Written by 19:47 HABERLER

Avrupa sandık başına gidiyor

YÜCEL ÖZDEMİR

27 Avrupa Birliği (AB) ülkesinde yaklaşık 450 milyon seçmen 6-9 Haziran tarihleri arasında 720 Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekilini belirlemek üzere sandık başına gidiyor. Bu seçimlerin en önemli özelliklerinden birisi aşırı sağ partilerin durumu olacak.

Avrupa Parlamentosu’nda halen iki önemli aşırı sağ, faşist ve milliyetçi grup bulunuyor. Aralarında Polonya’daki Hukuk ve Adalet Partisi (PiS) ve faşist İtalya’nın Kardeşleri’nin (FdI) bulunduğu partilerin kurduğu “Avrupa Muhafazakar ve Reformcu Fraksiyonu (EKR)” önemli bir güce sahip. Mussolini’yi öven İtalya Başbakanı Giorgia Meloni de şaşırtıcı bir şekilde partisinden bu yıl AP milletvekili adayı oldu. Bu yolla partisinin daha fazla oy almasın hedefleyen Meloni’nin seçildikten sonra istifa edecek ve yerini partisinden bir yedeğe bırakacak. İtalyan faşist Duce Mussolini’nin 61 yaşındaki torunu Alessandra Mussolini de “Forza İtalia” partisinden AP’ye milletvekili adayı oldu. Böylece, bu seçimlerde dikkatler İtalyan faşistlerinin ne kadar oy alacağında.

Bir diğer sağcı blok olan “Kimlik ve Demokrasi (ID) Fraksiyonu” içinde ise Almanya Alternatif Partisi (AfD), Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ), Hollanda Özgürlük Partisi (VVP) gibi partiler bulunuyor. Göçmen ve İslam karşıtı konuları öne çıkaran bu grupta yer alan partilerin çoğu Rusya ile temas halinde. Almanya’da AfD liste başı adaylarının Rusya ve Çin ile irtibatlı olduğu ortaya çıktı.

AŞIRI SAĞCILARIN HEDEFİ GÜÇLÜ GRUPLAR KURMAK

Gelişmeler Avrupa çağında aşırı sağcı, milliyetçi ve faşist partilerin AP’de güçlü bir şekilde temsil edilmek için hazırlık yaptığını gösteriyor. Bu partilerin çoğu aynı zamanda iktidara geldiklerinde ülkelerinin AB’den ayrılmasını ya da AB tarafından dayatılan programlara uyulmamasını savunuyor. Ancak bu söylemlerin ne kadar gerçekçi olduğu belirsiz. Meloni, başbakanlık koltuğuna oturduktan sonra AB’ye eleştirilerini bir yana bırakırken geçen yıl Hollanda’da yapılan seçimlerden birinci çıkan aşırı sağcı Geert Wilders de AB’den ayrılmanın gündeminde olmadığını söylemişti. Fransa’da Marine Le Pen daha önce “Frexit”, Almanya’daki AfD ise “Dexit” kavramlarını ortaya atmıştı. İngiltere AB’den “Brexit” diyerek ayrılmıştı.

AB’YE TEPKİ AŞIRI SAĞIN İŞİNE YARAYABİLİR

Kıta genelindeki ekonomik ve sosyal gelişmeler AB’yi her yönüyle savunan eski sistem partilerine güveni alabildiğince azaltmış durumda. Birçok ülkede yerleşik partiler üyelerini ve seçmenlerini seçim kampanyalarına katmakta zorlanıyor, dolayısıyla güç kaybına uğruyor. Bu nedenle, hem yerleşik partilere hem de AB’ye eleştiriler yönelten partilerin bu seçimlerden güçlü çıkması bekleniyor. Ancak bu tablo henüz, AP’de Hıristiyan Demokratlar ve Sosyal Demokratların belirleyici olduğu düzeyde değil. Yeşiller ve Liberalleri de eklediğimizde AB’yi tartışmasız savunan güçlerin bu seçimlerden sonra da AP’de etkili olması bekleniyor.

ÜLKELERE GÖRE VEKİL DAĞILIMLARI

2019’da İngiltere de AB üyesi olmasına rağmen 705 milletvekili seçilirken bu yılki seçimlerde sandalye sayısı 720’ye çıkarıldı. Ülkelerde nisan sonu itibarıyla seçim çalışmaları başladı. Ancak henüz çok sönük geçiyor. Düzenlenen toplantı ve mitinglere vatandaşların ilgisi çok düşük.

Kampanyanın kısmen görünür olduğu ülkelerin başında Almanya geliyor. Zira Almanya, 96 milletvekiliyle AP’ye en fazla temsilci gönderen ülke. Bir baraj da olmadığı için 4 bin imzayı toplayan parti ve seçim ittifakları seçimlere katılabiliyor. Yüzde 0.5’in biraz üzerinde oy alan partiler AP’ye milletvekili gönderebiliyorlar. Almanya’dan sonra AP’ye en fazla milletvekili gönderen ülkeler ise Fransa (81) ve İtalya (76). 6’şar temsilciyle Malta Kıbrıs ve Lüksemburg AP’ye en az milletvekili gönderen ülkeler.

