nin çıkarlarını koruyor. Almanya’nın da Alman çıkarlarını savunan politikacılara ihtiyacı var. Yurtseverler hiç bir zaman düşman değil” diyerek Erdoğan’ı övüyor.

Milliyetçi-muhafazakar Türkiye kökenli seçmenlere seslenmeyi ihmal etmeyen Kahn’ın bu taktiği bir sonuç verirse, önümüzdeki süreçte AfD de bu yönde adımlar atabilir.

Zira pek çok ülkede aşırı sağcı partiler, göçmenleri kendi politikalarına yedeklemek için benzer hamleler yapıyor. Fransa’da aşırı sağcı Marine Le Pen’in partisi de bu stratejiye bağlı olarak Arap ve Afrika ülkelerinden gelen göçmenlere listelerinde yer veriyor. Yine ABD’de Donald Trump, LGBTQ karşıtlığı, aile, muhafazakarlık temelinde Müslümanların oyların oylarına talip olmuştu. Değişik araştırmalara göre bu saikle Müslümanların yüzde 11’i Trump’a oy vermişti.

Uzmanlar AfD’nin de gelecekte benzer taktiklere başvurarak muhafazakar göçmenlerden oy alma yollarına başvurabileceğine dikkat çekiyorlar. Ancak, partinin son birkaç yıldır işlediği İslam ve göçmen düşmanlığı nedeniyle oy alabileceğine pek şans verilmiyor.

GÖÇMENLERİ BÖLME PLANLARI

Alman Entegrasyon ve Göç Araştırmaları Merkezi Direktörü Naika Foroutan ise AfD’nin stratejisinin tehlikeli olduğuna dikkat çekiyor. Zira diğer partilerin ihmal ettiği göçmenlerin AfD’ye oy verebileceğine inanıyor. Foroutan bunu göçmenler arasında şovenist tutumlar, gerici cinsiyet imajları ve koronavirüs pandemisi gibi komplo teorilerine desteğin olmasına bağlıyor. Ayrıca kiz dönemlerinde eskiden gelen göçmenlerin yeni gelenleri kendi statüleri için tehdit olarak görenlerin olduğunu da vurgulayarak, “AfD’nin bu kesimlerin korkularına da hitap ederek oy alacağı kesimi genişletmek istemesi hiç de şaşırtıcı değil” diyor.

Foroutan’nın verdiği bilgiye göre göçmen kökenlilerin sayısı toplam seçmenlerin yüzde 14’üne denk düşüyor. Bu da partiler için önemli bir potansiyel. Dolayısıyla, sermaye partileri önümüzdeki dönemde genel olarak göçmenleri entegre olanlar ve olmayanlar, Alman vatandaşı olanlar ve olmayanlar şeklinde bölüp, kendi politikalarına yedekleme çabası içinde girebilirler. Emekçileri bölmenin başka bir biçimi olan bu bölme ve parçalama politikalarına karşı, özellikle uzun süreden beri Almanya’da yaşayan ya da burada doğup büyüyen kesimleri aydınlatmak büyük bir önem taşıyor. Özellikle yeni gelen mültecilere karşı önyargılar ve düşmanlıkların bu kesimler arasında da güçlü olduğu söylenebilir. Bir kısmı Türkiye’deki gelişmelerden bir kısmı ise Almanya’da yaşananlar üzerinden oluşan bu önyargı ve düşmanlıklar ancak göçün nedenleri doğru anlatılabildiği takdirde bertaraf edilebilir. (YH)

 

Close