Written by 11:46 POLITIKA

Almanya: Korona toplumsal sorunu gözler önüne seriyor

Matthias EBBERTZ
Neues Deutschland

Kriz ve afetler açısından zaten hiç de yoksul olmayan 2020 yılı bir türlü sakinleşemiyor. İnsanlığa dini kitaplarda öngörülen felaketleri hassasiyetle sunmak ister gibi duruyor. Yangın ve seller Avustralya’yı vurdu. Çekirge sürüleri Doğu Afrika’nın tarlalarını sildi süpürdü ve kısa sürede Çin’e yayılma riski taşıyor. Avrupa sınırlarında kaderlerine terk edilen binlerce mülteci var, Almanya’da ‘yabancı’ olarak damgalanan insanlara saldırılıyor ve şimdi de yaklaşmakta olan bir salgınla karşı karşıyayız.

Bu liste açısından doğru olan tek şey, bu olayların ilahi intikamdan ziyade kapitalist toplumdan, yani insan ve doğanın sömürülmesinden kaynaklanması- ya da en azından onların etkilerini ve sonuçlarını güçlendirir olması. Ama benzerlikler burada sona eriyor. Yangın ve seller, küresel iklim değişikliğinin yol açtığı olayların daha ciddiye alınmasına yol açmadı. Çekirgeler, şu anda dünya topluluğu nedenleri ve sonuçlarıyla mücadele etmek için kılını bile kıpırdatmadan, milyonlarca gıdayı yok ediyor. Avrupa’nın gözleri önünde, Yunan adası Midilli’de koruma arayanlara karşı pogrom benzeri bir atmosfer ortaya çıktı. Kendi kaderlerine bırakıldılar. Bu arada, dünya Kovid-19 hakkında konuşuyor – ve her şeye kayıtsız kalan bu dünya aniden burada her türlü çabayı gösterebilecek gibi görünüyor.

Hanau saldırısından sonra, ulusal fokurdamanın diğer meseleler için de ne kadar geçerli olduğunu görmek şok ediciydi. Bir hafta sonra, tüm kısa taziye mesajları, üzüntüler unutuldu ve hayat hiçbir şey olmamış gibi devam edebildi. Bahane hazırdı: Kovid-19 manşetlere hükmetti. Bu arada, korona 2014’teki ebola salgınından farklıydı, ebola sadece birkaç Batı Afrika ülkesine yayılmış ve bir bütün olarak dünya nispeten kayıtsız kalmıştı.

Kovid-19’un eboladan çok daha bulaşıcı olduğu kesin, aslında görüldüğü üzere oldukça hızla yayılıyor. Ekonomi açısından ebola vb. den önemli olduğu da görüldü ve küreselleşmiş ekonomiyi şimdiden vurdu. Sadece Çin’le sınırlı bölgesel salgın sırasında bile tedarik zincirleri kesintiye uğradı, tüm üretimler durma noktasına geldi. Virüs küresel ekonomiye bulaşmış durumda ve on yıllardır hiçbir grevin başaramadığı ölçüde ekonomiyi felç edebilecek. Bu aslında, küresel işçi sınıfının gücünün hâlâ muazzam olduğunu gösteriyor -eğer işçiler evde kalmak zorunda kalırlarsa ya da grev yaparlarsa tüm çarklar durur. Kısacası işçi sınıfı durursa hayat durur!

Ama bu durum aynı zamanda uluslararası toplumun virüs hakkında neden bu kadar gergin olduğunu ve aniden bir sorunun daha başlangıcında ortak çözüm arayışına girdiğini de gösteriyor. Yatırım bankacılığı bankerlerinden Brent Thill bunu şöyle özetliyor: “Elitler, yani dünyanın en zenginleri bile virüse karşı bağışıklık kazanmış durumda değil.” Yani: Kovid-19 o kadar bulaşıcı ki kendinizi henüz parayla bile koruyamıyorsunuz. Sermayedarlar sadece kârlarının değil kendi sağlıklarının da söz konusu olduğunu görüyor. Kovid- 19’la mücadeleden sorumlu İranlı bakanın da hastalığa yakalanması bu konuda etkileyici bir kanıt oldu. Bunun yanı sıra özel uçuşlar organize eden bir şirket de çok büyük ilgi gördü: Parası olanlar şimdi özel bir jetle seyahat ediyor veya kendilerini ve sevdiklerini risk alanlarından güvenli yerlere kaçırıyor.

Ve böylece de virüsün sonuçlarının öncelikle dünya çapında işçi sınıfını, yoksulları etkileyeceği görünmekte. Hastalığın bulaştığı kişiye ücretsiz veya düşük ücretlerle bakmak zorunda olanları, pandemi öncesi de sınırlarının çok üstünde çalışmak zorunda bırakılan düşük ücretli ve yetersiz donanımlı hastane personelini, evde yakınlarının bakımını ücretsiz yapanları… En kötüsü de en bunun sonunun ne olacağını hayal etmenin olağanüstü hayal gücü gerektirmesi…

İki sınıflı tıp, Almanya’da bir gerçeklik. Sağlık sistemi daha kötü olan ülkelerde ise durum berbat. Parası olan en iyi tedaviyi alabiliyor. Geri kalanlar ise o kadar da kötü olmayacağını ummak ya da bunun için dua etmekle yetinecekler. Tamam paniğe gerek yok, ancak bu endişe kesinlikle haklı.

(Çeviren: Semra Çelik)

Close