Yücel Özdemir
17 Nisan’da Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un davetiyle bir araya gelen 40’dan fazla ülke, ABD-İsrail ve İran arasında süren savaşın bitmesi durumunda Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini üstlenmeye talip olduğunu ilan etti. Macron’un yanı sıra Almanya Başbakanı Friedrich Merz, İngiltere Başbakanı Keir Stramer ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin bizzat katıldığı konferansta, 40’tan fazla ülkenin liderinin ise uzaktan bağlandığı konferansta, birlikte hareket etme konusunda genel bir anlaşmaya varıldı. Çin ve Hindistan’ın da katıldığı toplantıda savaşın bitmesinden sonra Hürmüz Boğazı’nın yeniden ulaşıma açılması ele alındı. Toplantıya Asya, Afrika ve Latin Amerika’dan da katılım oldu.
Almanya ve Fransa arasında “ABD” tartışması
ABD, İsrail ve İran’ın davet edilmediği toplantıda alınan kararların, sahada bu ülkelerin onayı olmadan nasıl uygulamaya konulacağı ise belirsiz. Bu nedenle özellikle Almanya ile Fransa arasında tartışmanın yaşandığı Alman basınına yansıdı. Ev sahibi durumundaki Fransa özellikle ABD ve İsrail’in davet edilmemesini isterken, Almanya ABD’nin sürece dahil edilmesini savundu. Başbakan Merz, sürecin işlemesi için ABD ile diyaloğun mutlaka olmasını istiyor.
‘Bir düzine ülke asker göndermeye hazır’
Zirveye bizzat katılan Fransa, Almanya, İtalya ve İngiltere, savaşın bitmesinden sonra Hürmüz Boğazı’nda bir askeri misyonun gönderilmesi konusunda görüş birliğine vardı. İngiltere Başbakanı Starmer, toplantıdan sonra yaptığı açıklamada “Bir düzine ülke misyona dahil olmak istiyor” dedi.
Starmer, planlanan misyonun İran ile Umman arasındaki boğazda mayın temizleme çalışmalarını desteklemek ve ticari gemilerin yeniden seyrüseferini sağlamak amacıyla “kesinlikle barışçıl ve savunma amaçlı” olacağını da duyurdu.
Merz de Almanya’nın misyona katkıda bulunmaya hazır olduğunu açıkladı. Mayın temizleme ve deniz keşif faaliyetlerinde Alman donanması görev alabilir. Hükümet çevrelerinden basına yansıyan bilgilere göre, Almanya mayın temizleme gemileri, bir ikmal gemisi ve hava keşif araçları bölgeye gitmeye hazır. Ancak Alman Donanma Komutanlığı, kapasitenin sınırlı olduğunu da açıkladı.
Macron, Fransa’nın bölgede halihazırda geniş çaplı bir varlığa sahip olan donanmasını böyle bir görev için seferber edebileceğini söyledi. Meloni ise İtalyan deniz birimlerinin görev alabileceğini belirtti.
Avrupa ülkelerinin öncülünde başlatılacak askeri misyonun “tarafız” olmasına özellikle dikkat edilecek. Tarafların önümüzdeki hafta ayrıntıları görüşmek için bu kez Londra’da bir araya geleceği de toplantı sonrasında açıklandı.
Trump üzerinde etkili olacak mı?
Konferans sürdüğü saatlerde, İran’ın Hürmüz Boğazı’nın açtığını açıklaması da konferansa katılanlar tarafından memnuniyetle karşılandı. Ancak ABD, İran’dan kalkan ya da İran limanlarına gidecek gemilere koyduğu engeli kaldırmaması, ateşkesin bozulması durumunda şartlar yeniden değişebilir.
Dört Avrupa ülkesinin öncülük ettiği “tarafsızlar” grubunun Hürmüz Boğazı’nda güvenliği sağlamaya talip olmasına savaşan ülkelerin, özellikle ABD ve İran’ın nasıl tepki göstereceği ise henüz belirsiz. ABD, İran ile bir anlaşmaya vararak bölge üzerinde tek başına kontrolü sağlama niyetinde. Bu nedenle, kendisinin olmadığı bir kontrol mekanizmasına yanaşma olasılığı, askeri olarak çok zor durumda kalmadıkça, zayıf görünüyor. Bu nedenle İran ile görüşmelere ısrarcı olmaya devam edecek. İran da kendi kontrolündeki Hürmüz Boğazı’nın denetimini, “tarafsız” da olsa başka ülkelere vermeye kolay bir şekilde yanaşmayabilir. Bunun olması durumunda ise pek çok şartı sıralaması bekleniyor.
Bu nedenle ABD ve İran’ın kabul etmediği bir Avrupa’nın askeri misyonunun kağıt üzerinde bir plandan ibaret kalma olasılığı bulunuyor. Ancak, bu plan ABD ve Trump üzerinde bir baskının oluşmasına yol açabilir. Sorunun çözümü adına bir alternatif olarak görünme olasılığı söz konusu. Yardıma çağrılan Avrupa’nın ABD’nin değil, kendi belirlediği plan dahilinde harekete geçmesi, transatlantik ilişkilerde ise yeni gerilimlere yol açabilir.
ABD Başkanı Trump’ın NATO’yu “kağıttan kaplan” ilan etmesi ve ayrılmayı gündeme getirmesi tartışılmaya devam edecek. Hürmüz Boğazı’nda ABD’siz güvenlik planı, hem ABD’nin hedeflerine ulaşmaması hem de bölge dengelerinin değiştiği anlamına gelecek.

