Written by 11:52 KÜLTÜR

Alkışlar ‘Die Optimistinnen’ oyunu için

Ali Çarman/Stuttgart

Görsel sanatlar içinde tiyatro önemli bir yer tutar. İşçi sınıfının üretkenliği ve değiştirici gücüyle dikkate alınmadığı, dahası küçümsenmeye devam ettiği son yıllarda sanat cephesinde bu yanlış algı ve propagandaya karşı ortaya çıkan olumlu örnekler de var.

Gün Tank’ın aynı isimli romanının Murat Yeğiner tarafında sahneye uyarlanıp, Stuttgart Altes Schauspielshaus’da sahnelenen ‘’Optimistinnen-İyimser Kadınlar’’ büyük bir ilgi görmeye devam ediyor.

Melisa Melek Özel, Selda Falke, Sorina Kiefer, Ursula Berlinghof, Yasemin Cec ve Murat Yeğiner üstlendikleri rolün hakkını layikiyle yerine getirmekteler. Eren Akşahin, Sinan Arat, Till Menzer ve Apostolos Naumis müziklerinin ritmiyle canlılık katmaktalar. Sahne kostümü sorumlusu Bette Zolf’da işinin ehli olduğunu göstermekte.

Türkiyeli işçilerin Almanya’ya getirilişlerinin 65. yılına denk gelen oyun, güçlü oyuncu kadrosu, seçilen müzikler ve canlı-coşkulu sahne dili ile izleyicileri adeta grev ortamına çekmekte.

Göçmen kadınların mücadelesi

1973 yılı Almanya açısından grevler yılı olarak görülebilir. NRW eyaletindeki Neuss şehrinde bulunan Pierburg fabrikasında çalışan işçilerin ezici çoğunluğu kadın işçilerden oluşmaktaydı. Ve kadınlar, ne yazık ki, erkek işçilerle aynı işi yapıyor olsalar da daha düşük ücret almaktaydılar. Oyunun bir sahnesinde “Eşit İşe-Eşit Ücret” talebiyle kadın işçiler öncülüğünde başlatılan grevin bildirileri ve kırmızı güller salonda havada uçuşuyor.

Yunanistan, İtalya, Yugoslavya, İspanya ve Türkiye’den oluşan işçi kadınlar ta başından itibaren kendi aralarında birliği sağlamışlardır. Başarının ikinci adımı olan dayanışma ağını da örerler.

“Die Optimistinnen” oyununun final sahnesinde bütün izleyiciler ayağa kalkarak kol kola halaya durdular.

“Nereden geldiğinizin önemi yok. Önemli olan, kendinizi başkalarının baskısına bırakmamanızdır. Eşit işe-Eşit ücret. Bu ülkenin inşasına birçok kadın katkıda bulundu. Güçlü, cesur kadınlar, annelerimiz, büyükannelerimiz.” Bu sözler oyunu özetlemekte.

Müziğin evrensel dili

Oyunun ilk bölümlerinde Almanya’ya işçi olarak gelmek isteyen kadınların doktor kontrolünden geçerken nasıl insanlık onurunun ayaklar altına alındığını görebiliyoruz.

Oyun boyunca farklı sahnelerde seslendirilen Al Yazmalım, Delisin, Hayat Bayram Olsa, Dom Dom Kurşunu, Fabrika Kızı, Çiğdem Der Ki, Senden Başka, Gurbet, Şıkıdım, Ve Melankoli, Kutlama, Bindik Bir Alamete, Küçüğüm, I Love You ve Mavi Boncuk şarkılarının ritmi salonu bütünüyle sarmalıyor İzleyiciler kimi zaman alkışlar, kimi zaman ise sesleriyle şarkılara eşlik ediyorlar.

Oyunun müzikal boyutunu yansıtan zenginlik; Sezen Aksu, Aşık Veysel, Cem Karaca ve Tarkan’a kadar uzanan geniş bir yelpazenin kullanılması ve canlı müzikle desteklenmesi seyirci ile canlı bağlar kuruyor.

Almanya’da işçi sınıfı tarihinde Wilder Streik olarak geçen ve 300 bine yakın işçinin grevlere katıldığı 1973 döneminde öğrenilinecek çok şey var. Bu bakımdan üzerinde iyi düşünülmüş, yoğun emek harcanmış ve oyun sahnelenirken sürekli Pierburg grevi fotoğraflarının sahneden yansıtılması oyuna bir başka güzellik katmış.

Örgütlenme ve dayanışma zorunluluğu

Gösterimin sonunda, ver.di Stuttgart başkanı Sidar Çarman, Stuttgart Türk-Alman Forumu (DTF) başkanı Kerim Arpad ve oyuncuların katıldığı bir söyleşi de gerçekleştirildi.

Sidar Çarman, oyunda geçen pek çok sorunun günümüzde de hala var olduğunu, mücadele eden, örgütlenen ve greve çıkan işçinin dil-din-ırk ayrımına düşmeden hareket edebilmesinin de aynı biçimde önemli bir ihtiyaç olmaya devam ettiğine dikkat çekti.

Söz ile eylem arasındaki kopmaz bağ, patron ile işçinin karşı karşıya geldiğinde nasıl olması gerektiği, memlekete duyulan özlem-hüzün ve en önemlisi de kadın işçilerin dünyasında ve başarıyla tamamlanan beş günlük grevden kesitler sunan oyun için zaman ayırmada yarar var.

‘’Misafir’’ kadın işçilerin daha iyi bir yaşam mücadelesini anlatan oyun 18 Temmuz’a kadar Stuttgart Altes Schauspielshaus’da sahnelenmeye devam edecek.

 

Close