PARTİLERİN LİSTE BAŞI ADAYLARI

AP seçimleri öncesinde muhafazakar Hıristiyan demokrat çizgisindeki Avrupa Halk Partisi (EVP), Avrupa Sosyal Demokrat Parti, Yeşiller ve Liberaller Avrupa’nın güvenliği ve birliğini öne çıkarıyorlar. EVP’nin liste başı adayı AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen olurken sosyal demokrat grubunun liste başı adayı ise Lüksemburglu AB Çalışma Komiseri Nicolas Schmit. Schmit, AB çapında belli standartlara bağlı asgari ücret ve çalışma koşulları talep ediyor.

Avrupa Liberallerinin (Renew) liste başı adayı ise Almanya’da militarist ve savaşçı tutumlarıyla tanınan Hür Demokrat Parti (FDP) Üyesi Marie-Agnes Stark-Zimmermann. Almanya’da oyları epey düşük görünen FDP, tanınmış bir simayla oy toplamanın çabası içine girecek. Stark-Zimmermann aynı zamanda Federal Parlamento Savunma Komisyonu başkanı.

Avrupa Yeşiller’inin liste başı adayları ise Alman Yeşiller Partisi Milletvekili Terry Reintke ve Hollanda’dan Bas Eickhout. Avrupa Sol Partinin liste başı adayı ise Avusturya Komünist Partisi (KPÖ) Üyesi Walter Baier. Ancak Boyun Eğmeyen Fransa Lideri Jean-Luc Melenchon etrafında bir araya gelen partiler de ayrı bir programla seçimlere katılıyor. Keza, Almanya’da Sol Parti’den (Die Linke) ayrılanların kurduğu Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW) da seçimlere ayrı bir listeyle katılıyor. Seçimler, Almanya’da siyaset yapmaya hazırlanan BSW için bir sınav olma özelliği taşıyor. Almanya’da AKP’ye yakın çevreler tarafından kurulan DAVA partisi de seçimlere ilk defa katılacak partiler arasında yer alıyor.

DÜŞÜK KATILIM SORUNU DEVAM EDECEK

1979’dan beri her beş yılda bir gerçekleştirilen Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılım oranı genellikle yüzde 50’nin altında kalıyor. Katılım oranı Baltık ve Balkan ülkelerinde ise yüzde 30 civarında. Bu yılki seçimlere katılım oranın artacağına dair bir veri bulunmuyor.

Katılım oranındaki düşüklük, özellikle herhangi bir partinin aktif üyesi, taraftarı ve seçmeni olmayan kesimler arasında AP seçimlerine ilginin olmadığını gösteriyor. Zira, ilk yıllara göre kısmen de olsa yetkileri artırılan AP’nin AB’nin belirlediği politikalar üzerinde belirleyici halen bir etkisi bulunmuyor. Asıl önemli ve belirleyici kararlar çoğunlukla AB üyesi ülkelerin hükümet ve devlet başkanlarının katıldığı zirvelerde alınıyor. Bu kararların bir kısmı daha sonra AB Komisyonu ve AP tarafından da onaylanıyor. AB politikalarının yürütücü organ AB Komisyonu aynı zamanda liderlerin katıldığı AB Konseyinin üyesi olduğu için uygulama açısından bir sorun görünmüyor. Alınan kararların önemli bir bölümü AP tarafından onaylanmayı gerektirmeyecek şekilde alınırken, bir kısmı da AP’ye gönderiliyor.

KİME OY VERMEK GEREKİYOR?

Almanya’da AP seçimlerinde toplam 35 parti katılıyor. 4 bin imzayı toplayan her parti ve seçim ittifakının katılma hakkının olduğu bu seçimlerde, yüzde 5 barajı olmadığı için yaklaşık olarak kullanılan oyların yüzde 0,5’i ile bir milletvekili çıkarılabiliyor. Bu nedenle de Almanya’da Federal Parlamento’ya baraj nedeniyle milletveki göndermeyen partilerin çoğu AP’ye aldıkları oylara göre milletvekili gönderbiliyorlar.

Bu kadar çok partinin katıldığı seçimlerde işçi ve emekçilerin talepleri ve ihtiyaçlarını savunan parti ve adayların sayısı ise oldukça düşük. Yine de savaşa, militarizme, neoliberal politikalara, ayrımcılığa, ırkçılığa, milliyetçiliğe, yabancı ve mülteci düşmanlığına karşı olan aday ve partilerin AP’ye seçilmesi içinden geçilen bu dönemde önem taşıyor. (YH)

Close